Sabahattin Ali – Kürk Mantolu Madonna

Yetişkin edebiyatı ürünü olan Kürk Mantolu Madonna ölçünlü bir boyutta hazırlanmıştır. Gözleri yormayacak sarımtrak renkte bir kağıt tercih edilmiş ve kağıdın dokusu kolay yıpranmayacak hissi vermektedir. Kapakta Sabahattin Ali’nin resmi yer almaktadır. Kitabın içeriğiyle uygun bir kapak tasarımının daha dikkat çekici olacağını söyleyebiliriz. Ancak bu tercih yayımevinin eskimemesi anlamıyla Kürk Mantolu Madonna’yı klasikler arasına yerleştirdiği anlamına da gelmektedir. Kitabın arka kapağındaki metin, anlatıdan bir alıntıya ve kitap hakkında bir yoruma yer vermektedir. Bu durum okurun düşünme sorumluluğunu elinen almaktadır. Oysa okur metnin karşısına yapayalnız çıkmalı ve yönlendirici yargılardan uzak tutulmaldıır. Genel olarak basım maddelerinin ve redaksiyonun özenli olduğu düşünülmektedir.

Anlatı, ilk olarak anlatıcı karakterle tanışmamızla başlar. Daha sonra anlatıcımız olan karakter bir tanıdığı aracıyla bankada işe girer ve kimsenin önemsemediği, değer vermediği Raif Efendi’yle karşılaşır. Onda kimsenin göremediği bir şeyler olduğunu sezer. Raif Efendi’yle dostluğunu ilerleten anlatıcımız Raif Efendi ölmeden bir gün önce onun yaşamının kırılma anını anlatan defterini okur. Bu sebeple anakarakterimiz Raif’dir.

YAPITIN KONUSU

Raif, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak Almanya’ya babasının sabunhane işlerini büyütmesi amacıyla sabunculuk öğrenmeye yollanmıştır. Ancak gelecekte gerçekten bu işle uğraşmayı isteyip istemediğini bilemeyen Raif, sabunculuk işiyle çok fazla ilgilenmeyip Almanya’daki galerileri, tiyatro salonlarını ve müzeleri gezmeye başlar. Bir gün bir resim sergisinde Kürk Mantolu Madonna’nın tablosuyla karşılaşır ve yaşamının öyküsünü oluşturacak olaylara doğru sürüklenir.

Raif, çocukluğundan beri kitap okuyan ancak deneyim sahibi olmayan bir çocuktur. Bir rastlantı sonucu Kürk Mantolu Madonna’da resmedilen kadınla yani Maria Puder’le tanışır ve kendisinin de bir ruhu olduğunu kavrar. Maria Puder ise deneyimli ancak insanlara karşı güvensiz bir kadındır. En sonunda Raif’e güvenecek ve Raif Türkiye’ye dönmeden önce evlenmek üzere sözleşeceklerdir.

Raif Türkiye’ye döndükten bir süre sonra mektuplarına cevap alamamaya başlayınca Maria Puder’in kendisini aldattığını düşünür ancak gerçekte Maria Puder daha önce kendilerinin yakınlaşmasını sağlayan hastalığının tekrar nüksetmesiyle ölmüştür. On yıl boyunca bir yalana inanan Raif, gene bir rastlantı eseri kendisinin Maria Puder’den bir çocuğu olduğunu ve Maria Puder’in öldüğü için cevap yazamadığını öğrenip yaşamak için bir sebep bulamayacaktır.

Yapıt, rastlantısallık ögesine fazlaca yer verse de insan yazgısının pamuk ipliğine bağlı olduğu duygusunu okurun belleğine aktarmayı başarmaktadır. Bir taraftan da yalnızca okumanın insanı yarım bıraktığını ve deneyim kazanmadıkça söz gelimi aşık olmadıkça bir romanı okumanın eksik kalacağını duyumsatmaktadır.

İnsanın yaşamda mutlu olabilmesi için eş ve iş seçimine ilişkin kararlarının çok önemli olduğunu da genç okura sezdiren Kürk Mantolu Madonna, Raif Efendi’nin evine ve kızlarına karşı yaşadığı yabancılaşmayı çarpıcı bir biçimde anlatmaktadır. Bu durum kitapların yaşamdan soyutlanmış, üzerine soyut düşünceler üretilen nesneler olarak değil bilakis somut yaşam gerçekliğinden üretilmiş, harekete geçirici somut bir yaşam ürünü olarak algılanması gerektiğini hissettirmektedir.

Yapıtta kendinde bir ruh olduğunu düşünmeyen Raif’in Maria Puder’le karşılaştıktan, aşık olduktan sonra yaşadığını hissetmesi, Raif’in devingen bir karakter olduğunu; insanlara güvenemeyen Maria Puder’in ise sonunda Raif’e güvenmesi Mari Puder’in de devingen bir karakter olduğunu göstermektedir. Ancak anlatının sonundaki rastlantı hariç diğer yan karakterler anlatıya hizmet etmekten uzak dekor olarak kullanılmış karakterler izlenimi vermektedir.

Sabahattin Ali

Sabahattin Ali merak duygusunu dengeli bir biçimde vermiş, okura kitabın sonunu merak ettirmiş, bunu yaparken beş duyuyu da sıklıkla kullanmıştır ancak sözcük seçimleri konusunda dil duyarlığı gösterdiğini söylemek olası değildir. Her ne kadar dilimizin bir engele takılmadığı akıcı tümcelerle karşılaşsak da kullanılan eskil ya da yabancı kökenli sözcükler gözden kaçmamaktadır.

Bu girdi, Ankara Üniversitesi’nde Prof. Dr. Sedat SEVER’in Türkçe Eğitimi Doktora programında yürütmüş olduğu Öğretici ve Yazınsal Metin İncelemeleri dersi için hazırlamış olduğum incelemenin sonuç bölümüdür. Bu dersten çıkardığım sonuç puanlama sistemini de değiştirmem gerektiğidir ama onu da zaman bulunca yaparım artık sevgili okur.

Yorum Yap!

Lütfen yorum bırakın!
Adınız