John Steinbeck Gazap Üzümleri

Gazap Üzümleri yapıtını tam da dünyanın ve ülkemizin göçmen sorunlarıyla uğraştığı bugünlerde okumak gerektiğini düşünüyorum. Steinbeck, romanında Amerika’da toprak sahibiyken bankadan kredi çekmek zorunda kalan, borcunu ödeyemeyince de kendi topraklarında işçi durumuna düşen insanları anlatıyor. Ancak Sanayi Devrimi’nin acı yüzü traktörün gelişiyle bu insanları, işçi konumundan da uzaklaştırıyor ve bir fazlalığa dönüştürüyor.

Mecazen değil somut olarak yiyecek ekmek bulabilmek için batıya göç etmek zorunda kalan bu insanlar, döküntü arabalarına koca bir evi yüklüyor ve iş bulma umuduyla binlerce kilometrelik otoyollara düşüyorlar. Gittikleri yerde ücretleri düşürdükleri, yoksul ve pis oldukları gerekçesiyle istenmedikleri ise bir gerçek.

Acı, ortaya çıkaran arkasındaki temel sebep ne olursa olsun aynı insan gerçekliğinden besleniyor. Gazap Üzümleri’nde Joad ailesinin yaşamıyla tanıklık ettiğimiz buhran ve göç sorununun bir benzeri bugün bizim topraklarımızda yaşanıyor. Gaziantep’te Joadların külüstür Chevrolet’ine benzer eski model Samand arabalarla göç eden, iş arayan, hayatta kalmaya çalışan Suriyeli insanları anımsıyoruz okudukça. Fark ediyoruz ki gömenlere ya da mültecilere kızmak onları göçmenliğe, mülteciliğe zorlayan gerçek sorumlularla kavga etmekten kaçmak oluyor aslında. Düşünsel ya da milliyetçi kaygılarla mültecilere saldırmak nefret söylemlerinde bulunmak korkunç birer hata.

Dolayısıyla defolsun gitsinler demeden önce az düşünüp göçmenliğin ve mülteciliğin ne olduğuna ilişkin aşağıdaki resme tüylerimiz diken diken olarak tekrar tekrar bakmamız gerekiyor.

Gelelim kitabın yazınsal yönüne

John Steinbeck Amerika’nın Yaşar Kemal’idir.

Neden John Steinbeck Amerika’nın Yaşar Kemal’i? Bir kere yazınsal yapıtları yarıştırmak doğru değil ama Yaşar Kemal ve özelinde İnce Memed o kadar büyük bir yazar ve anlatı ki ondan sonra okuduğunuz her yapıtı Yaşar Kemal ile tanımlıyorsunuz. John Steinbeck de toplum durumunu bir yaşam gerçekliğiyle anlatması ve bunu Amerika’nın en iyi yapan yazarlarından olması sebebiyle onların Yaşar Kemal’i. He bence Yaşar Kemal John Steinbeck’den iki gömlek üstün ama böyle kıyaslamalar yapmak doğru değil.

Yalan yok anlatı ilk 100 sayfasıyla sizi içine almakta biraz zorlanıyor. Diyaloglar ve karakterlerin öyküleri gereğinden uzun. Ancak sonrasında anlatı bir anda bütün tırnaklarıyla sizi yakalıyor ve bitene kadar öykünün içine hapsediyor. Gazap Üzümleri için okurunu seçen sabır isteyen bir kitap dememiz yanlış olmaz.

blank

Anlatı bir bölüm ülkenin genel durumunu ve atmosferi, bir bölüm de Joad ailesinin hikayesini anlatan bir biçimde ilerliyor. Böylece ülkenin durumunun anlatıldığı bölümlerde okura bu okuduğunun gerçek bir yaşam durumu olduğu sezdiriliyor ve öykünün arasına girmesi, onunla beraber büyümesiyle de Joad ailesinin öyküsüne ilişkin merak duygumuzu kamçılıyor.

Gazap Üzümlerinin Sonu

Bütün bir 500 sayfayı sadece Gazap Üzümleri‘nin o muhteşem sonuna tanık olmak için bile okurum ben sevgili okur. Sonundan çok haber vermek de istemiyorum ancak. Romanın sonu dünya yazın tarihinin en çok esin veren (bana sorarsanız Parasite adlı Kore filminde bile esintileri var) ve son haliyle her şeyini kaybetmiş bir insanın her şeyini kaybetmiş başka bir insanı kurtarmasının dolayısıyla insanlığı kurtarmasının tek yolunun gene insanın kendi içindeki bereket ve sevgiyle olanaklı olacağını haykırıyor. Kitap bitince insan oldukça ve insanlığa güvendikçe bu düzenin böyle gitmeyeceğini ve eninde sonunda gerçek gücün insanlara ait olduğunu ve insanların bu gücü bir gün mutlaka ellerine alacaklarını düşünüyorsunuz.

NOT: Öne çıkarılmış görsel Barnes&Nobles’ın bastığı Gazap Üzümleri’nin kapak görselidir.

Yorum Yap!

Lütfen yorum bırakın!
Adınız