Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

Ben Bugün Bunu Öğrendim köşesi, bugün acı çekilerek öğrenilmiş kıymetli bir bilgiyle karşınızda. Gene hikayeli mikayeli bir blog gönderisi olacak ama sağlık için elzem olduğunu düşündüğüm inanılmaz bir bilgi paylaşacağım. Daha önce “Yanığa Ne İyi Gelir? yazısında bahsettiğim yumurta akı mevzusuna bakın. Buraya yazdığım her şey acıyla öğrenilmiş denenmiş işe yarar yöntemler(tamam bir ara akademik ispatını sunan makale de ekleyeceğim). Ancak bugünkü böyle gündelik bir problem de değil.

Sağır oldum sandım sevgili okur!

Türkiye’nin sınırı olan illerinden birinde görev yapıyorum. Kız arkadaşım da denize kıyısı olan başka bir uç şehirde görev yapıyor. Yüksek lisansım da gene denize kıyısı olan bambaşka bir şehirde. Bu üç şehrin de harita üzerinde birbiriyle ilgisi yok. Lakin ben düzenli aralıklarla hepsine gidiyorum. Bu yüzden sık sık uçak yolculuğu yapıyorum. Laf olsun diye demiyorum harbiden sık sık. -biriken millerimle güzel şeyler alacağım o ayrı konu- Ancak bir yerde vücut artık bu tempoya dayanamadı sevgili okur. Yüksek Lisans için gittiğim şehre ayak bastığım gün benim boğaz gıcığı yerini korkunç bir öksürüğe bıraktı. Bir iki gün sonra da baya yatak döşek hasta oldum. Ama pazartesi günü görevimin başında olmam gerektiği için hemen dönüş uçağına bindim ve yola çıktım. Hastalığım bırakın iyileşmeyi iyice artıyordu tabi. Uçak kalkarken bir sıkıntı yoktu, havadayken de her şey normaldi ancak inişe geçtiği an benim kulaklar iptal oldu. Anonslar  dahil hiçbir sesi duyamamaya başladım ve kulaklarım neredeyse patlayacak gibi ağrımaya başladı. Korkmama ve heyecanlanmama rağmen sakinliğimi korudum. Uçağa her bindiğimizde yapılan bu anonsları neden bu kadar sık tekrarladıklarını anladım: “Beklemeniz halinde kabin ekibimiz yardım edecektir.” gibi birşeyler söyleniyordu hep. İkaz düğmesine bastım ve uçak inip boşalana kadar bekledim. Ardından yanıma gelen hosta soruyorum ama bir taraftan da bağırıyorum sizi duyamıyorum yardım edin diye.

Bana bir su verip sakinleştirdiler, durumu izah ettiler. Meğer üst solunum yollarıyla alakalı bir sıkıntınız varsa önünü alamayacağınız kadar çok gripseniz falan uçağa binmemeniz gerekiyormuş. “Bizim nezleyken uçağa binmemiz yasak” dedi, host. “Rapora falan gerek olmadan bizi böyle görürlerse direk uçurmuyor aşağıda bırakıyorlar.” dedi. “E peki” dedim. “Çok az duyuyorum bu ne zaman geçecek(kulakları az duyan bir dede gibi bağırarak)?” İki üç saat de sürebilir iki üç günde! Hastalığınızın durumuna bağlı” dediler. Bende bunun üzerine valizimi alır almaz fırladığım gibi direk hastaneye gittim. Sen bitmişsin serum takıp durumunu gözlemleyelim dediler. Ben dedim kendi isteğimle damar yolu açtıramam, ağlarım dedim. Evde kedim bekler dedim. Yapmayın etmeyin dedim. İki gün istırahat raporu aldım ve evde dinleniyorum.

Hülasa öksürüklü, gripli, nezleli ne bileyim kulak burun boğazla ilgili bir şikayetiniz varken o rahatsızlık geçene kadar uçağa binmeyin. Çok ciddi söylüyorum binmeyin. Bu işin şakası yok.

Hepinize yakşanlar diler ve sağlıklı günler temenni ederim. Sağlık önemli lan.

NOT: Vallahi genç kız bloğuna döndü. Olsun napalım kendimizi durduracak değiliz(bu da tam Fırat Budacı çakması bir slogan oldu ama öyle hastayım ben, anlayın beni).

Kimim kimsem yok evde kedişimle takılıyoruz. Aslında fotoğraf falan da ekleyecektim de iyice vıcık vıcık bloğa dönmesin diye eklemiyorum.

Başka Makale Yok