GİRİŞ NOTU: Makale, New York Times yazarı Ramit Sathi tarafından Cnbc’nin finans bölümünde yayımlandı. Kendisiyle Serdar Kuzuloğlu’nun bir paylaşımı sayesinde karşılaştım. İlk okuduğumda çok “kapital” ve acımasız bir makale olarak değerlendirmiştim ancak bakış açısını değiştirip yeniden yorumlayarak okuyunca haklı olduğu bölümler var. Özetlemeli bir yaklaşımla çevirdim. Yorumumu sonraya saklayacağım sevgili okur, en çok orayı okumanı isterim. Ramit’in makalesi:

Değişim, yaşamın değişmez ilkesidir. Yıllar içinde nasıl giyindiğimiz, ne yediğimiz, nerede yaşadığımız, arkadaşlarımız sürekli değişir. Ancak şaşırtıcı bir biçimde gelir düzeyi yükselen insanlar zamanı ve parayı kullanma biçimlerini değiştirmekte direnç gösterirler.

Yılda 750 bin dolar kazanan bir arkadaşım var. İşini çok seviyor ve her aradığımda çok meşgul olduğunu söylüyor. Bir gün onu ziyarete gittiğimde yorgun, bitkin mutfak tezganın yanındaki sandalyede oturur biçimde buldum. Tezgahındaki çantaları işaret ettim, “Yeni market alışverişinden döndüm.” dedi.

Kısa bir duraklamadan sonra “Neden market alışverişini ve benzeri işlerini yapmak için birini tutmuyorsun ki?” diye sordum. Deliymişim gibi bakarak birine alışveriş yapması için para ödemenin ne çeşit elitist ve kibirli bir davranış olduğunu aktardı.

Zaman ve Para Çıkmazı

Zaman satın almak, bir işletme sahibi olarak öğrendiğim ve en çok değer verdiğim konulardan biridir. Eğer iyi gelirinizin olduğu bir işe sahipseniz ve sevmediğiniz hatta nefret ettiğiniz halde yemek yapmaya, bulaşık yıkamaya ve temizlik yapmaya devam ediyorsanız bunu paradan tasarruf etmek için yaparsınız ancak zamanınızı harcamış olursunuz. Halbuki gerçekte parayı zaman kazanmak ve keyfini sürmek için elde etmeye çalışırız.

Çoğu varlıklı insan yetiştirilme sürecindeki bilgilerden kaynaklı olarak kişisel yaşamlarını bu konuda değiştirmekten kaçınırlar.

Birinci Sınıf Uçak Bileti Almak Kibirli Bir Davranış mıdır?

Eskiden birinci sınıfta bilet alan insanların uçak aynı yere gittiği halde neden bu kadar çok para ödediklerini düşünür, bunu aptallık olarak değerlendiririm. Ancak anladım ki yılda 40 bin dolar kazanan bir insanın bir bilete 5 bin dolar vermesi aptallıktır fakat 500 bin dolar kazanan bir CEO için zaman yönetimi ve konfor açısından en verimli seçenek birinci sınıftır.

Zamanı geri almak için başka insanlara para vermek ve iş yaptırmak çoğu insana doğru gözükmese de aslında gündelik hayatımızda da düşünmediğimiz halde bir çok yerde aynı davranışı sergileriz.
Söz gelimi:

• Eve gidip yemek yapmak yerine restorana gideriz
• Arabanın yağını kendimiz değiştirebileceğimiz halde değiştirmesi için servise götürürüz.
• Toplu taşıma yerine taksi kullanırız.

Altta yatan anlattığımla aynı düşüncedir. Hepsi de zaman satın almakla ilgilidir. Örneğin spor yapmak ve vücudumu şekle sokmak istiyorum, bunun için onlarca kitap okuyabilir zamanımın büyük bir bölümünü beslenme önerileri araştırmakla geçirebilirim ancak kişisel antrenör tutmanın daha verimli bir yol olduğunu bilirim.

Zaman Satın Almak Ne İşe Yarayacak?

Her hafta üç saat kazandığımızı düşünüyorum. Bu üç saat içinde ailemizle vakit geçirebilir, sinemaya gidebilir, hobilerinizle ilgilenir, video düzenlemesi yapabilir, kitap okuyabilirsiniz. İş sahiplerinin bulaşık yıkamak, alışveriş yapmak, ödemelerini yapmak, elektronik postalarını kontrol etmek yerine bu işleri üstlenecek bir çalışan almaları zamanlarını onlara geri verecek bir yöntem olabilir.

EN ÖNEMLİ SON NOT

Yüzeysel bir okumayla zamanı bu kadar çok hesaplayarak yaşamak biraz hastalıklı bir durum. Daha önce Maiotik’te incelediğimiz Michael Ende’nin Momo adlı romanındaki duruma benziyor bu durum. Momo’da da hesaplaya hesaplaya insanlardan çaldıkları (insanların tasarruf ettiğini sandığı) zamanla yaşayan gizli bir örgütün sembolik bir dille aktarıldığı bir macera anlatılıyordu. Yukarıdaki hesaplamalar eleştiriliyordu.

Ancak derinlikli bir okumayla aslında Momo’nun zamanı sevdiklerimiz için kullanmalıyız iletisine benzer bir ileti çıkıyor ortaya. 21. yüzyılda aslında yalnızca bize vakit kazandıran ürünleri satın alıyoruz. Netflix ve Spotify gerçekte yalnızca kolaylık ve zaman satıyorlar. O telefonlara ve bilgisayarlara o paraları verip bu servislere para ödemekten kaçınmak saçma.

Yaşamda zamandan daha değerli bir şey yok. Yeryüzünün demokratik olarak dağıtılan ve herkes için eşit bir biçimde ilerleyen tek şeyi zaman kavramı. Kimse fazladan zaman alamaz, önden zamanını harcayamaz ya da kredi çekemez. Bu sebeple onu daha iyi planlamanız gerekir. En zenginimiz zaman yönünden en varlıklı olanımızdır.

Tamam biz de varlıklıyız buradaki önerilere uyalım, işlerimizi para vererek başka insanlara yükleyelim. O insanların da zamanı gereksinimi yok mu? Elbette var. Ancak o da onun işi o da zaman tasarruf etmek için yollar bulacak. Sadece birini çalıştırmak ya da çalıştırmamak da değil olay, ücretli otomasyon sistemler var. Market alışverişini internet üzerinden yapabileceğimiz bir duruma geldik. Bu servileri komisyon ödeyerek kullanmak çok mantıksız değil. Söz gelimi market alışverişimi 5 lira komisyonla internet üzerinden yapmak bana neredeyse bir buçuk iki saat zaman kazandırabilir.
Ben de o zamanda arkadaşlarımla eşimle dostumla konuşurum. Gökselin de dediği gibi konuştukça azalır derdim korkum. İlginç makale ilginç düşünerek bir daha okumak lazım.

Kendinize iyi bakın.