Yıl 1964, Türkiye 30 Milyon

Yıl 1964, Türkiye 30 Milyon
Yazıyı puanla!

Yıl 1964, Türkiye nüfusu yaklaşık 30 milyon ve köy nüfusu bir hayli çok.

Yine aynı yıl Robert Koleji İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Peter Franck’ın yaptığı bir anket var. İlgimi çekti, sizlerle de paylaşmak istedim. Nacizane kendim de yorum kattım günümüzle kıyaslayarak.

İyi okumalar…

 “ Köylü nüfusunun dörtte üçünden fazlasına göre, şehir hayatı çocuklara daha iyi imkan hazırlayan, daha yüksek gelirlerin sağlanabileceği ve daha mutlu yaşama şartları veren bir ortamdır. Köylünün yarısı, bir insanın başarıya ulaşabilmesi için üniversite tahsilinin şart olduğuna inanmaktadır. (…) Beşte biri, öğretmenlik mesleğini hepsinden fazla arzulamaktadır. Yedide biri, doktorluğu ve yalnız yirmide biri çiftçiliği gelecek nesiller için en arzulanacak meslek olarak düşünmektedir. (…) Evlatlarını daha iyi yaşama ortamına hazırlamak çabası içinde bulunan köylülerden yarısından çoğu kültürel eğitimi din eğitiminden üstün tutmaktadır.”

Anketin üzerinden 53 yıl geçmiş. Nüfus yaklaşık 80 milyon ve köy nüfusu artık şehir nüfusunun yanında bir hayli az. Tek tek değerlendirmeye çalıştım;

  1. 1964 yılında köy halkına göre şehir hayatı çocuklarına daha iyi imkan hazırlayan ve daha yüksek gelirlerin sağlanabileceği hatta daha mutlu yaşam şartları sağlayabilecekleri bir hayat. Günümüzde ise şehir hayatı özellikle büyük şehir hayatı mecburiyetten kalınan belki de sadece alışkanlık haline gelen bir şey. Hatta bu yüksek gelirli birçok insana göre de böyle. Gerçi yüksek gelir sahibi olmak için de hınca hınç dolu şehirlerde müthiş koşuşturmalar ve mobbing üstadı patronlara dayanıklılığınızın olması gerekiyor. Mutlu olmak mı? Bu şartlara rağmen mi?
  2. 1964 yılında köy halkı başarıya ulaşılabilmede üniversite tahsilinin şart olduğunu düşünüyor. Günümüzde her ilde bulunan ve boş kontenjanlar sebebiyle fizik, kimya, biyoloji neti olmadan da eğitim fakültesinde Fen Bilimleri Öğretmenliği okuyabileceğiniz (bizzat şahidim) üniversiteler dolu. Başarıya ulaşmanın en çok da parayla ve sahip olunan gayrimenkullerle ölçüldüğü günümüzde üniversite çok da önemli değil. Ya yürü ya kulumu duyacakmışın(!) ya da işini tutturacakmışın ya da yolunu bulacakmışın.
  3. 1964 yılında köy halkının yüzde yirmisi öğretmenlik mesleğini arzulamakta. Sanırım o zamanlar daha şahsiyetli bir meslekti. Günümüzde daha çok kadınlar için tavsiye edilen, evine erken gidersin, üç ay tatilin var cümleleriyle süslenen bir meslek. Yeterlilik sınaması ise hak getire!
  4. 1964 yılında köy halkının sadece yüzde beşi çiftçiliği gelecek nesiller için arzulanacak bir meslek olarak görüyor. Hepsinin ellerinden öpmek lazım değil mi? Müthiş bir öngörü. Buna sadece meslek bilinci ve maddi kazanç açısından bakmamak lazım. Toprağa bağımlılığı asla yadsınamayacak insanoğlunun toprakla ilgili bir mesleğin hiçbir zaman yok olmayacağı bilincine varmasının üstünlüğüdür bu. Gerçi günümüzde artık bir emeklilik hastalığı olarak karşımıza çıksa da toprakla uğraşmak; büyük şehirlerde yok olmuş hayatlarda değil de zamanında bilmem nereden yazlık sahibi olmuşların uğraşı halinde. Fakat bunun yanında çok erken yaşlarda şehirlerden ve insan kalabalığından kaçıp kendilerini toprağa adayan, bu şekilde gelir ve istihdam sağlayan insanlar da çoğunlukta günümüzde.
  5. Geldik en önemlisine. 1964 yılında köy halkının yarısından çoğu kültürel eğitimi din eğitiminden üstün tutmakta. Günümüzde biz burada hata yaptık. Dini bir türlü şahsi vicdanlara bırakamadık. Kullandık, toplumlara atfettik, şart koştuk, ön koşullaştırdık, sembolleştirdik ama bir türlü şahsi vicdanlara bırakmadık. Bugün kültür denen dev kavramı sadece inançlarımızla bağdaştırmaya çalışıyoruz. Buna göre okuyor buna göre sohbet ediyor ve tahsil görüyoruz.

Maddeleştirdiğim tüm düşünceler şahsıma aittir. Sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir