Sleeping Dogs (Oyun İncelemesi)

Sleeping Dogs (Oyun İncelemesi)
Yazıyı puanla!

Açık dünya oyunlarıyla ilk tanışmam komşunun bilgisayarında gördüğüm, şimdi mobil oyun haline dahi gelen Grand Theft Auto 3 ile oldu.

GTA 3’ü komşunun evinde GTA Vice City’i ise babama daireden verdikleri laptopta bitirmiştim. O gün bugün, açık dünya adına ne varsa Total Overdose’dan tutun, Test Drive’a, Driver serisinden tutun, Need For Speed’in Underground yada Rivals gibi oyunlarına, Red Dead Redemption’dan, Asassin’s Creed serisine, San Andreas’a, Gta IV’e, GTA V’e kadar adını sayamadıklarım da dahil bulup öğrendiğim bütün açık dünya oyunlarını oynadım. Öyle ki olmayan paramla sırf GTA V oynamak için Xbox 360 aldığımı ve oyunu bitirdikten Xbox’ı sattığımı bilirim.

Bugün ise yeni açık dünya oyunu keşfim Sleeping Dogs’u inceleyeceğiz. Sleeping Dogs, Hong Kong’da geçen polisiye bir hikaye. Ana karakterimiz Wei Shen, geçmişteki kişisel mevzuların da etkisiyle Hong Kong’daki suç şebekesine sızıp bu şebekeyi çökertmeye çalışan gizli bir polis. Yani yeraltında bilinen adıyla bir köstebek; Ama böyle deyince çok amerikanvari duruyor akıllara 2006 yapımı The Departed filmi geliyor. Bizim kültürümüzde ise bunun Polat Alemdar gibi daha çılgın bir karşılığı var. Hikaye biraz Polat’ın Türk mafyasını bitirme hikayesiyle paralel(Kabul edelim hepimiz en az bir kere Kurtlar Vadisini seyretti zamanında).

Ancak Bizim Wei Abimizde her köstebeğin yaşadığı çelişkileri yaşıyor, arkadaşlık ve aile kavramının yeraltı dünyasında ne demek olduğunu öğreniyor ve kendi kaderini çizmeye başlıyor.

Oyunun kontrollerine alışmak mesele. Konsollar için tasarlanan oyunların bilgisayar versiyonlarında GTA gibi çok ciddi ve herkesin beğenisini kazanmış yapımlar dışında bilgisayar kontrolleri genelde pratik değil; Rockstar Games’in elinden çıkan başka bir açık dünya oyunu sayılabilecek Bully’de de öyleydi. Kamera açıları bazı noktalarda saçmalaşıyor, bazı hareketlerinize oyun geç tepki veriyor ama olsun. Bunun dışında oyun içinde zorluk ayarının bulunmaması ve bazı bölümleri elli kere deneyerek geçmeniz gibi handikaplar da var ancak tecrübe puanıyla gelişen dövüş becerileri, ilerleyebilen özellikler oyuna eklenmiş güzel detaylar arasında.

Grafikler 2012 yılında çıkmış bir oyun için çok yeterli görünmedi bana; ama o grafiklerle dahi atmosfer yaratmayı çok iyi başarmışlar, hava durumuna göre koşulların değişmesi de muhteşem. Söz gelimi hava yağmurluyken araçlar daha fazla kayıyor ya da Wei Abimizin ve etraftakilerin tişörtleri yamyaş oluyor, bunun gibi birçok detay… Oyunun zaman döngüsü içerisinde gündüz de var ancak senaryonun nasıl denk geliyorsa genel olarak gece geçtiğini söylemek mümkün. Benim gibi  “Gündüz olsun, sabah olsun hayrolsun” düşüncesi içinde olanların oyunun ekran parlaklığını son haddine getirerek oynamasını tavsiye ediyorum.

Diyor ve senaryosunun da klişeleşmiş finallere rağmen tatmin edici düzeyde, yeterince uzun oynama süresi vadeder bulduğumu belirtip bir incelemeyi daha burada bitiriyorum. Hayrını görün.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir