Sıradışı Bir Tasarım: Bulut Şemsiye

Bulut Şemsiye, Toer Stüdyosu tarafından meydana getirilmiş yaratıcı bir yaz projesi. Tasarım harikası bulut, güneşi görür görmez yirmi saniye içinde otomatik olarak açılıyor ve bir şemsiye görevi görüyor.

Bu nasıl oluyor? derseniz. Bunu yapan abiler şemsiyenin üstüne bir sensör ve küçük de bir güneş enerjisi paneli entegre etmişler. Güneş enerjisiyle çalışan bulut da bu sayede otomatik açılma ve güneş gidince otomatik kapanma özelliği kazanmış.

Gelelim hakkındaki yorumuma, tasarımın güzel görünmesi hatta bence muazzam olması bir ürünü iyi yapmaz sevgili okur. Her ne kadar tanıtım videolarında inanılmaz bir şey yaptıkları izlenimini uyandırmaya çalışsalar da videonun sonundan da anlaşılacağı üzere durum komik; çünkü ürün işlevsel değil. Tasarımı gereği gölgesi o kadar alakasız ve küçük bir yere düşüyor ki aletin attığı taş ürküttüğü kurbağaya değmiyor.

Faydalanılmaz bundan, he ama sanat galerisinde sergilenir mi? Mis gibi sergilenir. Nasıl baktığınızla alakalı.

Çağdaş Sanatlar

Çağdaş sanatlar hayli ilginç. Görsel olarak oldukça sıradışı eserler ortaya çıkıyor ve kimileri işe yaramaz olarak nitelendirse de belleğin sınırlarını genişletmeye yarıyorlar. Daha önce kafamızda kurulmamış bağlantılar kurmak açısından çizgi üstü işler ortaya çıkıyor. Çağdaş sanat da biraz çağdaş şiire benziyor ilk bakışta tam olarak kavranamayan ancak derinlikli düşününce kendini ele veren ya da birkaç farklı açıdan birkaç anlam barındıran yapıtlar.

Sanat çok anlamlılıkla kurulu bir şey zaten. Tamam bazı yapıtlar gerçekten anlamsız olabilir ve çağdaş sanatın bu çok anlamlılık ve kapalılık özelliğinden yararlanarak saçmalaşabilir ama önemli olan duyularınıza haz vermesi sevgili okur. Duyularınıza haz veriyorsa bir sanat yapıtı. Bu bir şiir, roman, mimari yapıt, yontu ya da sinema filmi olabilir gerisini çok önemsememek gerekiyor. Bence sanatın sanat olarak tanımlanabilmesi için duyularımıza haz vermesi yeterli. He nitelikli sanat söz konusu olunca belki tartışırız ama sanatın olayı insan duyularına seslenmesinde bana sorarsanız. Bakın duygu demiyorum duyu diyorum onun da altını çizerim.

NOT: Yıllardır “attığı taş ürküttüğü kurbağaya değmiyor” deyimi tümce içinde kullanmayı arzulardım. Bugüne kısmetmiş.

Görüşürüz.

Yorum Yap!

Lütfen yorum bırakın!
Adınız