Merhaba sevgili okuyucu, merak etme heyecanımızı kaybetmedik. İnsanın ele ele vererek yaşanmaz hale getirdiği dünyayla uğraşıyoruz. Deniz herkesinken arasına sınırlar çizdik. Doğa herkesinken onu arsa arsa bölüştürüp sattık. Yaşamak için bir bahçeden fazlasına ihtiyaç duyduğumuza ikna edildik. İş bulduk kredi çektik. Yaşanmaz hale getirdik yani ne zaman güzel bir film izlesem bu hisse kapılıyorum çünkü.

Maiotik’in olayı da ondan bundan bahsederken arka planda bu gerçekleri sürekli hatırlatmak. İş, güç yaza yaklaşırken yoğunlaştı o yüzden yazamıyoruz, başka başka işlerle boş yere çalışıp didinip uğraşıp duruyoruz. Lakin ileride dağıtım ajanslarıyla anlaşarak dergi çıkarmak gibi fikirlerimiz dahi var. Bırakmıyoruz yani. Bırakmayacağız.

Diyor ve bugünkü malumatfuruş konumuza geçiyoruz.

Pokemonlar!

Bir dönem fırtınalar gibi esen çocukluğumda kendini çarizard sanıp camdan atlayan çocuk hikayeleriyle sarsıldığım, sırf bu çocuklar yüzünden yayından kaldırılan efsane dizi. Arkasında yıllar süren bir pedagojik araştırma bulunan yayınlandığı yıllarda pazarlama ürünleriyle beraber resmen birkaç milyar dolarlık piyasa oluşturan o seri: Pokemon!

Geçenlerde öğrendim ki: Başlarda oyun olarak ortaya çıkan bu pokemon fikri, hayali varlıkların bulunduğu dünyadan öteymiş. Bu pokemonların hepsi gerçek birer canlıya atıfta bulunuyormuş aha da yukarıda listesi var.

Diyor ve bu girdiyi böyle çat diye burada sonlandırıyorum.

Kendine iyi bak sevgili okur.