Mussolini’nin İzinde Roma Mimarisi

Roma, gerçekten çok eski bir kent. Bugün bile yaşı 2800’ün üzerinde yüzlerce bina var. Bu sebeple gerçekten de Roma sokaklarında yürürken kendinizi 8. yüzyılda hissedebilirsiniz. Yazımız bu muhteşem kente aynı zamanda bir mimar olan Benito Mussoli’nin bıraktığı izleri incelemeye çalışacak. Karşınızda Mussolini’nin izlerinde Roma Mimarisi.

Klasik Roma kenti 1. yüzyıl ile 4. yüzyıl arasında inşa edilmiş. 4. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar Hristiyanlığın etkisini yoğun olarak hissettirdiği bir dönem olmuş. Bizans, Rönesans ve Barok dönemi eserleri bu yüzyıllarda yapılmış. Mussoli’ni ise İtalya’nın yeni ve çağdaş zamanlarını temsil edecek üçüncü bir Roma dönemi oluşturmak istemiş ve bu sebeple Roma mimarisi üzerinde belirgin etkiler bırakmış.

İtalya’da 1922 yılında başbakan olduğunda 39 yaşında olan Mussolini, Antik Roma İmparatorluğu’nun yapılarını restore etmek ve herkesin eşit olduğu sosyalist bir ütopyayı gerçekleştirmek hayali kuruyormuş. Gerçi sonradan bu düşüncesi mutasyona uğrayarak totaliter bir kabusa dönüştü ancak ilk düşünce buymuş.

1934 yılında şehrin önemli yapılarından Via dei Fori İmperial’in yakınlarındaki 4. yüzyıldan kalma Maxentius Bazilikası’na gümüşten ve bronzdan yapılma beş harita koymuş.

Birinci harita, Roma İmparatorluğu’nun doğuşunu,

İkinci harita Roma İmparatorluğu’nun genişleme dönemini,

Üçüncü harita Roma İmparatorluğu’nun Augustus dönemini,

Dördüncü harita Roma İmparatorluğu’nun 3. yüzyılda Trajan yönetiminde ulaştığı en geniş dönemi yansıtmakta.

Beşinci harita ise Mussolini’nin içine Arnavutluk, Hırvatistan, Balkanlar, Fransa’nın bir kısmı, Yunanistan, Doğu Afrika, Tunus, Libya, Mısır, Sudan, Etiopya ve Somaliyi topraklarını da alan devasa hayalini anlatıyor.

MUSSOLİNİ

Sonunda biliyorsunuz 1934 yılında Libya’yı 1936 yılında Etiopya’yı ve 1936’da Arnavutluğu işgal etti kendisi ama geri kalanını asla başaramadı.

Fotoğraf 1936 yılında çekilmiş. Bu haritaların dördü hala aynı yerde. Beşincisine senelerdir ulaşılamıyordu ancak 2000’li yıllarda onu da bir depoda buldular sanırım.

28 Nisan 1945’te Mussolini ve metresi Clara Petacci kominist partizanlar tarafından yakalanıp ölüdürlüyorlar. Mussolini öldürüldüğünde 61 yaşında ve Roma’nın çehresini sonsuza kadar değiştirecek sayısız iz bırakmış. Yüzlerce binayı yok etmiş, binlerce insanı yerinden etmiş.

1940’lı yıllarda Mussolini bir taraftan gazete haberleri, afişler, filmler ve askeri gösterilerle faşizmi pekiştirirken bir taraftan da Roma’ya faşizmin büyüklük tutkusundan gelen geniş bulvarlar ve caddeler inşa ettiriyordu. Roma mimarisi için bu dönüşümüne zemin hazırlayan akıma ise ironik bir biçimde rasyonalist mimari akım denildi.

Rasyonalist mimari aslında esinlerini 1909 ve 1914 yılları arasında popüler olan fütürist mimariden alıyordu. Futurist mimarinin düşünsel olarak vatanseverlik ve şiddet gibi kavramlarla biçimlenmesi 1. Dünya savaşında bir çok futuristin ölmesine ve akımın son bulmasına neden olmuştu. Bu sebeple rasyonalist mimari de futurizmin birçok izi var.

Söz gelimi kariyeri yalnızca 9 yıl süren Antonio Sant’Elia adındaki genç mimarın aşağıdaki gibi yapıtları rasyonalist mimarlara esin veriyor ve bu sebeple Mussolini’nin faşist Roması beton, cam ve çeliğin yoğunlukta olduğu minimalizm ilkesine göre tasarlanmış yapıtlarla doluyordu (Minimalizm dediysek boyut olarak değil tasarım biçimlenişi olarak.)

Aşağıda rasyonalist mimari akımın yarattığı faşizm dönemi yapıtlarını örnekleyen bir bina var.

Bu bina, Terragni Kardeşler olarak bilinen Giuseppe Terragni ve Attillio Terragni tarafından Sant’Elia’nın çalışmalarından esinlenerek birinci dünya savaşı sırasında ölen İtalyan askerleri anmak için yapılmış. Yapıt, geçmişin hüznünü ve aynı zamanda Mussolini’nin geleceğe ilişkin büyük ve güzel hayallerini simgeliyor.

SEMBOLLER

Bir çubuk kolayca kırılabilir, birkaç çubuk daha zor ancak onlarca çubuğun oluşturduğu bir baltayı kırmak neredeyse olanaksızdır. Yukarıdaki sembol bu sebeple yıllardır sarsılmaz gücü temsil etmek için kullanılmaktadır. Antik Roma’da hakimlerin liktor adı verilen korumalarının bu baltaları kullandığı da bilinmektedir.

Bugün gördüğümüz bir çok soyut sembolde olduğu gibi Mussolini’nin kullandığı ve faşizmle bütünleşen bu sembol de Antik Roma’dan geliyor görüldüğü üzere. Aslına bakarsanız buna benzer semboller oldukça eskiler ve insan var oldukça da yaşıyorlar. Söz gelimi gamalı haç Hitler’in Nazilerinden beş bin yıl kadar önce de kullanılıyordu. Hatta şimdilerde Almanya ve birçok batı ülkesinde yasaklanan bu sembol, Hindular ve Budistler tarafından hâlâ Tanrı’nın gücünü temsil etmesi amacıyla kullanılıyor.

Mussolini’nin izlerini Roma mimarisi üzerinde aradığımız bu yazıda Mussolini’nin iktidarıyla bütünleşen çubuklardan yapılma bu balta, İtalya’da geçmişin izlerini silmek, unutmak ya da toplumun kendisini affedebilmesini sağlamak için yasaklanmış durumda ancak şaşırtmayacak bir biçimde başka bir yerde varlığını ilginç bir biçimde sürdürüyor. Roosevelt 1945 yılında parayı değiştirene kadar Amerikan paralarının üzerinde söz gelimi. Semboller ve amblemler insanların soyut düşünme becerisi kadar eskiler.

 

Hatta bugün Lincoln’ün anısına sergilenen Koltuğunun olduğu bölümde hala bu sembol görülebiliyor.

Kimi cahil Amerikan yöneticilerin –ki televizyonlardan ve tartışma programlarından gördüğüm kadarıyla birçoğunun aptal olduğunu söyleyebilirim.- bu koltuğun başında faşizmin sembolünün önünde Avrupa’ya faşizme karşı dersler vermeye çalıştığını izlemek de oldukça ironik.

Adım adım Roma’da Mussolini’nin ve faşizmin mimari izlerini sürmeye devam edeceğiz. Yazı dizimizin kaynağını da açıkladığımız bir önceki girdisine ise şuradan erişebilirsiniz.

Yorum Yap!

Lütfen yorum bırakın!
Adınız