A password will be e-mailed to you.

İş bu içerik 2018 – 2019 eğitim öğretim yılında Ankara Üniversitesi Türkçe Eğitimi Doktora alanında Doç. Dr. Tülay Kuzu tarafından yürütülen Metindilbilime Giriş dersinden hareketle oluşturulmuştur.

DİL

Dil, insanoğlunun keşfettiğibir şey. Yaratılışından gelmeyen bir donanım. İnsanın, FoxP2 geninin geçirdiği evrim sayesinde normalde bu iş için tasarlanmamış olan yutağındaki bir kapakçığı iradesiyle kontrol etmeyi başarması ve sesleri boğumlama becerisi kazanmasıyla ilgili bir şey.

İLETİŞİM

Dilin ortaya çıkmasını sağlayan birtakım koşullar var elbette. Kimi araştırmacılar bu koşulların yalnızca doğa seslerini taklit etme ihtiyacından, kimi araştırmacılar beraber iş yapma zorunluluğundan kaynaklandığını söylemekteler. Ancak bir gerçek var ki dil, her hâlükârda iletişim kurmak amacıyla üretilmiş bir yapı.

İLETİŞİMİN ÖGELERİ

İletişimin meydana gelebilmesi için üç temel öge gerekmektedir.

Her şeyden önce bir ileti vardır. Verici, bir araç kullanarak iletiyi alıcıya aktarır. Alıcının bu iletiyi anlayabilmek için aracın kodunu çözebilmesi gerekmektedir. Somutlayacak olursak: Ahmet, Ayşe’ye okulların kapandığını söylediğinde Türkçe dilini araç olarak kullanmıştır. Ayşe’de Türkçe dilinin kodunu çözme becerisine sahip olduğundan (Türkçe bildiğinden) bu iletiyi anlamıştır.

İletişimin üç temel ögesi dışında bağlamadı verilen. İletişimin kurulduğu ortamı anlatan önemli bir ögesi daha vardır. Öyle ki iletiler bazen bağlama göre anlam kazanırlar. 

Söz gelimi

  • Dünkü maçta kalecinin canına okumuşsun.

tümcesi ile 

  • Bu nasıl kavga! Adamın canınaöyle bir okumuş.

Tümceleri düşünüldüğünde her iki tümcede de “canına okumak” sözü kullanılmasına rağmen birinci tümcede anlatılan spor müsabakası bağlamında kullanıldığı için futbolcunun başarısıdır. Diğer tümcede anlatılan gene bağlamdan çıkarabildiğimiz üzere birinin dayak yemesidir. Yukarıdaki örneklerde tümcenin kendisi, bağlamı tahmin etmemiz için gerekli bilgiyi taşımaktadır. Böyle bağlamlara dil içi bağlamdemekteyiz. Halbuki

Ali sınıfa geç kalmıştır sınıfın kapısını çalar ve öğretmenden beklediği sözcüğü duyar:

  • -gel

Hande, arkadaşına çok sevdiği bir kitabı gösterecektir ve yanına çağırmak ister:

  • -gel

Yukarıdaki iki örnekte geçen “gel” sözcüğü birinci tümcede “girebilirsin “anlamı taşırken ikinci tümcede “bir şey göstermek istiyorum” anlamı taşımaktadır. Fakat bunu yalnızca “gel” sözcüğünden anlamak mümkün değildir. Bunun gibi bağlamı tümcenin kendisinden çıkaramadığımız durumlarda buna dil dışı bağlamderiz. Bağlamı tespit etmek için dil dışı birtakım bilgilere ihtiyacımız vardır. Durum bağlamı da denilen dil dışı bağlamın dört ögesi vardır. Bunlar:

  • Bağlamı paylaşan verici ve alıcının özellikleri
  • Söylenen sözün yanında yapılan hareketler
  • Verici ve alıcının içinde olduğu fiziksel ortam ve
  • Söylenenlerin ne gibi bir etkisinin olduğudur.

Bunun dışında iletişimi kolaylaştıran yaşantı ortaklığıgibi bir durum da söz konusudur. İki yakın arkadaşın ne konuştuğunu anlamayan onlara uzak bir arkadaşın yaşadığı problem yaşantı ortaklığının eksik olmasındandır. 

Bağlam, birlikte işleyen üç ilişki üzerine kurulur. Bunlar

  • Sözcüklerin arasındaki ilişki
  • Tümceler ve fiziksel ortam arasındaki ilişki
  • Verici ve alıcının yaşantı ortaklığı ile kuruduğu ilişkidir.

Kanal ögesi ise, vericinin alıcıya bilgiyi aktarmak için seçtiği yoldur. 

METİNDİLBİLİM

İletişim kurmak amacıyla ortaya konulan ürünlerden ilki şüphesiz ki metinlerdir. M.Ö. 5. yüzyıla kadar giden metin çalışmalarının ilki sözbilimalanında gerçekleştirilmiştir. Antik Yunan’da siyasi amaçlı etkileyici söz söyleme üzerine araştırmalar yapılmış doğuda belagat, batıda retorikdenilen alan üzerine yoğunlaşılmıştır.

M.Ö. 2. ve 3. yıllarda antik metinlerin yazıya geçirildiği dönemlerde filolojik çalışmalar yapılmaya başlanmış 14. ve 16. yüzyıllarda bu metinlerin anlam kaybına uğramadan en iyi nasıl çevrileceğine dair düşünceler alanında da incelemeler yapılmıştır. 18. yüzyıldan sonra “metinlerin dilsel olarak düzenleniş biçimleri ve tümce üstü özelliklerini belirleyen anlamsal ve işlevsel kuralları”[1]ilk defa incelemeye çalışan biçimbilimortaya çıkmış ve insanların ürettiği kültüre dönük çalışmalarıyla antropoloji de metindilbilimin kurulmasına ön ayak olmuştur. Ancak çağdaş metindilbilimin kurulmasını sağlayan şey, tümce yapılarıyla uğraşan üretimci dönüşümlü dilbilgisigibi kuramların yetersiz kalmasıyla tümce üstüne yönelmek gerekliliğinin ortaya çıkmasıdır. Metinin anlamının metnin bütünüyle ilgili olduğu düşüncesi üzerine 19. yüzyılın ikinci yarısında bugünkü metindilbilimi başlamıştır.

Metindilbilim, kimi ülkelerde neredeyse 19. yüzyılın sonlarına kadar söylem çözümlemesininbir alt alanı olarak görülmüş kimi zaman da söylem çözümlemesi ile eş anlamlı kullanılmıştır. Ancak son 15 – 20 yıldır metin dediğimiz şeyin söylem çözümlemesinden farklı bir kavram olduğu tespit edilmiş metindilbilimin yalnızca biçimsel yapılarla ilgilenmenin ötesine geçerek söylem yapılarıyla da ilgilenmesi bu iki alanın birbirine içkin bir hale gelmesiyle kavram karmaşası giderilmiştir. 

METİN

Metin, belirli bir bildirişim bağlamında bir ya da birden çok kişi tarafından sözlü ya da yazılı olarak üretilen bir dil dizgesi bütünüdür.[2]Ancak metindilbilim ve söylemdilbilim arasındaki kavram kargaşasının bir benzeri metin ve söylemarasında da mevcuttur. Beaugrande (1985:47) 1970’lerde metnin iletişimsel bir ortamda üretilen dil, söylemin ise karşılıklı olarak birbirleriyle bağlantılı metinlerin bir kümesi olduğu konusunda uzlaşıldığını belirtmiştir.[3]

Özetle metin, tümceler üstü, tümcelerin birbiriyle olan bağlantıları, tutarlıkları, dilbilgisel durumları, bağlam ve bunun gibi bileşenlerle meydana gelen dilsel bir yapıdır. 

METİN ÜRETİM EVRELERİ

Anadolu Üniversitesi’nin kitabında[4] belirtildiği üzere, Robert de Beugrande metin üretme evrelerini şöyle sıralar:

  • Amaç saptaması
  • Söylem tasarımı
  • Düşüncelerini oluşturma
  • Kavram ağını kurma
  • Dilsel göstergeleri seçme
  • Metin düzeyinde dilsel kodlamaya geçiş
  • Seslenme/Yazma

Amaç tasarımında, metnin üreticisi, metnini betimsel amaçlarla mı anlatımsal amaçlarla mı ortaya koyduğunu belirler ve metnini sunacağı ortamı, alıcının beklentilerini düşünerek söylem tasarımını çizer. Söylem tasarımını yapmak için söylem alanını, söylem deyişini ve söylem kipini bilmek gerekir. Söylem alanı, söylemin üretildiği yeri, konuyu ve hangi kitleye seslenileceğini belirler.Söylem deyişi ise metnin biçimsel özellikleri ile ilişkilidir. Söylem kipi metnin sözlü mü yazılı mı sunulacağını belirler. Düşünceleri oluşturmaaşamasında ise metnin içerik şeması, kavram ağını kurmaaşamasında da bu içerik şemasının nasıl birbirine eklemleneceği ve tutarlı bir yapıda sunulacağı belirlenirken dilsel göstergeleriseçme de dizisel olarak hangi sözcüklerin kullanılmasının uygun olduğu belirlenir. Metin düzeyinde kodlamaya geçiştehem dilsel hem de söyleyiş açısından şema sıralanıp gözden geçirilir ve en son seslenme/yazma kısmında da metin ortaya çıkarılır. 

METİN TÜRÜ

Metin incelemesi, yalnızca bir dil araştırması olarak değil bir anlamlandırma çalışması olarak düşünülmelidir. Çünkü hangi bilim dalında olursa olsun hangi amaçla hazırlanmış olursa olsun bir ilacı içip içemeyeceğimizi anlamak için dahi farkında olmasak bile metin çözümlemesi yapmak ve metnin türünü belirlemek zorundayızdır. Bu işlemlerin çoğunu farkında dahi varamadığımız süreler içinde yaparız ancak metindilbilim bu metni işlemleme süreçlerini ortaya çıkarmayı amaçlar.

METİN TÜRLERİ

Tablo 1[5]

METİN TÜRÜ BELİRLEYİCİ YAPILAR

Çağdaş dilbilimin belirlemesiyle metin artık yalnızca art arda sıralanmış tümceler ya da tümcelerin bir araya gelmesinden oluşan bir bütün olarak tanımlanmamaktadır. Metin, tümcelerin birbiriyle ilişkisinin bir bütün olarak değerlendirildiği, dilbilgisel yapılar ve anlamsal ilişkilerle oluşan bir dokudur. Bu dokunun oluşmasında metinde kullanılan sözcüklerin, bağlaçların, durum eklerinin, kiplerin, tümcelerin her bir detayın hizmet ettiği amaçlar vardır. Bu yapıların detaylı incelenmesi metnin ne amaçla ortaya konduğunu gösterecek ve iletisinin daha net ortaya konulmasını sağlayacaktır.

KÜÇÜK ÖLÇEKLİ YAPI

Bağlaşıklık metnin üretilmesinde düşünceleri birbirlerine bağlayan, metnin tutarlı olmasını sağlayan araçların tamamıdır. Bu bağlar sınırları iç içe girmekle birlikte dilbilgisel düzeyde ya da sözcük düzeyinde gerçekleşebilir. 

A. Dilbilgisel Bağlaşıklık

1. Gönderim

Gönderim, dış gönderimve iç gönderimolmak üzere ikiye ayrılır. Eğer gönderim yapılan varlık metnin içinde daha önce kullanılmış ya da daha sonra kullanılacaksa bu iç gönderimdir. Eğer gönderim yapılan varlık metinde yer almıyorsa buna ise dış gönderim denilmektedir. Örnekleyecek olursak,

Bizim tarihimiz başarılarla doludur.

Tümcesinde kastedilen tarihin kime ait olduğu metinde geçmemektedir. Cümlenin kurulduğu ortama göre Türklerin ya da İngilizlerin tarihi olduğunu düşünebiliriz. Daha önce metinde buna dair bir ifade de yer almıyorsa bu tarz bir gönderim dış gönderimdir. Ancak,

Faruk’u gördüm. Ben onu çok severim. 

Bu örnekte ise “onu” sözcüğü “Faruk”a gönderimde bulunmaktadır. Biz bu tarz gönderimlere iç gönderim, özelinde de art gönderimderiz. 

Onu seviyor musun? Sence de Ahmet biraz garip değil mi?

Yukarıdaki gibi önceden, sonra gelecek varlığa gönderim yapıldığında ise bu tarz gönderimlere gene iç gönderim özelinde ön gönderimderiz. Anlaşılacağı üzere gönderimler çoğunlukla adıllar kullanılarak yapılmaktadır. 

2. Değiştirim

Gönderimde söz konusu olan, bir ya da birkaç sözcüğe çoğunlukla adıllarla yapılan temsil etme durumlarıdır. Değiştirimde ise çoğunlukla “öyle” ya da “böyle” sözcükleriyle daha büyük bir yazı parçası temsil edilir. Söz gelimi, 

Geçen Ankara’daki işle ilgili çok olumsuz bir haber aldım. Şimdi ister istemez önümüzdeki bir buçuk ay bu işin sonunu beklemek zorunda kalacağım. Belirsizlik insanı çok yoruyor. Böyle olaylarda sabırlı olmak lazım biliyorum ancak kolay değil. 

“Böyle” sözcüğü altı çizili tümcelerin tamamını temsil edebilecek bir rol üstlenmiştir. Değiştirim ,yalnızca bu biçimde olmak zorunda değildir. Ada dayalı değiştirimler de ortaya konulabilir. Örnek verecek olursak,

– Sarı tişörtleri alacak mısın? 

– Birini alabilirim 

Burada gönderime benzer biçimde belgisiz bir adılın bir sözün yerini aldığını görüyoruz. Ancak unutmamak gerekir ki gönderimde yalnızca bir varlığı temsil etme durumu varken; değiştirim de o varlıkların oluştuğu grup temsil edilir. [6]

3. Eksilti

Bir örnekle açıklayacak olursak,

– Evden çıkmadan önce ütünün fişini çektin mi? 

– Evet çektim. 

Yukarıdaki sorunun cevabında “ütünün fişi” sözü dilde kolaylık ilkesi açısından kullanılmamıştır. Bunun gibi ya da çoğunlukla “…” noktalama işareti ile eksiltilen metinlerde eksilti ögesine başvurulduğunu söyleyebiliriz.

4. Bağlaçlar

Küçük ölçekli yapı, dilbilgisel olarak küçük yapılarla tümceleri birbirine bağlamak metnin içerik şemasını bütünleştirmek ve düşünceleri anlamlı bir biçimde sunmak için vardır. Bağlaçlarsa ortaya çıkış amaçları itibariyle bu amaca hizmet eden en önemli ögelerdir. 

5. Koşutluk

Anlamsal düzlemde tümceler arasında bağlantı kuran ve metnin bütünlüğüne hizmet eden zıtlık ifadeleri oluşturan diğer bir kavramdır. 

Siyah geceyi aydınlatan beyaz bir ışık vardı. 

tümcesiyle koşutluğun en basit örneğini verebiliriz. Bu koşutlukların metnin tamamına bakıldığında neyi ifade ettiğini bulmak ise büyük ölçekli çözümlemenin işidir. 

6. Zaman ve Görünüş

Metindeki zaman kullanımları, olayların oluş sırasını ve hangi anda farklı zamanların anlatıldığını anlamak için önemlidirler. Zaman ikili bir karşıtlıkla incelemiştir.[7]

Metnin türüne göre bu kullanımlar değişmekle birlikte anlatı metinlerinde anlatıda derinlik yaratmak için de kullanılabilmektedir.

7. İşlevsel Tümce Görüngesi ve Titrimleme

Bu öge hem tümcedeki ögelerin sıralanışı hem de bilgi yapılarıyla ilgili bir küçük ölçekli yapı ögesidir. Çoğu dil yeni bilgiyi tümcenin sonuna atma özelliği gösterir. Sözlü dilde konuşucu bunu titrimlemeyle belirtebilir ancak bunu yazıda yapacaksa ya söz dizimini değiştirmek ya da noktalama işaretleriyle belirtmek zorundadır. Örnek verecek olursak.

Ayşe Ali’yi dışarı çıkardı.

tümcesinde vurgulanan durum ile 

Ali’yi, Ayşe dışarı çıkardı.

tümcesinde vurgulanan aynı değildir. Bu durum işlevsel tümce görüngesi ve titrimleme ile alakalıdır.

B. Sözcüksel Bağlaşıklık

1. Yineleme

Yineleme aynı sözcüğün yinelenmesi, üst terim – alt terim ilişkisi olan sözcüklerin bir arada kullanılması, eş anlamlı ve yakın anlamlı sözcüklerin kullanılması biçiminde gerçekleştirilebilmektedir. Önem belirtme, onaylama ve bunun gibi durumlarla metnin bağlaşık olmasını sağlarlar. 

Söz gelimi

Dün sınıfta birkaç öğrenci tartıştı. Öğretmen burası benim sınıfım burada herkesin kendini güvende ve rahat hissetmesini istiyorum dedi. Ancak sınıftaki homurdanmalar duracak gibi değildi. 

tümcesinde aynı sözcüğün(sınıf) yinelendiğini görüyoruz. Bu, olayın yaşandığı ortama vurgu yapıldığı gösteriyor.

Dün sahnede olmanın ne demek olduğunu dekor kurulunca anladım.

tümcesinde üst terim – alt terim ilişkisinin örneklendiğini,

Doğru işler yapmak, düzgün bir profil çizmek çok zor.

tümcesinde ise eş ve yakın anlamlı sözcüklerin yinelendiğini görüyoruz. 

2. Eşdizimsel Örüntüleme      

Metinde geçen kimi sözcüklerin sıklıkla hangi sözcüklerle beraber kullanıldığını ortaya koymaya çalışan bir yapı ögesidir. Söz gelimi bir romanda defalarca kullanılan “savaş” sözcüğü sıklıkla “haber” ve “acı” sözcükleriyle birlikte kullanılmışsa eşdizimsel çözümlemesi metinde savaşın bitiştirildiği kavramları [8]ortaya çıkmaya yarayabilmektedir 

BÜYÜK ÖLÇEKLİ YAPI

Yalnızca küçük ölçekli yapı, metinlerin güçlü söylemlerini açıklamak için yeterli olmazlar bunun için büyük ölçekli yapıyla bağlantılı bir çözümleme yapılmalıdır. Büyük ölçekli yapı ölçütleri belirlenirken Dilidüzgün’ün[9]van Dijk ve Kintsch’den[10]faydalanarak ortaya koyduğu yapı temel alınmıştır.  

A. İşlev

Metnin ortaya konulmasını sağlayan bilgi vermek, eğlendirmek, estetik haz uyandırmak gibi birtakım amaçları vardır. İşlev ölçütü bu amaçların nasıl ve ne ölçüde gerçekleştirildiğiyle ilgilenir ve metnin en belirgin işlevini ortaya koymaya çalışır.

B. Başlık

Metin hakkında bir bilgilendirme taşımasının yanında metne dair en öz ve yoğunlaştırılmış iletiyi taşıyan öge başlıktır. 

C. Konu

Metin üreticisi konuyu bir araç olarak kullanır. Söylemek istediklerini konunun arkasına saklayabilir ya da konuyla ön plana çıkarabilir. Metnin ana konusunu destekleyecek alt konular oluşturarak ana konunun çevrelenmesini sağlayabilir. Konu değişimi belirleyici söz öbekleriyle metnin kırılma noktalarını ortaya çıkarabilir. Metin çözümlemesinde ise metnin konusu, alt konuları ve konu değişimi belirleyicileri tek tek tespit edilir. 

D. Anahtar Sözcükler

Anahtar sözcükler, metnin ne hakkında olduğuna dair bilgi veren. Metnin iletisinden çıkarılan ve özet metinlerde mutlaka yer alması gereken sözcüklerdir. 

E. Ana Düşünce Tümcesi

Konunun somut bir yargıya dönüşmesini sağlayan tümcelerdir. 

F. İçerik Şeması 

Metinde ele alınan konuların bir düzen içinde sunulmasını sağlayan içerik şeması ile metnin türünü belirleyen içerik şeması olmak üzere iki şema türünden bahsedilebilir. Büyük ölçekli yapıların da incelediği metin incelemelerinde bu iki şemadan da faydalanılabilir.

G. Konu Değişimi Belirleyicileri

Metindeki bölümlerin birbirinden ayrılmasını sağlayan belirleyicilere denir. Söz gelimi metnin yüzey yapısındaki konu değişimi belirleyicilerine en güzel örnek paragraflardır. Aynı paragrafın içinde yer alan başka sözlerle de bu değişimi yapmak mümkündür. Metin içinde konulardan alt konulara geçerken, yeni bir sonuca bağlanırken sıklıkla bu belirleyiciler kullanılır. 

H. Biçem

Metin üreticisi, düşüncelerini ortaya koyarken yazmak ya da konuşmak gibi yöntemleri kullanacaktır. Bu yöntemler karmaşık zihinsel süreçleri işletmektedir. Biçem, yazarın metnini ortaya koyarken kimi zaman bilinçli kimi zaman bilinçsiz dünya bilgisinden ve görüşünden de hareketle ortaya koyduğu dilbilgisel, sözcüksel, seçimsel tercihlerdir.  

I. Özet

Metnin detaylarından arındırılıp özünün ortaya konmasını sağlar. Metindilbilimsel açıdan da göre özete,[11]

  • Silme
  • Genelleme
  • Yeniden kurma

kuralları işletilerek ulaşılır. 

J. Sonuç Tümcesi

Metinlerin son tümcesi çoğunlukla metnin başı ve ortasıyla köprü görevinde olan, anlatılanların sağlamasının yapılabileceği bölümdür. Okuyucuyu etkilemek ve davranış değişikliğine götürmek gibi amaçları da olabilir. Metin incelemesinde bütün bunlara dikkat edilmelidir. 

ÜST YAPI

Üst yapı, yazarın metni üretmeye karar verdikten sonra metninin türünü belirlemesiyle ortaya çıkar. Söz gelimi bir mektup yazmak istiyorsa bütün büyük ölçekli yapısını mektup yazma kararına uygun olarak kurar ve küçük ölçekli yapıları devindirerek metni ortaya koyar.

Üst yapı yazarın ilk başta verdiği kararla ve metnin görünüşüyle ilgilidir. Bu yapıdan hareketle okuyucu metne ilişkin birtakım kabullerle yola çıkar.

METİNSELLİK ÖLÇÜTLERİ

Tümcelerin arka arkaya dizilmesiyle oluşan her yazı topluluğuna metin demek olası değildir. Bir yazı parçasının metin olması için taşıması gereken yedi ölçüt vardır. Aşağıda bunlar özetlemeli bir yaklaşımla sırasıyla açıklanmıştır.

1. Bağlaşıklık

Metindeki dilsel ve dilbilgisel uyumdur. 

2. Tutarlık

Metinde mantıksal ve anlamsal bir hata olmaması durumudur. Metnin dilbilgisel ve dilsel olarak uyumlu olması tutarlı olması konusunda da bir ipucu vermektedir. Tutarlı bir metin aynı zamanda bağlaşıktır. Ancak bağlaşık olan yani dilsel ve dilbilgisel açıdan uygun olan her metne tutarlı demek de olası değildir. 

Söz gelimi

Dünkü sınavda başarısız oldum ve sınavı geçtim.

Yukarıdaki tümce dilsel ve dilbilgisel açıdan hatasız, bağlaşık. Ancak tutarlı değil. Başarısız olduğunuz bir sınavdan geçemezsiniz. 

3. Amaçlılık

Metnin hangi amaçla ortaya konduğu tespit edildikten sonra “O amacı yerine getirebiliyor mu?” sorusunun sağlamasının yapıldığı metinsellik ölçütüdür.

4. Durumsallık

Metnin kullanıldığı durum ile uyumlu olması durumudur. Söz gelimi bir sünnet düğününde“Allah bir yastıkta kocatsın.”dileği durum ile uyumlu değildir. Metinlerin durumlarıyla uyumlu olması gerekir. Ya da “Dur” levhası trafik işaretleri bağlamında bir anlam temsil ederken başka yerde başka anlamlar temsil edebilir. Bu, metinlerin durumsallık ölçütüyle ilgili bir özelliktir.

5. Kabuledilebilirlik

Metinler durumsallık özelliğini taşımadıklarında kabul edilebilir olmazlar. 

6. Bilgisellik

Her metnin okur için yeni bir bilgi taşıması gerekmektedir. Bu estetik bir metin dahi olsa okura yeni bir düşünme ya da duyuş kazandırma amacı vardır. Okuduktan sonra yeni bir şey elde etmediğimiz, bildiğimiz şeylerin gevelendiği metinler, metinsellik ölçütünü taşımaktan uzaktırlar.

7. Metinlerarasılık

Bilgiselliğin olduğu metinlerdeki bilgilerin, durumların yeni metinler üretmeye ilham vermesi, başka metinlerde kullanılması ya da üretilen metinde daha önce üretilmiş metinlere gönderim yapılması durumu, metinlerarasılık ölçütünü meydana getirir.

NOT: Metindilbilimde Merkezleme Kuramı’ndan tutun da metnin konusunun nerede olduğundan tümcenin konusunun nerede olduğunakadar onlarca tartışma ve teori var. Onları da başka bir bahara bırakarak. Alana ilgi duyanların başlangıç için yararlanabileceği bir dijital kaynak oluşturmaya çalıştım.

Önümüzdeki hafta içinde örnek bir metin çözümlemesi yaparak bağlantı adresini de buraya eklerim.

İyi okumalar, iyi çalışmalar dilerim.

KAYNAKLAR


[1]Dilidüzgün, Ş. (2017). Metindilbilim ve Türkçe Öğretimi Uygulamalı Bir Yaklaşım, Anı Yayınları, Ankara.

[2]Günay, D. (2013). Metin Bilgisi Hem Metin Çözümleme Hem de Yazma. Papatya Yayımclık, İstanbul.

[3]Dilidüzgün, Ş. (2017). Metindilbilim ve Türkçe Öğretimi Uygulamalı Bir Yaklaşım, Anı Yayınları, Ankara.

[4]Keçik, İ. ve Uzun, L. (2001). Türkçe Sözlü ve Yazılı Anlatım, Anadolu Üniversitesi, Eskişehir. 

[5]Kuzu, T. (2019). Yayımlanmamış Kitap Bölümünden.

[6]Hatch, E. (1997). Discourse and Language Education, Cambridge University Press.

[7]Erkman-Akerson, F. (2000). Dile genel Bir Bakış, Multilingual Yayımları, İstanbul.

[8]Bakırlı, Ö. Ve Düzdemir, Ş. (2010). E. Hemingway’in “Farewell to Arms” Adlı Romanında “Savaş” Olgusuna Bakış Açısını “Eşdizimlilik” Çerçevesinde Saptamaya Yönelik Bir Uygulama Çalışması, C.Ü Sosyal Bilimler Dergisi, 34(2), 76-80.

[9]Dilidüzgün, Ş. (2017). Metindilbilim ve Türkçe Öğretimi Uygulamalı Bir Yaklaşım, Anı Yayınları, Ankara.

[10]van Disk, T. A.; Kintsch W. (1983). Strategies of Discourse Comprehension, Academic Press, Inc., Orlando, Florida. 

[11]Dilidüzgün, Ş. (2017). Metindilbilim ve Türkçe Öğretimi Uygulamalı Bir Yaklaşım, Anı Yayınları, Ankara.

Başka Makale Yok