ÖZET: Bu girdi, eski bir milyonerin hem zorunda kaldığı hem de seçtiği yaşam biçimini ve sıradışı hayat öyküsünü anlatıyor. Neşeli bir insan olan David Glasheen’in belgeseli bile var.

OKUMA SÜRESİ: 6 dakika

1980’li yıllarda Papua Yeni Gine’de altın çıkaran Sidney merkezli bir şirketin sahibi olan David Glasheen aynı zamanda Borsada da etkin olarak işlem yapıyordu. 1980’lerdeki rakamlara göre 28.4 milyon dolarlık bir serveti vardı.

19 Ocak 1987’de dünya piyasalarında Kara Pazartesi olarak anılan Avustralya’da ise zaman farkından ötürü Kara Salı olarak bilinen gün meydana geldi ve Dow Jones endeksinin 508 puan gibi rekor bir düşüş yaşamasıyla Glasheen de servetinin 7.25 milyon dolarını kaybetti. Yüzlerce şirketi ve borsa zenginini yerle bir eden bu dalgalanmadan sonra Glasheen kötü günler yaşamış. Elini attığı işlerden de yüksek oranlarda kazançlı çıkamayınca karısı para kaybı için kendisini suçlamış ve nitekim evlilikleri de uzun sürmeyerek 1991 yılında sonlanmış.Bundan iki yıl sonra yani 1993 senesinin sonlarına doğru Glasheen, kendisi gibi eşinden yeni boşanmış Zimbabveli bir kadınla tanışmış. Duygusal olarak benzer süreçler yaşadıklarını ve birbirlerine iyi geldiklerini anlatan Glasheen, kalan parasıyla beraber Avustralya’nın doğusundaki küçük bir adada 60 odalı lüks bir otel kurmaya kara verdiklerinden söz ediyor. Arazinin bir bölümünü satın alıyorlar ancak süreçler Zimbabveli kadını çok zorluyor ve adada yaşayan Aborjinler de bu tesisin yapılmasına karşı çıkınca tasarıları bir türlü gerçekleşmiyor.Kadın gittikten sonra traş olmayı ve tişört giymeyi bırakan David Glasheen, kalıcı olarak adaya yerleşiyor. Yaşadığı şanssızlıklara rağmen borsanın inanılmaz bir deneyim olduğunu anlatan abimiz, dünyanın en kolay para kazanma yolu olduğunu ve çalışarak kazanacağınız miktarın elli katını kazanma olasılığınızın hayli yüksek olduğunu söylüyor. 1987 yılındaki kaybı öngördüğünü ancak zamanında gemiden atlayamadığını da belirterek, mutlaka bir kaybeden olması gerektiğini, başlarda kaybetseniz de akıllı davranırsanız ileride para kazanabileceğinizi sözlerine ekliyor.David Glasheen’in adadaki yaşamı pek de kötü değil. İkinci dünya savaşından kalma bir yerleşim alanını kendisi için eve çeviren abimiz, bir de köpek sahiplenmiş, su depoları kurmuş, elektriğini güneş enerjisinden karşılıyor ve internet bağlantısı bile var. Eski bir botu da olan Glasheen, yılda bir iki kere alışverişini yapmak için bir bir buçuk saat uzaklıktaki ana karaya da gidiyor; ancak onun dışında kendi meyve sebzesini yetiştiriyor ve içkilerini de kendi yapıyor. Hatta kimi zaman içkilerini adanın yakınlarından geçen balıkçılarla balık karşılığında takas ediyor. Glasheen bu takas ifadesini kullanmakta ısrarcı çünkü Avustralya’da izinsiz bir biçimde alkol alıp satmak yasak.

PEKİ KADINLAR?

Glasheen’in biri İtalya’da, diğeri Türkiye’de olmak üzere görüştüğü iki kadın varmış. Adada yaşamayı kabullenecek, yaşam tarzını anlayabilecek bir kadın bulmaktan yana umutlu olduğunu ancak bunun elbette zor olabileceğini söylüyor. İtalya’daki kadın kendisine açık ilişki yaşamayı önermiş. Açık ilişki lafını önce açık fikirli olmak biçiminde anlayan Glasheen kızından bunun bambaşka bir anlama geldiğini öğrendikten sonra böyle bir ilişki yürütemeyeceğini söylemiş. Ancak gene de internetten flörtleri oluyor ve aslına bakarsanız sayısız da ziyaretçisi var. Söz gelimi Russle Crowe bile yatını adaya demirleyerek kendisiyle bir yemek yemiş.BBC Earth’ün iki belgeseline konu olmuş. Şu aralarda da yerli halkla yöneticiler arasındaki arazi belirsizliğini çözmek için uğraşıyor. Sonunda kendini sevdirdiği yerli halkla ortak bir proje üretmeyi amaçlıyor.

NOT: Geçtiğimiz yıllarda ilk arkadaşı olan köpeğin öldüğünü ve yeni bir köpek sahiplendiğini, Avustralya medyasının bu insanın haberlerini takip ettiğini söylemem gerekir. Kendisi emekli maaşıyla hala borsada küşük miktarlarda işlem yapıyor bu arada. Bir sonraki sıra dışı yaşam öyküsüne kadar kendinize iyi bakın.