Franz Kafka - Dönüşüm (İnceleme)
4.5Genel Puanı
Dil ve Anlatım
İçerik
Kurgu
Sürükleyicilik
Okuyucu Derecelendirmesi 0 Oy Sayısı

Bu girdi, Ankara Üniversitesi’nde Prof. Dr. Sedat SEVER’in Türkçe Eğitimi Doktora programında yürütmüş olduğu Öğretici ve Yazınsal Metin İncelemeleri dersi için hazırlamış olduğum incelemenin sonuç bölümüdür. Bu dersten çıkardığım sonuç puanlama sistemini de değiştirmem gerektiğidir ama onu da zaman bulunca yaparım artık sevgili okur.

Kitabın Can Yayımları’ndan çıkan baskısı yolculuklarda taşınmaya elverişli ölçünlü yetişkin edebiyatı boyutlarındadır. Yapıtta ikinci kalite hamurdan kağıt kullanılmıştır. Bu kağıt renk dokusuyla okunurken göz yormamaktadır ve kalın kesildiği için kolay yıpranacak izlenimi de vermemektedir.

Kitabın kapağında “Dönüşüm” sözcüğünün harflerinden üretilmiş bir böcek resmi vardır. Kitabın içeriğiyle tam bir uyum sergileyen bu kapakta pop ögeleriyle bezeli bir yöntem izlenmiştir. Kapak okuru metne yönelten ilk ögelerden olduğu için bu işlevi yerine getirmektedir ancak klasik sayılan bir kitapta tercih edilen pop ögeli tasarımlar ne kadar doğru bir tercihtir? tartışılabilir. Arka kapakta ve kitabın içinde anlatıyla ilgili yorumlayıcı ve yönlendirici yargılara yer verilmiştir. Ön söz, son söz, Kafka’nın mektupları, okuru yönlendiren dolayısıyla metnin karşısına kendi düşün dünyasıyla çıkmasını olanaksızlaştıran yargılardır. Eğer okuru düşünme tembelliğine iter, aydın sayılan insanları da onlar için düşünen insanlara emanet edersek kötücül insanların erk sahibi olmasını engellemek gittikçe zorlaşacaktır. Bu sebeple kitapta bu yorumlara ya da metinlere yer vermek doğru bir tercih değildir.

Gregor Samsa, bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında kendini bir böceğe dönüşmüş olarak görmektedir. Ardından eve müdür gelir. Annesi, kız kardeşi, babası onun bu durumunu görürler. Sembolik anlatıma sahip eserde Samsa’nın bu durumuna ilşişkin ailesinin değişimi, kiracıların ve hizmetçilerin ona bakış açıları oldukça çarpıcıdır.

Yazar, Gregor’un dönüşümünün ardından yaşadığı yalnızlığı ve yalıtılmışlığı okuru bile tiksindirecek bir biçimde aktarmaktadır. Birinci kişili anlatımın kullanıldığı anlatıda bu bilinçli bir tercihtir. Çünkü okur yaşam gerçekliğiyle dolaysız ve çarpıcı bir biçimde yüzleşmektedir. Tanrısal bakış açısı kullanılarak derin iç dünyalara ya da yorumlara girilmemiş, yaşam gerçekliği okurun yüzüne dolandırılmadan vurulmuştur. Sembolik anlatımıyla onlarca farklı anlam üretilebilecek yapıt bu yüzden çağlar boyu eskimemekte ve klasik olarak kabul edilmektedir.  Yalnızca kapalı ortamların tercih edildiği anlatı bu sayede Gregor Samsa’nın yalnızlığını derinlikli olarak hissettirmiştir öyle ki okur anlatı boyunca yalnızca odayı ve koridoru bilir, bir de yemek masasında olanları uzaktan görebilir.

Anlatıda, kız kardeş, anne, baba, müdür, hizmetçiler gibi yoğun sembolik anlamalar taşıyan yan karakterler bulunsa da anlatı ana karakterimiz Gregor Samsa etrafında biçimlenmektedir. Gregor Samsa’nın kendiyle ve toplumla olan çatışması üzerine ilerleyen yapıt okurun merak duygusunu dengeli bir biçimde devindirmiş ve insanların güç odakları tarafından köleleştirildiği bu düzenin bizleri birer böceğe dönüştürdüğünü aktarmıştır. Öyle ki bu böcekliği fark edenlerin de kul benlikle yetiştirilen diğerleri tarafından anlaşılamayarak toplum dışına itildiğini aktaran anlatı, bu toplumdışılığın sevgi bağını bile örselediğini, kızkardeş ve onun büyümesiyle özneleştiği üzere sevginin bile bu kul benliği yıkmaya yetmediğini hissettirmektedir.