Emin Özdemir - Yüzler ve Sözcükler
4.4Genel Puanı
Dil ve Anlatım
İçerik
Kurgu
Sürükleyicilik
Okuyucu Derecelendirmesi 0 Oy Sayısı

Emin Özdemir, tam bir dil aşığı. Kurgusal denemelerden oluşan Yüzler ve Sözcükler de bu aşkın en güzel ürünü.

Emin Özdemir, Doğan Aksan’ın Türkçe’nin Gücü kitabını anıştıran, örneklerle dolu bir anlatım yolu belirlemiş. Ancak Aksan’ın akademik yazımından sıyrılıp daha kolay okunan bir kitap ortaya çıkarmış. Genç dostum diye seslendiği okura, bir sorunu açıklığa kavuşturmak ve çözüm yolu düşünmeye itmek için yazmış eserini.

“Anlatımsal bir kekemelik içinde kimsenin kimseyi anlamadığı, iletişimsel bir tıkanma ya da körleşme” yaşadığımızı anlatan Emin Özdemir, bu duruma sözcüksel çölleşme adını koymuş. Sebebini de çocuklarımızın erken yaştan başlayarak Türkçenin zengin örneklerle karşılaşmamasına bağlamış. Eğitim sistemimiz, Emin Özdemir’in çokça örneğini verdiği anadilimizin güzel metinlerinin tanıklığında dil öğretmek varken, test çözdürme üzerine kurulu olduğu için ortaya çıkan bu çölleşmenin kaçınılmaz olduğunu vurgulamış.

Yalnızca anadilimizden değil dünya edebiyatından da Susanna Tamaro’ya ait aşağıdaki bölüm gibi

“Evet, sözcükler giderek daha çoklar, daha fazlalar ve daha yararsızlar. Daimi gelişen teknolojik aygıtlarla sürekli konuşuyor ve birbirimize hiçbir şey söylemiyoruz. Hatta daha fazla konuşuyor ama birbirimizi anlamakta güçlük çekiyoruz.”

Onlarca alıntı yapan Emin Özdemir, somutlamalara sıkça başvurup kendi ürettiği sözcükleri eklediği denemelerinde yer yer de Türkçenin görselleştirme ve somutlama becerisinin tanıklığında örnekler vermiş. Özellikle ses güzelliğini anlatırken kullandığı aşağıdaki döşeme bölümü dikkat çekici:

“Evvel zaman iken, deve tellal iken, saksağan berber iken… Ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken. İp koptu, beşik devrildi. Anam kaptı maşayı, babam kaptı meşeyi, döndürdüler dört köşeyi. Dar attım kendimi dışarı. Kaç kaçmaz mısın… Vardım bir pazara. Bir at aldım dorudur diye. Bineyim dedim, at bir tekme salladı bana geri dur diye… Padişahın topları ateşe başladı. Topladım gülleleri cebime koydum darıdır diye… Tozu dumana kattım, yettim Edirne’ye. Selimiye minarelerini belime sardım borudur diye. Yakaladılar beni tımarhaneye attılar delidir diye. Babamdan haber geldi, onun eski huyudur diye. Bereket inandılar, tutup beni saldılar. Neyse uzatmayalım, masala başlayalım…”

 Yazar olmak isteyen gençlere de seslenen Emin Özdemir, yazmanın ve okumanın birbirine içkin süreçler olduğunu anlatırken beş duyunun devindiği, ayrıntılı betimlemelerin yapıldığı önadlarla kurulmuş edebi metin örnekleriyle genç yazar adaylarının nasıl yazması gerektiğini de anlatmış adeta.

Kitap kimi zaman Özdemir’in dil duyarlığından dolayı romantik bir bakış açısına doğru kaysa da özellikle Recep İvedik’in izlenme rekorları kırdığı, Recep İvedik’lerle dolu bir toplumda Nuri Bilge Ceylan’ın izlenmediği, güzelliğin takdir edilmediği yerde durmayacağıyla ilgili toplumsal belirlemeleri çok önemli. Tek boyutlu macera romanları peşinde koşan yalınkat okurlarla yaratıcı okurları da birbirinden ayıran Özdemir, toplumumuzdaki bu zevk düşüklüğü ve vasat seviciliği de duyarlık körlüğü olarak adlandırmış. Buna da en büyük sebebin dilden kopuş olduğunu yineleyen Özdemir, not alınacak onlarca yazar ve şair adıyla kurulan büyük bir emekle oluşmuş kitabını tekrar genç dostuna seslenerek ne yapılması gerektiği sorusuyla bitirmiş.

Cevaplayalım. 0-6 yaşından başlayarak gelecek nesle okuma kültürü edindirmek amacıyla devlet eliyle çocuklarımız bilimsel ölçütlerle seçilmiş kitaplarla tanıştırılmalı ve Türkçe dersi bir kültür dersi haline getirilmeli. Eğitim fakülteleri programları ve Türkçe öğretim programları baştan aşağı yenilenmeli.

Sevgili bozkirinokuru, böyle yazıyorsun ediyorsun sen ne yapıyorsun? diye soran okura sesleniyorum. Ben anlatıyorum. Anlatmakla kalmıyorum. Yapılması gereken işlerle ilgili olarak Milli Eğitim’in daire başkanlarının, genel müdürlerinin kapısını aşındırıyorum ama yer demir gök bakır.

NOT: “seçenek” sözcüğünü dilimize Emin ÖZDEMİR’in kazandırdığını biliyor muydunuz? Emin ÖZDEMİR yeni bulduğu sözcükleri sık sık deniyor. Dile tohum ekmek diyor buna. Dile nasıl tohum ekilir? Bunun cevabını almak için sizi de kitabı okumaya davet ediyorum.

Görüşürüz sevgili okur.

Başka Makale Yok