Dijital Sanatlar ve Photoshop

Dijital sanatlar diyoruz ama aslına bakarsanız sanat değişmiyor, o hep hayal gücünün sınırlarını zorlayan, düş gücümüzü devindiren bir kavram olarak orada. Ancak yeni araçlar ediniyor. Sinemanın yeni bir hikâye anlatma biçimi sunduğu gibi bilgisayar da çizerlere yeni bir anlatma alanı açıyor. 

Dijital sanatın geldiği nokta birçok açıdan ilginç, yağlıboya tabloların aksine biricik değiller, birebir aynı özellikleri taşıyan binlerce kopyasına ulaşmak mümkün ancak gene de çok değerli olabiliyorlar. Ekonomik olarak karşılıkları da başka sektörler tarafından kıymet görüyor artık. Söz gelimi Nacho Yagüe’nün aşağıdaki gibi çizimleri Asassins’ Creed adlı bilgisayar oyununun atmosferinin kurulmasına olanak sağlıyor.

Dijital Sanatlar açısından baktığımız bu çizimlerin yanında bir de Photoshop dâhisi olarak anılan Erik Johansson gibi yeni sanatçılar var. Göz yanılmaları ve zihin manipülasyonlarına dayanan ilginç bir tarz yakalamışlar. Sosyal medya hesaplarından da yaratım sürecine tanık olmamızı sağlayan fotoğrafın nereden nereye geldiğini hızlandırılmış bir biçimde gösteren videoları dahi var Erik’in. Buyrun, Erik abimizin çalışmalarından tadımlık bir galeri:

Sanat şeffaflaşıyor, bilgi paylaşılıyor, hayat güzelleşiyor.

DİJİTAL SANATLAR BENZERSİZ ÖRNEĞİ ORTADAN KALDIRIYOR MU?

Daha önce burada çokça kez tartıştık ama yineleyelim. Dijital Sanatlar geliştikçe bildiğimiz Sanat tarihine ve sanatın ekonomik karşılığına ilişkin yeni bir anlayış meydana geliyor. 1990’lı yıllara kadar benzersizlik ve tek olma sanat eserinin pahasını artıran en önemli kriterlerden biriydi. Bir eserin orijinali nitelikliyse eskidikçe fiyatı gerçekten inanılmaz noktalara geliyordu. Bugün dahi paha biçilemeyecek onlarca tablo var. 

Fakat dijital sanatlarda iş böyle değil çünkü bir yapıtın birdan fazla orijinali var. Hatta ne kadar çoğaltırsanız o kadar orijinale sahip oluyorsunuz. Başlangıçta galeriler ve sanat üreticileri bunu sınırlı dağıtımlarla ya da özel paketlerle aşmaya çalıştılar ancak bariz bir durumla fiziksel dağıtım kanalları da yok olunca sınırlı sayıda basımlar da ortadan kalktı ve her şey çevrimiçi ağda sınırsız sayıda olmaya başladı. Bu noktada sanat yapıtı nasıl değer kazanıyor. 

İşte bu bence 21. yüzyılın en güzel taraflarından biri artık yalnızca yapıtın niteliği ve altındaki düşünsel çalışma para etmeye başlıyor. Yani en azından Dijital sanatlar için durum bu. Yontu gibi dijitale aktarılamayan sanat dallarında bu yok ama yazı, sinema ve çizi söz konusu olduğunda sanatın değil ama sanat tarihinin ciddi bir değişime uğradığını söylemek olanaklı. Bir de eskiden roman bastırmak da meseleydi. Şimdi bunlar sorun olmaktan çıktı ama bu kadar çok yazının olduğu yerde nitelikli olanının sıyrılıp tanınması ve para etmesi zorlaştı. 

Görüşmek üzere.

Yorum Yap!

Lütfen yorum bırakın!
Adınız