Çocuk Asker Çizimi

İspanyol sanatçı Luis Quiles, toplumun çirkin yanlarına ayna tutan tartışmalı çizimlere imza atmış. Çocuk Asker çizimi de bunlardan biri. Kendi küçük hayatlarımızda özenli davranıyor olsak dahi bu görseller bizim de kirli hissetmemize neden oluyor. Çünkü ister istemez bu kötü yanlara bir şekilde maruz kalmış, bilmeden çanak tutmuş ya da takip etmiş oluyoruz.

Luis Quiles’in terörizm, taciz, şiddet, sansür, homofobi ve bunun gibi konulara dikkat çekmeye çalıştığı çizimler bana Sartre’ı hatırlatıyor: Kendimizi seçerken tüm insanlığı seçmiş oluruz diyordu. Özellikle çocuk asker çizimi beni etkiledi. Biz bile endüstriyelleşmiş futbol maçlarını seyredip eğlendikten sonra, Dünya’nın herhangi bir yerindeki kıyıma sosyal medyadan tepki verip akıl sağlığımızı bozmadan yaşayabiliyorsak daha alacak çok yolumuz var.

blank Acaba sırf buna benzer işleri yayımlamak için bir instagram adresi mi açsam acaba yeri orası gibi çünkü eleştirel asker çizimi , ünlü sanatçıların işlerini yayımlarım.

DİJİTAL SANAT

Daha önce Maiotik’te dijital sanatlarla ilgili çok yazı yayımlandı. Sanat düşünürlerinin görüşlerini almak lazım aslında artık sanat yapıtları özellikle görsel ürünler biricik değiller. Dolayısıyla eskiden orijinal bir tablo bir servet ederken artık bir görselin sonsuz baskısına ya da özel düzenlemelerine erişmek olanaklı. Kimi sanatçı ya da stüdyo  sınırlı kopyalarla sanatın hala tekil bir iş olduğunu düşündürmeye çalışıyor ancak sanat artık resmen kamusal.

Yani eskiden de kamusaldı ne kadar kişisel bir iş olursa olsun kimse okunmasını düşlemediği bir romanı yazmaya kalkmaz. Anlatacak bir şeyleri vardır ve günümüzde artık bu romanı yayımlamak inanılmaz basit bir hale geldi. Blog servisleri, ücretsiz yayım araçlarıyla pdf biçiminde kitap bile yayımlayabilirsiniz. Gerçi bu durum bir taraftan yazının ve sanatın geri dönüşü olarak adlandırılsa da bir taraftan da nitelikli işlerin sıyrılmasını çok zorlu hale getirdi. O kadar çok gürültü ve incelenecek o kadar çok uyarıcı, o kadar çok yapıt var ki. Belki muhteşem olanları aralara kaynıyor gidiyor.

O yüzden ben söz gelimi evet klasiklerin değerini bilirim daha önce Calvino’nun Klasikler Niçin Okunmalı adlı kitabını gene bu sitede incelerken bu konu hakkında yazmıştım ancak mesela Dostoyevski ya da Nietzsche bugün yaşasaydı. Geçmişteki kadar değer kazanmayabilirlerdi diye düşünüyorum. Az kişinin okuduğu bir blog açabilirler ya da Twitter’da kendileriyle dalga geçilebilirdi.

Dünya ne kadar güzel ve ne kadar kısa sürede değişiyor. Bu değişikliklere tanık olmak ve hızlıca içselleştirildiğini görmek beni çok heyecanlandırıyor sevgili okur.

Yorum Yap!

Lütfen yorum bırakın!
Adınız