Bu Meyhanede Garson olarak Maymunlar Çalışıyor!

Garsonluk mesleğine çok saygı duyuyorum. Özellikle meyhane gibi kalabalık ve alkollü yerlerde o kadar karmaşa içinde gerilmemek, kişisel bir hizmet sunmak, gelen her insanı güler yüzle karşılamak kolay bir iş değil. Bana kalırsa insan için gerçekten zorlayıcı bir deneyim. Ancak bu meyhanede durum biraz daha farklı. Garson olarak insanlar değil maymunlar çalışıyor.

Japonya’nın geleneksel meyhanelerinden biri olan Kayabukia adındaki bu meyhanede önce Fuku adında bir maymun çalışmaya başlıyor. Meyhane sahibi Kaoru Otsuka baktı Fuku bu işi iyi kıvırıyor bir süre sonra Chan adında başka bir maymunu daha işe alıyor ve servisleri onlara yaptırmaya başlıyor. Maymunları önlük ve üniformayla gören müşterilerin onları çok sevimli bulduğunu anlatıyor. Yalnız Fuku’nun siparişleri götürürken kimi zaman yanlışlık yapmaya yatkın olduğunu da sözlerine ekliyor. O yanlışlıkları da Chan gideriyormuş.

Ödemelerini soya fasulyesi ve muzla alan maymunlar durumlarından mutlu gibi.

İNSANIN EVCİLLEŞTİRDİĞİ İLK HAYVAN: KÖPEK

Şimdi buraya kadar olan kısmı haberin eğlenceli kısmı. Ancak olaya hayvan hakları üzerinden de bir bakalım. Hayvanlarla insanlar arasındaki iletişim insanın evcilleştirdiği ilk hayvan köpeklerle birlikte evrim geçirmiş ve eşeklerden atlardan faydalanılmış. Yalnızca emeklerini kullanmamış onlarla bağ da kurmuşuz. Toprağımızı sürmüş, sırtında savaşmış yalnız kalınca gene onlara sığınmışız.

Söz konusu meyhane anlatılırken haberde kullanılan dil ödemelerini muz ve soya fasulyesi ile aldıkları yönünde. Bu çok neşeli bir anlatım ancak diğer bir açıdan bakınca da karın tokluğuna çalışmış olmuyorlar mı? Biz insanların durumunu da düşünüyorum. Biz de dünyanın birçok yerinde karın tokluğumuza çalışıyoruz ve emeğimiz sömürülüyor. İşinden mutlu olanların bu sömürüden daha az etkilendiklerini söylemek de olanaklı ama. Dolayısıyla olaya hayvan hakları penceresinden bakınca verdiğim yanıt şu oldu. Şimdi benim bir kedim var. Onunla beraber yaşıyorum gece aynı yatakta ona sarılıp uyuyorum. Dolayısıyla ortak bir iş kursak onun da çalışmasında bir sakınca görmem. Beraber daha geniş bir yatakta belene belene uyuruz. Bunu bir kediyi çalıştırmak olarak değil beraber çalışmak olarak yorumlarım. He bu kedimin hoşuna gitmiyorsa onun iradesi dahilinde değilse tabiki asla çalıştırmam.

Bu meyhanede çalışan maymunlar kim bilir belki de içki servis ettikleri için kültürel olarak bize çalıştırılıyor gibi görünüyorlar. Ama meyhane sahibi Kaoru Otsuka sanırım aynen benim düşündüğüm gibi düşünüyor.  Bu iki maymunun ailenin parçası olduğunu ve zaten beraber yatıp kalktıklarını anlatıyor. Bilemedim biz insanlar da çalışıyoruz onlar da çalışıyor.

Kimi zaman hastanede görevli olarak çalışan köpekleri görüp seviniyoruz. Eğer insani koşullarda sınırlı süreyle çalışıyorlarsa ben bu meyhanede çalışan maymunları iyi ve güzel bir düşünce olarak değerlendiriyorum.

NOT

Bu arada köpeklerle kurduğumuz kadar maymunlarla kurduğumuz ilişki de ilginç. Hatırlarsanız yıllar önce bizde Ali İhsan Varol’un bakıcılığını yaptığı Charlie adında bir maymun ve dizisi vardı. Mesela orada da yapımcıları çok duyarlı davranmış Charlie yaşını alınca sektörden hemen çekmiş ve İngiltere’de doğal yaşam parkına yerleştirmişlerdi. Şimdi doğal yaşam parkı ve hayvanat bahçesi arasında da çok az fark var. Bu Charlie’nin emeklerinin sömürüldüğünü ve hapis yaşamı sürdürdüğünü düşündürebilir ancak o saatten sonra vahşi yaşamda da hayatta kalması olanaksız olduğu için alınan karar yanlış gibi de durmuyor.

Her şeyin grileştiği, tek bir gerçeğin olmadığı bir durum bence bu. Yaşamlarımızda hayvanlardan faydalanmak. Fiziksel ve duygusal anlamda varlıklarına gereksinim duymak. “Faydalanmak” doğru sözcük mü ondan bile emin değilim. Beraber yaşıyorsak faydalanmak diyemeyiz buna. Birbirinin yaşamına eşlik etmek denebilir. Belleğim yoruldu. Sizin bu konu farklı bir düşünceniz varsa lütfen paylaşın.

Yorum Yap!

Lütfen yorum bırakın!
Adınız