Bize Göre Ahmet Haşim

Bize Göre Amet Haşim in 1921 ile 1928 yılları arasında yazdığı düz yazılardan ve Paris yolculuğunu anlattığı gezi notlarından oluşan Bize Göre bir derleme. Şairin hası deneme yazınca gerçekten değişik bir biçem ortaya çıkıyor; gündelik konular için yazılmış metinler bile üslup sayesinde tuhaf bir ezgi ve söyleyiş güzelliğine kavuşup tüylerinizi diken diken edebiliyor. Lakin bu kafiyeli dil ve söz oyunları, bazı anlarda şurada olduğu gibi – ”Boyalar olmasa bilmem ki göz nasıl boyanırdı…” – denemede ucuz ve eğreti durabiliyor. Birkaç yazının da köşe doldurma amaçlı yazılmış izlenimi verdiğini söyleyebiliriz ama bütün bunlar dahi geri kalanının muazzam bir üslupla kaleme alındığı gerçeğini değiştirmeye yetmiyor.

Süleyman Nazif’in mezarı hala yapılmamış. Bunu, mezar yapmak için bir heyetin yeni oluşturulduğu haberinden öğreniyoruz. Elli, Altmış kuruş ufak para miras bırakmış olan bu büyük Türk edibinin mezarını bundan sonra yapmasak pekâlâ olur. Bu gibi aç ölenlerin çürümüş kemiklerine mermerden bir köşk yapmaya kalkışmaktan ne çıkar? Sadakayla dikeceğimiz iki taş, o tunç lisanın kendi sahibine yaptığı tınlayan mezardan daha güzel ve daha sağlam mı olacak?

Bize Göre, Süleyman Nazif’in Mezarı

İÇERİK

İçerik : Haşim, bu konuda biraz çelişiyor sanki. Ahmet Hikmet’ten aktardığı ve benim katılmadığım şu düşüncesi ile açıklayabiliriz:

Fikrin şekilden evvel hazırlandığı hissini veren eserlerde şiir mucizesinin oluşmasına imkan yoktur. Ahenk ve Kafiye’nin tesadüflerinden doğmayan fikirler sanata mal edilemez.

Şiir için takındığı bu tavrı denemelerine de yansıtmış olacak ki şekil olarak kusursuz ama içeriğe bakınca herhangi birşeyden bahsetmeyen yazılara rastlıyoruz. Haşim’in bazen geleneksel bazen çok avrupai tutarsız bir kimliğe büründüğünü de belirtmek gerek. Lakin Seyehatname kısmının neredeyse kusursuz olduğunu da itiraf etmeliyiz.

Yazıların yayımlandığı yılların Kurtuluş Savaşı’na denk geldiğini, Haşim’in buna rağmen sadece sanatını konuşturduğu yazılar yazabilmesini ve ideolojiye yer vermemesini de önemli bir cesaret örneği olarak almalıyız. Tabi bunu suya sabuna dokunmaktan korkmuş ya da mizacı izin vermemiş diye eleştiredebilirsiniz ama yazılarını yayımladığı İkdam gazetesinin milli mücadele yanlısı bir gazete olduğunu hatırlarsak Haşim’in yaptığının bir entelektüel olarak savaş döneminde bile bütün sinir bozucu mevzuları kapının arkasında bırakıp salt sanat dolu yazılar yazabilmek olduğunu görürsünüz.

Şiirlerine de bir ara değdiririz artık sevgili okuyucu, görüşürüz.

NOT: Allahtan Ahmet Haşim iyi de Alkim’in bu rezalet baskısına katlanabiliyoruz. Bir paragraflık Ahmet Haşim biyografisini bile doğru yazmaktan acizler. Tarihleri şuursuzca karıştırarak mantık ve dilbilgisi hatalarından oluşan berbat anlamsız bir paragraf koymuşlar kitabın başına. Teslim ettiğim ödev raporlarım bile buna bakınca daha nitelikli. Nasıl bir utanmazlıkla bu kadar baştan savma bir şey yapmışlar, üstelik binlerce basmışlar bilemiyorum.

Yorum Yap!

Lütfen yorum bırakın!
Adınız