Dünyada obezite oranları gittikçe artmakta. Okul çağındaki çocuklarda da durum farklı değil. Söz gelimi Amerika Birleşik Devletleri’nde okul çağındaki çocuklarda görülen obezite bir önceki yıla oranla 3 kat, İngiltere’de 4 kat artmış. Ancak bu salgın neredeyse bütün dünyada aynı artış eğrisini izlerken Japonya bunların dışında kalıyor.

Bunun üzerine uzmanlar da Japonya’daki okul çağı çocuklarında obezite artış oranının neden diğer ülkelere göre bu kadar az olduğunu araştırmaya başlıyor. Biliyorsunuz birçok istatistik çalışmasında Japonlar yaşam tarzları dolayısıyla istatistiğin dışına çıkarılarak hesaplanır çünkü kültürel olarak büyük farklılıkları vardır. Mütevazi yaşam sürmeleri, sadeliği ve azlığı ulus kültürüyle bir biçimlemeleri bu farklılıklardandır. Ancak araştırmacılar kültürel düzeyde de olsa bu farklılığı, bu düşük obezite oranını detaylıca incelemek ve bunu sağlayan koşulları sorgulamak istemişler.

Sonuçlar şunlar: Bir kere Japonya ikinci dünya savaşından sonra uzun yıllar boyunca toparlanamamış bir ülke. Obezitenin dünyada yayılmaya başladığı 1970’li yıllarda Japonya’daki okulların yemekleri hala gelen uluslararası yardımlarla karşılanıyormuş, bir çok geçkin Japon süt ve ekmekten oluşan okul menülerini hatırladıklarını söylüyor. Bu kıtlığın verdiği bilinçle 1970’li yıllarda hem olanaksızlıktan hem de savaş durumunun içselleştirilmesinden obezite oranı artmamış.

Devamında ise Japon hükümetinin aldığı önlemler var. Bir çok ülkenin aksine Japonya’da çocuklar okul menülerini seçemiyorlar. Zorunlu bir yemek menüsü ile eğitim görüyorlar ve yemeklerine dokunmadıkları zaman da yaptırımları oluyor. Okula dışardan ya da evden yemek getirmek yasak. Okulda kantin ya da içecek, abur cubur veren bir otomat da yok. Çocuklar yemeklerini de gene nöbetleşe bir biçimde kendileri dağıtıyorlar. Durum böyle olunca çocuklar istese de obez olamıyor. Onlarda Avrupa’daki, Amerika’daki çocuklar kadar fiziksel oyun alanlarından uzaklaşmış durumdalar. Hatta hikikomori o topraklardan çıkma bir kavram ama kültürel avantajlarının yanında bu politik önlemlerle obezite oranları hayli düşürülmüş.

Bizde de tek bir menü olsa çocuklarımız kendi yemeklerini servis etse hem sorumluluk duyguları gelişse hem çocuklarımızın aç olmadığından emin olsak hem de sağlıklı beslendiklerini görsek fena mı olur?

NOT: Hatırlatın bir ara Hasan’a aç olduğu için izin isteyip sürekli lavobaya su içmeye giden öğrencisinin öyküsünü anlattıralım.

KAYNAK: Washington Post