Türkiye’de genelde kitap toplama değil kitap yığma kampanyaları yapılır. Bu sebeple de çocuklar kendilerine uygun kitaplara bir türlü erişemez ve projeler amacına ulaşamadığı gibi milyonlarca lira da sokağa saçılmış olur. Oysa ki toplanan kitapların özenle seçilmesi ve öyle dağıtılması bir çok çocuğa esin verebilir.

Bir de Milli Eğitim’in yapmayı çok sevdiği gösteriş dolu kitap okuma kampanyaları vardır. Çocukların elinde hangi kitapların olduğuna bakılmaz okusun da ne okursa okusun mantığıyla kamusal alanlarda “çocuklarımız okuyor!” temalı fotoğraflar çekilir ve paylaşılır. Baktığınız zaman bir çok çocuğun kafasının kitapta olmadığını görürsünüz. Elbette çocuğun ders kitabı dışında bir sanatsal uyaranla tanışması ya da kitaba saygı duyması açısından olumlu etkinlikler bunlar ama yeteri kadar özenli ve amacına uygun değil. Sözün özü nitelikli işler yapılıyor olsa da genele baktığımız zaman ülkemizde başarılı bir kitap toplama ya da okuma projesinin olmadığını görürsünüz. Bu konuda okuma becerilerinden söz ettiğim şu girdiyi, dünyadaki kitaba başlangıç projelerinden söz ettiğimiz şu girdiyi ya da Türkçenin bugünkü konuma ilişkin yazdığım şu girdileri okuyabilirsiniz.

Ancak yazacağım haber  anlattıklarımdan farklı nitelikli bir iş. Aslında iki yıl öncesinin haberi ama ağ ortamının güvenilmez bağlantılarına emanet etmek istemeyip Maiotik’te de bulunsun istediğim bir iş.

Çankaya Belediyesi’nin sokakların temizliğinden sorumlu personelleri, ara ara çöplerde kitaplara rastladıklarını ancak bir türlü bunları atmaya kıyamadıklarını ve kitapları ayrı bir yere koyduklarını söylüyorlar. Bir yere ayırdıkları bu kitapların sayısı da artınca. Diğer işçilerin yararlanması amacıyla bu kitaplardan bir kütüphane kurulup kurulamayacağını tartışmaya başlıyorlar. En sonunda bir şantiye alanı kendilerine tahsis ediliyor ve 4 bin 500 kitaplık küçük bir kütüphane kuruluyor.

Kütüphanenin kurulmasının ve sosyal medyada ünlü olmasının ardından rekor sayıda kitap bağışlanan kütüphane büyümeye devam ediyor. Kimi zaman başka illerden bile gelen kitaplar oluyormuş. Kiminin kargo parasını gönderenler kimininkini de Çankaya Belediyesi karşılıyormuş. İnsanlar eğer kitaplarını atmaya karar verirlerse atmasınlar bizi arasınlar biz gelir evlerinden alırız sayısı önemli değil diyorlar. Buraya kadar olan kısmı çok güzel ancak daha da güzeli: Bu kitapları kategorize etmesi, eski kitapları onarması için kütüphanede bir de engelli bir personel çalıştırıyor olmaları.

Öyle bir iş ki duyarlıktan tutun geri dönüşüme, topluma hizmete, romantikliğe kadar her bir olumlu kavram var içinde. Ankara’nın ülkenin en güzel kenti olduğunu düşündüğümü de sözlerime ekleyeyim. Kimi işçiler çay arasında gelip Kütüphane’de oturuyor, sessizce sohbet ediyor, çay içiyor ya da kitap okuyormuş. Olmaz demeyin olur, Ankara böyle bir kent.

Görüşmek üzere.