<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genel &#8211; Maiotik</title>
	<atom:link href="https://maiotik.com/kategori/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://maiotik.com</link>
	<description>Üslup Sahibi Blog</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 May 2020 16:15:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<!--Theme by MyThemeShop.com-->

<image>
	<url>https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/cropped-maiotik-1-32x32.png</url>
	<title>Genel &#8211; Maiotik</title>
	<link>https://maiotik.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>3 Boyutlu Yazıcı ile Araba Yapımı</title>
		<link>https://maiotik.com/3-boyutlu-yazici-ile-araba-yapimi/</link>
					<comments>https://maiotik.com/3-boyutlu-yazici-ile-araba-yapimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[bozkirinokuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2020 19:14:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[3 Boyutlu Yazıcı]]></category>
		<category><![CDATA[3D Yazıcı İle Araba Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Araba]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maiotik.com/?p=7654</guid>

					<description><![CDATA[Merhaba sevgili okur, burada hep otomobil sektörünün geleceğinin elektrikli araçlarda olduğunu söyledik ancak o işin artık gelecekliği falan kalmadı. Elektrikli araçla pazara hakim olmak üzereler. O gelecek artık geldi yani. Şimdiyse size yepyeni bir şeyden söz edeceğim. Otomobil sektörünü baştan aşağı değiştirecek bir şeyden: 3 Boyutlu Yazıcı ile Araba Yapımı Almanya merkezli Bigrep adında bir şirket var. Bu şirketin Nowlab adında da bir araştırma laboratuvarı var. Bu laboratuvar. 3 boyutlu yazıcılar üzerine düzenli olarak çalışıyor ve 3 Boyutlu Yazıcı ile Araba Yapımı işini de kafasına koymuş durumda. Bunun için Amerikan Uçak şirketi Airbus ve sağlam elektrikli motorlarıyla tanıdığımız Bosch ile ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba sevgili okur, burada hep otomobil sektörünün geleceğinin elektrikli araçlarda olduğunu söyledik ancak o işin artık gelecekliği falan kalmadı. Elektrikli araçla pazara hakim olmak üzereler. O gelecek artık geldi yani. Şimdiyse size yepyeni bir şeyden söz edeceğim. Otomobil sektörünü baştan aşağı değiştirecek bir şeyden: <strong>3 Boyutlu Yazıcı ile Araba Yapımı</strong></p>
<p>Almanya merkezli Bigrep adında bir şirket var. Bu şirketin <a href="https://bigrep.com/nowlab/"><strong>Nowlab</strong> </a>adında da bir araştırma laboratuvarı var. Bu laboratuvar. 3 boyutlu yazıcılar üzerine düzenli olarak çalışıyor ve 3 Boyutlu Yazıcı ile Araba Yapımı işini de kafasına koymuş durumda. Bunun için Amerikan Uçak şirketi Airbus ve sağlam elektrikli motorlarıyla tanıdığımız Bosch ile de bir anlaşma yapıyor ve bünyesinde 3 boyutlu yazıcıyla üretilen ilk arabayı yapmak için çalışmalara başlıyor.</p>
<h2><strong>LOCİ</strong></h2>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-7655" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/04/Loci-Prototipi.jpg" alt="" width="1024" height="576" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/04/Loci-Prototipi.jpg 1024w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/04/Loci-Prototipi-300x169.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/04/Loci-Prototipi-768x432.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/04/Loci-Prototipi-696x392.jpg 696w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/04/Loci-Prototipi-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>Ortaya yukarıda da gördüğünüz <strong>Loci</strong> adındaki bu bebek çıkıyor. Bu araba elbette prototip ve üretimi hayli pahalıya mal olmuş durumda. Ancak araladığı kapı, sektörü çok sıra dışı bir yere götürecek. Çünkü 3 boyutlu yazıcı ile araba yapımı aynı zamanda müşterilere araçlarını kişiselleştirebilme olanağı sunuyor. Daha da ileride tamamen müşterinin isteğine uygun olarak üretilmiş özel yapım araçlarla karşılaşacağız. Gelecekte bildiğin Need for Speed’den araç modifiye eder gibi kendi arabamızı yapıp sipariş edebileceğiz. Şimdilik inanılmaz pahalı bir teknoloji gibi duruyor olabilir ancak şüphesiz ki bu ucuzlayacak ve zeki mühendisler üç boyutlu yazıcıyla araba üretmenin daha kolay yollarını bulacaklar.</p>
<p>Ben on yıl içinde bir <a href="https://maiotik.com/volkswagen-t1-artik-elektrikli/"><strong>elektrikli</strong> </a>araca sahip olacağımı biliyorum. Bu tercihlerimize göre düzenlenen arabaları görebilir miyim? Görsem de henüz genel kullanıcının satın alacağı fiyatlara iner mi bilmiyorum. Ancak devrimsel bir teknolojiyi oluşturduğu ve pazarlanabilir niteliğe bürüdüğü de bir gerçek.</p>
<p>Bu araç tuhaf bir biçimde aklıma Mini Cooper’ları getirdi o araçları da butik üretiyorlardı eskiden. Yani aynı fabrikadan çıkmasına rağmen birbirinin tıpatıp aynı bir mini bulamıyordunuz. Üç arabada bir farklı ayna, farklı bir tampon, başka malzemeden yapılmış bir kaporta gibi değişiklikler uyguluyorlardı. Bu da araçları butik ve benzersiz bir hale getiriyordu. Hatta eski modellerin fiyatları da uzun süre bu sebeplerle yüksek kaldı.</p>
<p>Bu yazdırılabilir arabalar teknolojinin gelişmesi de çok şeye gebe benden demesi. Görüşürüz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/3-boyutlu-yazici-ile-araba-yapimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnternet Tekelleşiyor mu?</title>
		<link>https://maiotik.com/internet-tekellesiyor-mu/</link>
					<comments>https://maiotik.com/internet-tekellesiyor-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[bozkirinokuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jan 2020 20:08:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Amazon ve Apple]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Google]]></category>
		<category><![CDATA[Google Play'de Kaç Milyon Uygulama Var?]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Nereye Gidiyor?]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Tekelleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yılda Kaç Milyon Uygulama İndiriliyor?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maiotik.com/?p=6134</guid>

					<description><![CDATA[Hemen yanıtlayalım evet internet tekelleşiyor. Uyduların ve internetin keşfi dünya tarihini baştan aşağı değiştirecek etkiler yarattı. İnsanlara seslerini tek başlarına duyurabileceklerini gösterdi. Devletlerin daha şeffaf yönetilmesi gerektiğine ilişkin sansasyonel sızıntılara sahne oldu. Dijital de olsa eşit koşullarda olduğumuzu hissettirdi. Herkes her kaynağa ulaşabiliyor ve her şeyden haberdar olabiliyordu. Ancak geçen zaman birçok şeyi değiştirdi. Çünkü internet deneyimi yalnızca yüzey internetin kaymak tabakasına ulaşabildiğimiz Google arama sonuçlarının ilk sayfalarından ve sosyal medyadan ibaret kaldı. Yani başlangıçta üretimin ön planda olduğu bu sanal alan tüketimi önceleyen ve farklı seslerin giderek kaybolduğu yüzeysel bir deneyime dönüşmeye başladı. Büyük şirketlerin tekelleşmeye başladığı bu düzenin ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hemen yanıtlayalım evet internet tekelleşiyor. Uyduların ve internetin keşfi dünya tarihini baştan aşağı değiştirecek etkiler yarattı. İnsanlara seslerini tek başlarına duyurabileceklerini gösterdi. Devletlerin daha şeffaf yönetilmesi gerektiğine ilişkin sansasyonel sızıntılara sahne oldu. Dijital de olsa eşit koşullarda olduğumuzu hissettirdi. Herkes her kaynağa ulaşabiliyor ve her şeyden haberdar olabiliyordu.</p>
<p>Ancak geçen zaman birçok şeyi değiştirdi. Çünkü internet deneyimi yalnızca yüzey internetin kaymak tabakasına ulaşabildiğimiz Google arama sonuçlarının ilk sayfalarından ve sosyal medyadan ibaret kaldı. Yani başlangıçta üretimin ön planda olduğu bu sanal alan tüketimi önceleyen ve farklı seslerin giderek kaybolduğu yüzeysel bir deneyime dönüşmeye başladı.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-6136" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/01/İnternet-Tekelleşmesi.png" alt="" width="1024" height="512" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/01/İnternet-Tekelleşmesi.png 1024w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/01/İnternet-Tekelleşmesi-300x150.png 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/01/İnternet-Tekelleşmesi-768x384.png 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/01/İnternet-Tekelleşmesi-600x300.png 600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>Büyük şirketlerin tekelleşmeye başladığı bu düzenin istatistikleri ise çarpıcı boyutlarda. Bağımsız web sitelerinin ziyaretçilerinin azaldığına ve medyanın büyük bir çoğunluğunun Youtube’dan ibaret olduğu ilginç bir yere doğru gidiyoruz. Elbette bizler bir anda yerle bir olan ne şirketler gördük şüphesiz bugün yıkılmaz zannettiğimiz girişimlerin de sonu gelecek. Ancak sıra dışı bir biçimde tekelleşme nedense ortadan kalkmıyor sevgili okur.</p>
<p>Söz gelimi <strong>Sensor Tower</strong> adındaki bir araştırma şirketinin yaptığı çalışmaya göre 2019’un üçüncü çeyreğinde(temmuz, ağustos ve eylül aylarında) uygulama marketlerinde <strong>dünya genelinde yapılan 30 milyar indirmenin yüzde 99’u yayıncıların yalnızca yüzde birlik seçkin tabakasına ait programlara ilişkinken geri kalan üreticilerin yüzde 99’u ise yalnızca kalan yüzde birlik indirmeyi paylaşıyorlar.</strong></p>
<h2><strong>İnternet Tekelleşiyor! App Store ve Google Play Ne Yapıyor?</strong></h2>
<p><strong>App Store<em> ve </em>Google Play<em>’de 2014’de 2.2 milyon uygulama var. Bugün bu rakamın 3.4 milyona ulaşmış.</em></strong> Büyüme devasa boyutlarda. Ancak işin ilginç yanı <strong>1000 indirmeye ulaşamayan programların sayısı da büyümeye paralel olarak artış göstermiş. </strong>Yani internet ve uygulama pazarı devlerin küçükleri yuttuğu, bağımsız işlerin yavaş yavaş yok olmaya başladığı bir şeye dönüşüyor. Medya ya da reklam olanağı olmadan insanlara erişmek internetin ilk yıllarına kıyasla bugün artık çok olanaklı değil. Bu yüzden de birçok nitelikli girişim amaçladığı noktalara gelemeden birer birer kapanıyor.</p>
<p>Geçtiğimiz yıllarda en çok erişilen Google, Facebook, Amazon ve Apple gibi şirketlerin servislerinin geniş ağ bağlantısının dışına çıkarılarak başka bir protokol üzerinden uygulanması düşüncesi bile gündeme taşındı ancak allahtan bunun eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirlenerek vazgeçildi.</p>
<p>Özetle internet daha bütün dünyanın rahatça erişebildiği bir hizmet bile olamadan demokratik özelliğini yitirdi. Aynen dünya ekonomisini değiştirebilecek bir başarıma sahip kripto paraların zengin zümrenin elinde birer manipülasyon aracına dönüşmesini seyrettiğimiz gibi internetin de yavaş yavaş niş işlerin yok olduğu bir alana dönüşümünü izleyeceğiz sanırım sevgili okurlar.</p>
<p>Hepinize yakşamlar dilerim.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/internet-tekellesiyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zaman Satın Almak</title>
		<link>https://maiotik.com/zaman-satin-almak/</link>
					<comments>https://maiotik.com/zaman-satin-almak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[bozkirinokuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Sep 2019 13:59:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman Planlaması]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman Yönetimi Nasıl Olmalıdır?]]></category>
		<category><![CDATA[Zamandan Nasıl Daha İyi Yararlanabiliriz?]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanı Daha Etkili Kullanmak İçin Neler Yapmalıyız?]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanı Geri Almak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maiotik.com/?p=4552</guid>

					<description><![CDATA[GİRİŞ NOTU: Makale, New York Times yazarı Ramit Sathi tarafından Cnbc’nin finans bölümünde yayımlandı. Kendisiyle Serdar Kuzuloğlu’nun bir paylaşımı sayesinde karşılaştım. İlk okuduğumda çok “kapital” ve acımasız bir makale olarak değerlendirmiştim ancak bakış açısını değiştirip yeniden yorumlayarak okuyunca haklı olduğu bölümler var. Özetlemeli bir yaklaşımla çevirdim. Yorumumu sonraya saklayacağım sevgili okur, en çok orayı okumanı isterim. Ramit’in makalesi: Değişim, yaşamın değişmez ilkesidir. Yıllar içinde nasıl giyindiğimiz, ne yediğimiz, nerede yaşadığımız, arkadaşlarımız sürekli değişir. Ancak şaşırtıcı bir biçimde gelir düzeyi yükselen insanlar zamanı ve parayı kullanma biçimlerini değiştirmekte direnç gösterirler. Yılda 750 bin dolar kazanan bir arkadaşım var. İşini çok seviyor ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GİRİŞ NOTU:</strong> Makale, <a href="https://www.nytimes.com/">New York Times</a> yazarı <em>Ramit Sathi</em> tarafından Cnbc’nin finans bölümünde yayımlandı. Kendisiyle Serdar Kuzuloğlu’nun bir paylaşımı sayesinde karşılaştım. İlk okuduğumda çok “kapital” ve acımasız bir makale olarak değerlendirmiştim ancak bakış açısını değiştirip yeniden yorumlayarak okuyunca haklı olduğu bölümler var. Özetlemeli bir yaklaşımla çevirdim. Yorumumu sonraya saklayacağım sevgili okur, en çok orayı okumanı isterim. Ramit’in makalesi:</p>
<p>Değişim, yaşamın değişmez ilkesidir. Yıllar içinde nasıl giyindiğimiz, ne yediğimiz, nerede yaşadığımız, arkadaşlarımız sürekli değişir. Ancak şaşırtıcı bir biçimde gelir düzeyi yükselen insanlar zamanı ve parayı kullanma biçimlerini değiştirmekte direnç gösterirler.</p>
<p>Yılda 750 bin dolar kazanan bir arkadaşım var. İşini çok seviyor ve her aradığımda çok meşgul olduğunu söylüyor. Bir gün onu ziyarete gittiğimde yorgun, bitkin mutfak tezganın yanındaki sandalyede oturur biçimde buldum. Tezgahındaki çantaları işaret ettim, “Yeni market alışverişinden döndüm.” dedi.</p>
<p>Kısa bir duraklamadan sonra “Neden market alışverişini ve benzeri işlerini yapmak için birini tutmuyorsun ki?” diye sordum. Deliymişim gibi bakarak birine alışveriş yapması için para ödemenin ne çeşit elitist ve kibirli bir davranış olduğunu aktardı.</p>
<h2><strong>Zaman ve Para Çıkmazı</strong></h2>
<p>Zaman satın almak, bir işletme sahibi olarak öğrendiğim ve en çok değer verdiğim konulardan biridir. Eğer iyi gelirinizin olduğu bir işe sahipseniz ve sevmediğiniz hatta nefret ettiğiniz halde yemek yapmaya, bulaşık yıkamaya ve temizlik yapmaya devam ediyorsanız bunu paradan tasarruf etmek için yaparsınız ancak zamanınızı harcamış olursunuz. Halbuki gerçekte parayı zaman kazanmak ve keyfini sürmek için elde etmeye çalışırız.</p>
<p>Çoğu varlıklı insan yetiştirilme sürecindeki bilgilerden kaynaklı olarak kişisel yaşamlarını bu konuda değiştirmekten kaçınırlar.</p>
<h3><strong>Birinci Sınıf Uçak Bileti Almak Kibirli Bir Davranış mıdır?</strong></h3>
<p>Eskiden birinci sınıfta bilet alan insanların uçak aynı yere gittiği halde neden bu kadar çok para ödediklerini düşünür, bunu aptallık olarak değerlendiririm. Ancak anladım ki yılda 40 bin dolar kazanan bir insanın bir bilete 5 bin dolar vermesi aptallıktır fakat 500 bin dolar kazanan bir CEO için zaman yönetimi ve konfor açısından en verimli seçenek birinci sınıftır.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4554" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Warren-Buffet.jpg" alt="" width="1400" height="950" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Warren-Buffet.jpg 1400w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Warren-Buffet-300x204.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Warren-Buffet-768x521.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Warren-Buffet-1024x695.jpg 1024w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Warren-Buffet-600x407.jpg 600w" sizes="(max-width: 1400px) 100vw, 1400px" /></p>
<p><a href="https://maiotik.com/?s=zaman">Zamanı</a> geri almak için başka insanlara para vermek ve iş yaptırmak çoğu insana doğru gözükmese de aslında gündelik hayatımızda da düşünmediğimiz halde bir çok yerde aynı davranışı sergileriz.<br />
Söz gelimi:</p>
<p>• Eve gidip yemek yapmak yerine restorana gideriz<br />
• Arabanın yağını kendimiz değiştirebileceğimiz halde değiştirmesi için servise götürürüz.<br />
• Toplu taşıma yerine taksi kullanırız.</p>
<p>Altta yatan anlattığımla aynı düşüncedir. Hepsi de zaman satın almakla ilgilidir. Örneğin spor yapmak ve vücudumu şekle sokmak istiyorum, bunun için onlarca kitap okuyabilir zamanımın büyük bir bölümünü beslenme önerileri araştırmakla geçirebilirim ancak kişisel antrenör tutmanın daha verimli bir yol olduğunu bilirim.</p>
<h5><strong>Zaman Satın Almak Ne İşe Yarayacak?</strong></h5>
<p>Her hafta üç saat kazandığımızı düşünüyorum. Bu üç saat içinde ailemizle vakit geçirebilir, sinemaya gidebilir, hobilerinizle ilgilenir, video düzenlemesi yapabilir, kitap okuyabilirsiniz. İş sahiplerinin bulaşık yıkamak, alışveriş yapmak, ödemelerini yapmak, elektronik postalarını kontrol etmek yerine bu işleri üstlenecek bir çalışan almaları zamanlarını onlara geri verecek bir yöntem olabilir.</p>
<h2 style="text-align: center;"><strong>EN ÖNEMLİ SON NOT</strong></h2>
<p>Yüzeysel bir okumayla zamanı bu kadar çok hesaplayarak yaşamak biraz hastalıklı bir durum. Daha önce Maiotik’te incelediğimiz <a href="https://maiotik.com/michael-ende-momo-inceleme"><strong>Michael Ende’nin Momo</strong></a> adlı romanındaki duruma benziyor bu durum. Momo’da da hesaplaya hesaplaya insanlardan çaldıkları (insanların tasarruf ettiğini sandığı) zamanla yaşayan gizli bir örgütün sembolik bir dille aktarıldığı bir macera anlatılıyordu. Yukarıdaki hesaplamalar eleştiriliyordu.</p>
<p>Ancak derinlikli bir okumayla aslında Momo’nun zamanı sevdiklerimiz için kullanmalıyız iletisine benzer bir ileti çıkıyor ortaya. 21. yüzyılda aslında yalnızca bize vakit kazandıran ürünleri satın alıyoruz. Netflix ve Spotify gerçekte yalnızca kolaylık ve zaman satıyorlar. O telefonlara ve bilgisayarlara o paraları verip bu servislere para ödemekten kaçınmak saçma.</p>
<p>Yaşamda zamandan daha değerli bir şey yok. Yeryüzünün demokratik olarak dağıtılan ve herkes için eşit bir biçimde ilerleyen tek şeyi zaman kavramı. Kimse fazladan zaman alamaz, önden zamanını harcayamaz ya da kredi çekemez. Bu sebeple onu daha iyi planlamanız gerekir. En zenginimiz zaman yönünden en varlıklı olanımızdır.</p>
<p>Tamam biz de varlıklıyız buradaki önerilere uyalım, işlerimizi para vererek başka insanlara yükleyelim. O insanların da zamanı gereksinimi yok mu? Elbette var. Ancak o da onun işi o da zaman tasarruf etmek için yollar bulacak. Sadece birini çalıştırmak ya da çalıştırmamak da değil olay, ücretli otomasyon sistemler var. Market alışverişini internet üzerinden yapabileceğimiz bir duruma geldik. Bu servileri komisyon ödeyerek kullanmak çok mantıksız değil. Söz gelimi market alışverişimi 5 lira komisyonla internet üzerinden yapmak bana neredeyse bir buçuk iki saat zaman kazandırabilir.<br />
Ben de o zamanda arkadaşlarımla eşimle dostumla konuşurum. Gökselin de dediği gibi konuştukça azalır derdim korkum. İlginç makale ilginç düşünerek bir daha okumak lazım.</p>
<p>Kendinize iyi bakın.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/zaman-satin-almak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıf Taraflarımızla Başa Çıkmak</title>
		<link>https://maiotik.com/zayif-taraflarimizla-basa-cikmak/</link>
					<comments>https://maiotik.com/zayif-taraflarimizla-basa-cikmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ecemsiralines]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Sep 2019 19:22:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[barışma]]></category>
		<category><![CDATA[benimsenme]]></category>
		<category><![CDATA[düşünceler]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[hayır]]></category>
		<category><![CDATA[Hayır Diyebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[huzur bulma]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan olma]]></category>
		<category><![CDATA[kabul]]></category>
		<category><![CDATA[kabul görme]]></category>
		<category><![CDATA[kabullenme]]></category>
		<category><![CDATA[kendin olma]]></category>
		<category><![CDATA[kendini kabullenme]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu olma]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl Hayır Diyebiliriz?]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl kendim olurum]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maiotik.com/?p=4032</guid>

					<description><![CDATA[ÖZET: Ecem&#8217;in yaşam deneyimleriyle hayır demeyi öğrenmeyi ve insanın kendisini nasıl sevebileceğini ve başa çıkmak konusunda ne kadar yetkin olduğunu keşfediyoruz. OKUMA SÜRESİ: 7 Dakika İnsanın bir an bile olsa muhakkak kendini sorguladığı bir zaman olduğuna inanıyorum. Nasıl güzel bir his biliyor musunuz? Söz gelimi eski bir arkadaşınız sizi çok fazla takmıyor sadece işi düştüğünde arıyor diyelim. Siz bunun farkında olduğunuzu düşünüyorsunuz ama yok canım ne alaka o benim taa çocukluktan arkadaşım tabiki yapacağım ne isterse dersiniz. Ben öyle diyordum çünkü. Ta ki o insanla sadece tek taraflı bir alışverişim olduğunu anlayana kadar. Hep kendinden veren ben ama hiç karşılığını ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>ÖZET</strong>: <a href="https://maiotik.com/author/ecemsiralines/">Ecem&#8217;in</a> yaşam deneyimleriyle hayır demeyi öğrenmeyi ve insanın kendisini nasıl sevebileceğini ve başa çıkmak konusunda ne kadar yetkin olduğunu keşfediyoruz.</em></p>
<p><em><strong>OKUMA SÜRESİ</strong>: 7 Dakika</em></p>
<p>İnsanın bir an bile olsa muhakkak kendini sorguladığı bir zaman olduğuna inanıyorum. Nasıl güzel bir his biliyor musunuz? Söz gelimi eski bir arkadaşınız sizi çok fazla takmıyor sadece işi düştüğünde arıyor diyelim. Siz bunun farkında olduğunuzu düşünüyorsunuz ama <em>yok canım ne alaka o benim taa çocukluktan arkadaşım tabiki yapacağım ne isterse</em> dersiniz. Ben öyle diyordum çünkü. Ta ki o insanla sadece tek taraflı bir alışverişim olduğunu anlayana kadar. Hep kendinden veren ben ama hiç karşılığını alamayan da ben -bu olayın da farkındaydım da kabullenemiyordum işte- dolayısıyla başa çıkmak işi de zor oluyordu. Sonra bir gün dedim ki, hayatı boyunca tek kimseye bile hayır diyememiş bir insan olarak. <strong>DUR. yeter</strong>. O günden sonra bir daha muhatap olmadım o kişiyle.</p>
<p>Ben hep kendinden çok yakınındaki insanları düşünen bir insanım. Bir arkadaşımla görüşeceksem bile onun uygun olduğu bir zaman görüşürüm, çünkü ben arkadaşlarına her zaman vakit ayıran bir insan olduğum için bana sorun çıkarmaz gün, zaman.</p>
<p>Mutsuzdum, çünkü çevremdeki insanların kötü düşünceleri beni çok etkilediği gibi kendimi yetersiz bir insan olarak görüyordum. Vasıfsız tam sözcük aslında. İnsanların beni kullandığını, ulu orta yerde aşağıladıklarında bile güldüğümü -sırf benle konuşmaya devam etsinler diye- insanlar sırf beni sevsinler diye kendimden taviz verdiğimi, kendimi çirkin hissettiğimi hatırlıyorum. Psikolojik bir savaş içerisindeydim, kendime bile itiraf edemiyordum bazı şeyleri, düşüncelerimden korkuyordum, hemen başka şeyler düşünmeye başlıyordum. Uykusuzluk zaten olmazsa olmazımdı, düşünceler beynimi kemiriyordu her gece.</p>
<h2><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Fark%C4%B1ndal%C4%B1k"><strong>Farkındayım</strong></a>.</h2>
<p>7-8 ay önce bir dönüm noktası yaşadım. Kendime buna katlanmak zorunda değilim dedim çünkü bu ben değildim. Başa çıkmak işini halledecektim. Ben olamıyordum, huzurlu değildim, mutlu hiç değildim, içimdeki o sıkıntı, stres beni mahvederken birden bire içimdeki asıl <strong>ben</strong> bir şeylere yeter dedi ve tereddüt bile etmeden, umurumda bile olmadan ben bile fark etmeden mutluluğa eriştim. Özgürdüm. <strong>Hayır</strong> demeyi öğrenmiş bir insandım. Yaptıklarını kabullenen, kendi içinde kendini kabul eden güçlü bir bireydim artık. Kendim olabilmenin hazzını yaşarken insanlardan da saygı görmeye başladım, kendimle barıştım. Mutluluk neymiş ilk defa bu kadar yoğun yaşıyorum bu ara çünkü kendimi olduğum gibi sevmeyi, kusurlarımı sevmeyi de öğrendim. Hayatımda bir çok değişiklik oldu tabi, güzelleştim, yaş aldım, gözlerim parlamaya, dudaklarım gerçek anlamda gülmeye, kalbim huzur bulmaya, kafamda -az diyemeyeceğim- büyük bir rahatlama oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4061" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Farkındalık.jpg" alt="" width="1200" height="675" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Farkındalık.jpg 1200w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Farkındalık-300x169.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Farkındalık-768x432.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Farkındalık-1024x576.jpg 1024w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Farkındalık-600x338.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p>Yaşam gittikçe güzelleşmeye devam ediyor. Sigarayı bıraktım, <a href="https://maiotik.com/viskinin-faydalari/">alkolü</a> çok nadir içerim zaten, vejetaryenliğe giden bir yolda gibiyim -bu konuyu ayrıca konuşacağız- beynim hafif, kalbim hafif, bedenim hafif pamuk gibi bir insan oldum çıktım. Tabi bu olaylar olurken tek başıma değildim, arkadaşlarım vardı, okul döneminde geçirilen o kasvetli, huzursuz ve bir o kadar mutsuz günlerimden çıkarken tuttular kolumdan, toparlanmama yardım ettiler, yüzümü güldürdüler, kalbimi de güldürdü tabi içlerinden biri. Bu kadar güzel bir insan olmamda, sonsuz sevgisiyle iyileştirdi beni, bütün kırıklarıma kadar iyileştim neredeyse.</p>
<p>Kafa şişirdiysem affola. Şunu açıklamak istiyorum: Yalnızca farkında olmak her şeye yetmiyor, kabullenmek de istiyor, itiraf etmek de, anlamak da, kucaklayıp sahiplenmek de gerekiyor. Biliyorum yazmakla da olmuyor, icraat istiyor. Onun yolu da ufak tefek, tek kelimelik cevaplarda gizli. <strong>EVET</strong> ya da <strong>HAYIR</strong>.  Ne güzel söylenmiş Sheakspeare gerçekten:<em> Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/zayif-taraflarimizla-basa-cikmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gün: Mahmut&#8217;un Günlüğü</title>
		<link>https://maiotik.com/gun-mahmutun-gunlugu/</link>
					<comments>https://maiotik.com/gun-mahmutun-gunlugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mahmutafsar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Mar 2019 16:56:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Blogger Günlükleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Günlükler]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük Denemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük Maiotik]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük Örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut'un Günlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maiotik.com/?p=2786</guid>

					<description><![CDATA[Güne puanım 8. Yeni bir diziye başladım. The Six Feet Under. Cenaze evi işleten bir aile üzerine kurulu. İlk bölümde babaları ölüyor ve aile bireyleri...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>1. GÜN</strong></h2>
Güne puanım 8. Yeni bir diziye başladım. <strong>The Six Feet Under</strong>. Cenaze evi işleten bir aile üzerine kurulu. İlk bölümde babaları ölüyor ve aile bireyleri birbirleri ile gerçek bir iletişim kurma şansı buluyor. Kara mizah. Bütün bunlardan daha önemli bir şey var. İzlediğim bu dizi ya da başka bir şey bende bu günlüğü tutma isteği doğurdu. Daha da derine inecek olursak dizideki bir karakter içimi kımıldattı. Sebebini bilmiyorum.

<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2789" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/03/Six-Feet-Under.jpeg" alt="" width="1200" height="675" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/03/Six-Feet-Under.jpeg 1200w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/03/Six-Feet-Under-300x169.jpeg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/03/Six-Feet-Under-768x432.jpeg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/03/Six-Feet-Under-1024x576.jpeg 1024w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/03/Six-Feet-Under-600x338.jpeg 600w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" />

İşte bu kadın. Oğullardan biriyle yatıyor. Tamamen yabancı biri. Annesi babası doktor. Manik-depresif bir kardeşi var. Bir sahnede Nate&#8217;i gerçekten dinlediğini hissettim. Yüz ifadesi öyleydi. Çok çekici bir kadın değil fakat derin. Beni neden bu kadar etkilediğini daha da düşüneceğim.

Bu günlüğe başlamadan önce küçük bir öykü yazmayı denedim ama başarılı olamadım. Yazamadığı üzerine yazan bir edebiyat heveslisi olmak istemediğim için de yazmayı bıraktım. Yazmaya değecek bir şey yok demek ki. Bu arada bu yazılarda edebi bir kaygı gütmeyeceğim. Böylelikle hızlı bir biçimde bütün günü aktarabilirim. Sadece düşünceler kafamdaki gibi uçuşuk olmasınlar diye biraz daha organize yazmayı düşünüyorum.  Burada yaptığım gibi resimleri falan da kullanırım. Geri dönüp bakmak eğlenceli olur diye düşünüyorum. Belki dünya yıkılırsa buna ulaşan gelecek nesiller geçmiş hakkında bir fikir edinirler. Dijital olması bu durumun önüne geçebilir. Çok da önemli değil.

Gündüz polisleri bekledim. Güvenlik soruşturması için. Gelmeleri durumunda yapacağım konuşmayı planladım. Bütün planlanmış konuşmalarda olduğu gibi bu da gerçekleşmedi. Daha sonra karakolu aradım. Dosyaları sordum. Polis sanki küfür etmişim gibi kaba davrandı. Önemsiz bir durum.

Şu an biraz daha rahatladığımı hissediyorum. Yazdığım için olabilir. Bir sorun daha bu dosyaları nerede saklayacağım? Google Drive olabilir.

Belki ilerde tekrar değişebilir ama bir konsept belirlemek istiyorum. Bir günlük gibi mi olmalı? Zamanla şekillenir.
<h2><strong>2. GÜN</strong></h2>
Bir kaç gün önce bir Youtube videosunda gördüm. Doğan Cüceloğlu, sorumluluklar insanların sırtında yük değil hayata anlam katan şeylerdir, diyordu. Bu konu üzerine biraz sonra düşüneceğim ama önce değinmek istediğim bir şey var.

Herkes tarafından söylenen şeyler ilk bakışta tam anlaşılamıyor. Zamanı geldiğinde o bilgilerin gerçek olduğunu insan iliklerine kadar hissediyor. Örneğin hiç mantıklı gelmeyen bir bilgiyi ele alalım. Daha doğrusu anlaşılmayan. Hani bir keşişten duyulan ama bu muydu diyeceğimiz bir bilgi. Önemli olan iç güzelliğidir gibi. Bu kadar söylendiyse bu laf, gerçeklik payı var mı? Şu an bu bilgiye göre hareket etmek için çok gencim ama bu bilginin doğruluğunu bedeller ödeyerek anlayacağım.

Şimdi tekrar yukarıda bahsedilen sorumluluklar hayata anlam katan şeydire geri dönersek; Daha büyük bir açıklamaya ihtiyaç duyuluyor. Mantıklı bir açıklamasını da duysam zamanı gelmedikçe bu bilgi kafamda parlamayacak.

Aynı şekilde sürekli bize söylenen şimdiki anda yaşama tavsiyesi bütün hayatımı gelecekte ya da geçmişte yaşayıp bitirdiğim bir yaşta anlam kazanacak. Bazı bilgiler işlevsiz. Filmin sonunu söylemek gibi. Deneyimlemeden de anlaşılacak bilgiler gerekli. Belki de vardır. Eğer bu konu hala aklımda olur da böyle bir bilgiye ulaşırsam mutlaka yazarım.

Bütün bunların haricinde de kafam karışık. Hayatımda gelişecek olası felaketler üzerinde düşünüyorum. Şimdilik her şeyin iyi gittiği gerçeğini göz ardı edemem. Fakat özenli bir yaşamda bile bu ihtimaller mevcut. Böyle durumlarda nasıl davranacağım? Tamamen yıkılır mıyım ya da beklenmedik bir şekilde güçlü mü kalırım orasını kestiremiyorum. Fakat dünyanın en büyük acılarını da çeksem ölüm gerçeği beni rahatlatıyor. Hatta insanın öleceğini biliyor olması onu iyilik ile kötülük arasında bir çizgide bırakıyor. Şimdilik iyi tarafına daha yakınım.

Bu yazı pek içime sinmedi ama daha iyisini de çıkarabileceğimi sanmıyorum.
<h2><strong>3. GÜN</strong></h2>
Burayı kullanırken özenli davranmak istiyorum. Nedenini tam olarak açıklayamam. Daha sonra okuduğumda sıkılmaktan korkuyor olabilirim. İnsanlar geçmişleriyle kavgalılar. Ben bu konuda başkaları kadar pimpirikli değilim fakat buraya dönüp bakıldığında -ben ya da bir başkası- hoşnut olunsun istiyorum. Yersiz bir istek değil.

Utanacağım şeyler yazmaktan korkuyorum ki utanacağım. Hatta bu cümleden bile. Ama utanmaktan koktuğum için yeni şeyler keşfetmekten de kendimi alıkoymayacağım. Biraz sulu bir alıntı olabilir. Hatta buraya daha orjinal şeyler yazma sorumluluğunu da bir başkasına yıkmış olabilirim ama <strong>Oğuz Atay</strong>&#8216;dan alıntı yapmak istiyorum.

<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2796" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/03/Oğuz-ATAY.png" alt="" width="1615" height="881" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/03/Oğuz-ATAY.png 1615w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/03/Oğuz-ATAY-300x164.png 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/03/Oğuz-ATAY-768x419.png 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/03/Oğuz-ATAY-1024x559.png 1024w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/03/Oğuz-ATAY-600x327.png 600w" sizes="auto, (max-width: 1615px) 100vw, 1615px" />

<em>“Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım”</em>

Şimdi daha iyi anlaşılmıştır diye umuyorum. Yanlış ya da kötü yazarım korkusuyla hiç yazmamış birisi olmaktan da korkuyorum. Belki burası benim için bir okul olur.
<h2><strong>4. GÜN</strong></h2>
Bugün bir hayli kaygılı geçti. Sabah saatlerinde polislerin geleceğini umarak yarı uyanık bir halde yatağımda beklemeye başladım. Olası bir zil sesini kaçırma lüksüm yoktu. Uykulu halin verdiği bulanık bir bilinçle bir önceki gün kağıtlarının geldiğini söyleyen arkadaşımı hatırladım. Polislerin gelip gelmediğini sormuştu. İlk başlarda şanssızlığıma verdim fakat dünya başkalarına torpil geçiyor olamazdı. Benim şanssız bir insan olduğumu benden başka kim bilebilirdi ki. Belli belirsiz birkaç gün önce aradığım karakoldaki polisin söyledikleri aklıma geldi. <em>&#8221;Eğer adresi doğru yazmışsan geliriz.&#8221;</em>

Daha sonra formu gözümün önüne getirmeye çalıştım ve gözlerimle görmeden rahat edemeyeceğimi anladım. Elektronik posta hesabımda duran formu indirip tekrar gözden geçirdim. Adres doğruydu fakat eksikti. İl ve ilçe kısımları yoktu. Daha önce çalıştığım iş yeri olan okul adresinde vardı fakat ikamet adresinde yoktu. Büyük bir kaygıyla olası senaryoları düşünmeye başladım.

Postacıların adrese bakarkenki şaşkınlıklarını, bu işlerle ilgilenecek olan yazı memurlarının dosyalarımı sümen altı edişlerini, yazmam gerekecek dilekçeleri, hayatında ilk kez böyle bir durumla karşılaşmış olan memurların bana verecek cevap bulamayışlarını, işlerimi daha hızlı hallettirmek için daire personellerine, polislere sahte kibarlıklar yapışımı hayal ettim. Bu sırada daha da dayanılmaz olmaya başlayan kaygılarımı sonlandırmak için çevremden yardım aramaya başladım.
<h3><strong>Yaşamımın En Kaygılı Günü</strong></h3>
Diğer arkadaşlarım çoktan bu evreleri geçip işlerinin başında oldukları için haliyle meşgullerdi. Bu dosya işlerini yapması muhtemel herkesi aramaya başladım. Öğle saatleri olduğu için hepsi yemekteydi. <strong>Hayatımın en kaygılı yarım saatini operatörleri beklerken <em>Für Elise</em> dinleyerek geçirdim</strong>. O sırada daha önce aramış olduğum arkadaşlarımdan biri döndü. Olayları anlattım. Kaygılarımın yersiz olduğunu söyledi. Biraz rahatlamış olsam da hala kötü durumdaydım. Pantolonumun cebinden son kalan sigarayı aldım balkona çıkıp yaktım. Bütün bu karmaşanın içerisinde yıllar sonra hatırlayacağım tek şey belki de o sigaranın verdiği zevktir.

Bütün sırtım tatlı tatlı karıncalanmaya başladı. O sırada vücuda dışarıdan alınan maddelerin stresle başa çıkmada anlık çözümler sağladığını, gerçek çözümlerin durumu kabullenmek ve duyguların farkında olmakla sağlanacağını öğütleyen derslerimi hatırladım. Durumun daha nasıl farkında olabilirdim ki. O an bütün tadımı küçücük bir hatanın kaçırdığını, mutluluğumun ne kadar sahte olduğunu düşündüm.

Benim saadetim doğada hemen yok olabilen bir tür plastiktendi. Hemen orada büyük bir aydınlanma yaşadığımın, balkondan atladığımın, hayatıma ve bütün kaygılarıma bir anda kolay bir şekilde son verdiğimin düşünü kurdum. Hatta biraz daha dramatikleştirip ben apartman kapısının önünde kafatasımdaki çatlaktan sızan kanı yan gözle izlerken en başından beri beklediğim polislerin geldiğini ve kağıtlarımın sorunsuz bir şekilde gerekli mercilere ulaştığını anladığım o anı bile düşledim.
<h2><strong>Duygulara İsim Bile Aradım</strong></h2>
Bununla yetinmedim polislerin içinde bulunacağı karmaşık duygulara isim bile aradım. Cansız olduğum için benim duygularımın bir önemi olmayacaktı. Bu vaziyet artık beni aşmış olacaktı. Bereket onların da trajedinin farkında olacaklarını pek sanmıyorum. O sırada sigaranın etkisi yavaş yavaş geçmeye başladı. Kurmuş olduğum tüm bu düşlerin de içinde bulunduğum saçma durumun etkisini azaltmaya yaradığını fark ettim ve içeri döndüm. Anneme olayı anlattım.

Sözlerini özenle seçerek beni teselli ettiğini hissetmeme rağmen her kelimesi beni daha da beter etti. Yaşamımın ilk yıllarında bütün kaygılarımı yumuşak ninnileriyle süpüren ses nasıl olurda şimdi kulağımı bu kadar tırmalayabilirdi. Kendime ufak tefek işler aradım. Zamanın daha hızlı geçmesi için güzel bir haber gerekliydi. Önce polisleri aradım. Yaşlı bir polis ismini tam hatırlamadığım bir sistemden bahsetti. Kimlik numaramla adresime ulaştıklarını ve kağıtların öyle adrese yollandıklarını söyledi.

Daha emin olmak için daireden birilerini aradım. Üç farklı kişiye bağladılar. Sonuncusu kimlik numaramı sordu. “<em>Kağıtlarını il emniyete göndermişiz.”</em> dedi. Öyle bir hatanın olamayacağını söyledi. “<em>Biz onu halletmişizdir.”</em> dedi. “<em>Devir teknoloji devri”</em> dedi. Teknoloji devri de ne diye kâğıt postalıyorsunuz elektronik posta yollasanıza! “<em>Her şeye artık bir tıkla ulaşabiliriz</em>.” dedi. Telefonu teşekkür ederek kapattım.
<h3><strong>SON ON DAKİKA</strong></h3>
O an on dakika önceki halime tamamen yabancı bir moralle anneme o işi hallettiklerini bu adres işlerinin hiç de bizim düşündüğümüz gibi olmadığını anlattım. Ne de olsa devir teknoloji devriydi. Kaygılarımın yersiz olduğunu önceden tahmin eden arkadaşlarımı aradım durumu izah ettim. Eksik olmasınlar onlar da adıma sevindiler.

Günüm işte bu kadar karmaşık geçti. Şimdi yatağımdayım her şeyin yolunda olduğu konusunda eminim. Gerekli yerlerden teminat alıp herkese teyit de ettirdim. Vaziyet bu iken neden hala uyuyamıyorum?
<h2><strong>5. GÜN</strong></h2>


Birkaç gündür <strong>Six Feet Under</strong>&#8216;dan bahsetmiyorum. Birinci sezonu bitirdim. Hatta yeni sezondan üç bölüm daha izledim. Bütün karakterlerden etkilendim. Üzerine ne anlatmalıyım bilmiyorum. Bu kadar çok ölümün olduğu bir dizi haliyle insanı yaşam hakkında düşündürüyor. Tayfun Doğan, <em>yaşamınızın anlamı ne?</em> dediğinde sınıftan hiç ses çıkmamıştı. Soruyu tersten sorunca daha anlamlı olduğunu söyleyip ölmek isteyip istemediğimizi ve nedenini sormuştu. Bu soru herkesin dilini bir anda çözüvermişti.



Üniversiteden bir kızı <em>İnstagram&#8217;da</em> gördüm. İsmini dahi hatırlayamadım. Aynı staj grubundaydık. Huzur evinde lobide otururken biraz konuşma fırsatımız olmuştu. Sınava çok az kaldığı bir zamandı. Hacer ile bir daha hiç beraber olamayacağımızı bilerek okulu bitiriyorduk. Kimse bunu söylemiyordu fakat durum buydu. Üzerimdeki yükleri taşıyamadığım bir zamandı. Haliyle suratım da asıktı. Atamanın ne zaman olacağından, kaç kişilik kontenjan olacağından falan bahsettik. Sen nasılsın, üzgün görünüyorsun dediğinde hemen dökülüvermiştim. Hiç üzülmemem gerektiğini, doğmamış çocuklarım için güçlü kalmam gerektiğini söyledi. Ne çocuğu şimdi onu düşünecek halim mi var diye çıkışmıştım hemen. Birkaç çocuğa sahip olmayı her şeyden çok arzuladığını anlattı. İnanır mısın gözleri pırıl pırıldı.



Bu isimsiz kız gibi benim de hayatımın kocaman bir amacı olması gerekiyor mu? Sadece yaşamak zorunda olduğum için yaşasam da aldığımız lezzet aynı olur mu? Bunun cevabını başkaları benim yerime çoktan vermiştir. Yukarıdaki tersten sorulmuş soruya cevabımı şimdi hatırladım burada söylemek uygun olur diye düşünüyorum. Geleceğin neler getireceğini merak ettiğimden ölmek istemiyorum demiştim.
<h3><strong>Admin Ailesiyle Görüşme</strong></h3>


Bugün Feyime ile uzun uzun konuştuk. Onur&#8217;un Niğde&#8217;ye gidebileceğinden evlilik meselelerinden bahsetti. Ne hissettiğini tam anlayamadım. Ama Onur&#8217;un Niğde&#8217;ye gidecek oluşundan pek hoşlanmadığı seziliyordu. Onur&#8217;u aradım. Niğde&#8217;ye gidişinin nelere yol açabileceğini konuştuk. Hala kararsız.



Havanın sıcak olmasını fırsat bilerek balkonda uzun uzun oturdum. Şu an çoğunu hatırlayamadığım konular üzerine düşündüm.
<h2><strong>6. GÜN</strong></h2>


Sürekli diziden bahsetmek istemiyorum ama burası ile alakalı çok önemli bir şey fark ettirdi. Yeni bir kitap yazmaya başlayan bir karakter var. Yazmasının tek nedeninin kendisini dinlemek olduğunu söylüyor. Bunları yazmamın nedeninin de bu olduğunu düşünüyorum.



Uzun zamandır konuşmak istemiyorum. Böyle zamanlar önceden de vardı. Örneğin Hacer ile ilk tanıştığımızda Utku&#8217;dan bahsettiğinde susardım. Fena halde moralim bozulurdu. Kendi içime düşerdim. Bu durumdan pek hoşnut olmazdı ama evine de gitmezdi. Beni kolaylıkla bir başkasına tercih edebilirdi. Sadece çevresinde yeterli insan yoktu. Bunların artık bir önemi kalmadı.


<h2><strong>7. GÜN</strong></h2>


Bugün JLBorges ile konuştuk. İnsanların açgözlülüklerinden tiksintiyle bahsettik. Biz aç gözlü değilmişiz gibi. Buna fırsatımız olmadı gerçi. Var olana kanaat ettirilerek büyüdük. Kuşkusuz güzel bir özellik fakat şımarıklığın tadına bakmak isterdim. Sorumsuzca harcamak, başkalarını düşünmeden yaşamak ki hayatımın merkezinde kendimin olduğunu düşünürüm.



Alternatif yaşamın simülasyonu olmalı. Tek atımlık şans ile en iyisini nasıl bulacağız? En doğru kararın ne olduğunu nerden bilebilirim? Kötü bir hayatı nasıl telafi edeceğiz? Ha gayret desek onca pişmanlıktan sonra o gücü kim içinde bulacak?



Geçenlerde yaşlı bir adam, <em>keşke sizin yaşınızda olsaydım,</em> dedi. Yaptığı hataları tekrarlamayacağından, boşandığı karısıyla hiç evlenmeyeceğinden bahsetti. Aynı gün üniversiteyi kazanamadığından bizler gibi geçerli bir mesleğe sahip olamadığından dem vuran bir çocuğa yaşını sorduk. <em>On sekiz,</em> dedi. İmrendikleri kişiler olarak gülmeye başladık. Masadakiler on sekizine dönse neler yapacaklarından hayatın ne kadar da başında olacaklarından bahsettiler.

Yaşlı adam da bizim yaşımız hakkında benzer konuştu. Şimdi biz de aynı o çocuk gibi her şeyin geç olduğuna inanıyoruz, adam da öyle. Çocuk çalışsa ya istediğini bir an önce anlayıp onun için uğraşsa ya. Bizler de boşanacağımız o kişilerle hiç evlenmesek ya. Adam onu kanser edecek sigarayı kanser olmadan bıraksa ya. Hayatın kullanma kılavuzu mu var? Üniversite sınavı nasıl kazanılır?

Mutlu bir evlilik için doğru eş nasıl seçilir? Hangi seçimde kime oy vereceğiz? <em>Kısa bir süre sonra güneşten solacak montu ayırt etmenin yolları neler? </em>Hangi şehir yaşamaya en uygun? En çok hangi meslekte mutlu olacağız? Bunun gibi binlerce sorunun cevabını kim verebilir?
<h3><strong>Sahilde Yaşamanın Güzellikleri</strong></h3>


Sahilde yaşamanın güzellikleri üzerine uzun uzadıya konuştuk. Oradakilerin tasasız olduklarını Kuzguncuk Sahili&#8217;ni Çengelköy&#8217; ü güzelledik. Denizin kıymetini sadece bizim gibi taşra çocukları bilebilir. Bütün hayallerimin içinde buz gibi sular var. Altın gibi kumlar var. Güneşlenmekten olduğundan daha yaşlı gösteren sapsarı kızlar var. Şezlonglar, havlular var. Antalya&#8217;ya Beril&#8217;in yanına gittiğimde ne özenmiştim.

Mayolar, plaj havluları, bizim buralarda hiç ihtiyacımız olmayan güneş kremleri, bütün bunları doldurmak için çantalar. Daha da iyisi bu güzelliğin bedeli yok. Benim gibi sekiz saat yol çekmek zorunda da değilsiniz. Beril&#8217;in Gazipaşa&#8217;dan şikâyet ettiğini çok duydum. Bazıları hak etmediği yerde yaşıyor.

<em>Oğuz Atay</em>&#8216;ın dediği gibi &#8216;<strong><em>&#8216;Bir taşra çocuğu sıfatıyla özlemeyi bilmiyorsanız denizi kaybettiniz. Benim gibi.&#8221;</em></strong> Üzgünüm Beril kaybettin. Ama bütün bu şımarıkların dışında sahilde yaşayıp hakkını verenler de var. Hatta bu durumun farkında olanı da var. <em>Orhan Veli</em> şiir bile yazmış buna <em>&#8221;Denize çekilmiş dalyan direkleri ve yosun kokusu/ Sahilde yaşayan çocuklara hiçbir şey hatırlatmaz.&#8221;</em> Kendisine çok şey hatırlattığı aşikar. Beril ve şımarık arkadaşlarının dışında denizde yaşayıp hakkını veren iki kişi var. Birisi <strong><em>Orhan Veli Kanık</em></strong> diğeri de <strong><em>Sait Faik Abasıyanık</em></strong>.



<strong>Editörün Notu: </strong>Çeviriyi Youtube&#8217;un güvenilmez bağlantılarına emanet etmek etmek istediğimiz için Maiotiğe yükledik. Videonun orijinali ve çeviriyi yapan Gizem Kurt&#8217;un kanalı <strong><a href="https://youtu.be/SJv7_TNYtrk">burada</a></strong>.
<h2><strong>8. GÜN</strong></h2>


Bugün hasta olduğuma karar verdim. Yarın da doktora onaylatacağım. Günlerdir karakoldan beklediğim telefonu aldım. Sabah saatlerinde bir polis memuru aradı. Karakola gelmemi rica etti. Günlerdir sıkıntısını çektiğim adres sorunu rafa kalktı diye düşünüyordum. Giyinip hemen karakola gittim. Tarif ettikleri kata çıktım. Biri kır saçlı, yaşlıca iki polis memurunun olduğu odaya girdim ve meseleyi anlattım.

Yüzüme bile bakmadan soğukça <em>gel otur,</em> dediler. Siyah, kaygan deri koltuklardan birine oturdum ve birinin bir komut vermesini ya da bir soru sormasını bekledim. Kır saçlı olan <em>kimliğini ver,</em> dedi. Kimliğimi unuttum kaygısıyla elimi cebime attım cüzdandan kimliği çıkardım verdim. Adresimi, ailemi, okul geçmişimi genel hatlarıyla sordular. Kağıdımın üzerindeki kırmızı <span style="color: #ff0000;"><strong>GBT KAYDI BULUNMAMAKTADIR</strong> </span>damgasını ve altındaki imzayı gördüm.

O sırada birisi sürmeli iki kardeş içeri girdiler ve ifade vermek için geldiklerini söylediler. Yer olmadığı için nezaketen ayakta kalana yer verdim. Polis memuru o sırada işimin bittiğini ve gidebileceğimi söyledi. Teşekkür ettim ve aşağı indim. Zırhlı kapıların arasından sokağa çıktım. Buraya kadar her şey normal değil mi? Hatta istediğim şey de oldu. Kuruntularım sonlanmış oldu. Hiç de öyle değil. Meğer ben hastaymışım. Benim beynim yıllarca kuruntu üretmek için şekillenmiş. Yukarıda bahsettiğim damgayı saatlerdir internette arıyorum. Acaba doğru mu okudum diye.



Bugün hasta olduğuma karar verdim. Yarın da doktora onaylatacağım. İki senedir devam eden bu kaygılarımı yardım almadan yenmeye çalışarak yeterince zaman kaybettim. Sanki dünyanın bütün yükü benim sırtımdaymış gibi yeterince yaşadım. Kendimle çok konuştum. <a href="https://maiotik.com/psikolojinin-babalari/"><strong>Bilişsel Davranışçı Terapi</strong> </a>falan filan hepsi hikâye. Kaygılarımın saçmalığından haberdarsam neden hala kaygılıyım.
<h2><strong>9. GÜN</strong></h2>
Sabah hastaneye gittim doktor çok yoğundu geri döndüm. Yarım kalan uykuma devam ettim. Yarın hastaneye gider miyim? Sanmam.

Son iki yıldır keyfim yok. İki yıl içerisinde ufak tefek mutlulukların haricinde huzurlu olduğum söylenemez. Gerçi öncesi de aynı bokun soyu. Burada oturup saatlerce mutsuzluğumdan da bahsetmek istemiyorum ama hayatım bundan ibaret. Böyle zamanlarda yaratıcılığım da ölüyor. <em>Dopamin</em>in azlığından galiba. Babası <em>parkinson</em> olan bir arkadaşım var. Parkinson dopamin eksikliğinden kaynaklanır, parkinson ilaçları ise bu dopamini çok yoğun salgılatır. Bu nedenle bu arkadaşımın babası her gün evde yeni bir meşgaleyle uğraşıp sürekli bir farklılık yaratıyormuş. İşte dopamin böyle bir şey.
<h2><strong>10. GÜN</strong></h2>
Bugün öğretmen arkadaşlarımdan biri yeni işine başladığı için küçük bir kutlama yaptık. Çok sevinçliydi. Masada oturan diğerleri için de aynı temennide bulunduk. Herkes biraz mutlu biraz da kendi hayatlarının düzensizliğine buruktu. Burukluğumuzdan kimse söz etmedi. Hepimiz başımıza henüz gelmemiş büyük felaketlerin acısını çekiyorduk. Akşamına Onur ile telefonlaştık. Kişisel felaketlerin ardından insanların çok yoğun bir üretim dönemine girdiklerini anlattı. Hak verdim.
<h2><strong>11. GÜN</strong></h2>
Önceki tarihlerin güncelerini okudum. Savaştan yeni çıkmış gibi bir halim var. Aslında öyle değil. Hayatım çoğu insana göre normaldir. Görece iyi bir eğitim aldım. Çok para sıkıntısı çekmedim. Arada bir tökezlese de sağlığım yerinde. Arkadaşlarımla aram iyidir. Büyük pişmanlıklarım yok. Yeri gelince her şeyden sıyrılıp eğlenmesini bilirim. Hızlı öğrenirim. Gitar çalmasını bilirim. Yeni bir enstrümanı da hemen çözerim. Matematiğim iyidir. Fizik konusunda öğretmenlerimden övgü alırdım. İyi filmden, iyi kitaptan anlarım. Bundan sonra güzelliklerden de bahsedeceğim.
<h2><strong>12. GÜN</strong></h2>
Eski bir arkadaşım, abisinin nişanı nedeniyle buraya geldi. Oturduk konuşmaya başladık. Bir işin peşinde olduğundan bahsetti. 1995 senesinde polis memuru babasının ölümü ile ilgili eline yeni bilgilerin geldiğini anlattı. Olayı aynen yazıyorum: Necati Amca o dönem Niğde valisinin korumalığını yapıyor. Bor&#8217;da iki memurla ilgili çıkan dedikoduların aslını öğrenmek için vali tarafından gizli görevle ilçeye gönderiliyor. Dönerken bir trafik kazası sonucu vefat ediyor. Görev yazısı olmadığı için şehit sayılmıyor ve olay kapanıyor.

Arkadaşım bir polis memuru ile konuşurken rastgele bu olayı anlatıyor. Polis memuru üzerine gitmesi gerektiğini söylüyor ve gerekli yerlere yazılar yazılıyor belgeler isteniyor. Dönemin valisinin Necati Amcayı gizli görev için gönderdiğine dair yazdığı resmi bir belge arşivden çıkıyor. Ama SGK, görevlendirme yazısı olaydan sonra yazıldığı için gerekli tazminatı vermiyor. Biraz araştırmanın ardından gizli durumlarda görevlendirmenin sonradan da yazılabileceği bulunuyor.

Arkadaşım davayı açıyor. Bütün bu davaya da avukat arkadaşım Cansu bakıyor. Büyük ihtimalle bütün haklar kazanılacak. Yüklü bir miktar tazminat alınacak. Tam da hayatında yeni bir mesleğe ihtiyaç duyan arkadaşım için bu haklara sahip olmak çok büyük kolaylıklar sağlayacak. Küçücük şeyler ne büyük fırsatlar doğuruyor. Allah&#8217;ın lütfu.
<h2><strong>13. GÜN</strong></h2>
Liseden sevmediğim kişilerle karşılaştım. Neyse ki birbirimizi tanımıyormuş gibi davrandık.





]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/gun-mahmutun-gunlugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kahramanmaraş Gezilecek Yerler</title>
		<link>https://maiotik.com/kahramanmaras-gezilecek-yerler/</link>
					<comments>https://maiotik.com/kahramanmaras-gezilecek-yerler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[bozkirinokuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jul 2018 19:46:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Dondurma Fabrikası]]></category>
		<category><![CDATA[Fabrika Satış Mağazası]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş Akdeniz'de mi?]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş Seyehat Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş Gezi Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş Kent Merkezi Nasıldır?]]></category>
		<category><![CDATA[Maraşta Nerede Yemek Yenir?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maiotik.com/?p=2519</guid>

					<description><![CDATA[Yazının başlığı Kahramanmaraş Gezilecek Yerler çektiğimiz video ile bu başlığın uyumu bana sorarsanız önemli. Çünkü bir kenti yaşam alanı olarak tanımak için onun dinlenme ya da gezi alanlarına değil merkezine, caddesine, alışveriş merkezine, arka sokaklarına bakmak bana daha doğru geliyor. Gezmekteki amaç tabiki başka alışveriş merkezleri görmekten ve yemek yemekten ibaret değil; ancak gel gelelim yalnızca gezi yerlerinde dolanmak sa yaşam alanlarını görmeye engel. Kısa Kahramanmaraş şehir içi turumuz yukarıdaki gibi. İyi seyirler sevgili okur. He bir daha gidersek bu sefer tekne turudur, baraj görüntüleridir başka bir yol deneriz ama ilk gidiş böyle. SONRADAN GELEN DÜZENLEME Görüyorum da üzerinden 2 ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yazının başlığı Kahramanmaraş Gezilecek Yerler çektiğimiz video ile bu başlığın uyumu bana sorarsanız önemli. Çünkü bir kenti yaşam alanı olarak tanımak için onun dinlenme ya da gezi alanlarına değil merkezine, caddesine, alışveriş merkezine, arka sokaklarına bakmak bana daha doğru geliyor. Gezmekteki amaç tabiki başka alışveriş merkezleri görmekten ve yemek yemekten ibaret değil; ancak gel gelelim yalnızca gezi yerlerinde dolanmak sa yaşam alanlarını görmeye engel.</p>
<p><div style="width: 1060px;" class="wp-video"><video class="wp-video-shortcode" id="video-2519-1" width="1060" height="596" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/07/Kahramanmaras.mp4?_=1" /><a href="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/07/Kahramanmaras.mp4">https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/07/Kahramanmaras.mp4</a></video></div></p>
<p>Kısa Kahramanmaraş şehir içi turumuz yukarıdaki gibi. İyi seyirler sevgili okur. He bir daha gidersek bu sefer tekne turudur, baraj görüntüleridir başka bir yol deneriz ama ilk gidiş böyle.</p>
<h3><strong>SONRADAN GELEN DÜZENLEME</strong></h3>
<p>Görüyorum da üzerinden 2 yıl geçmiş bu videonun. İnsan anılarını böyle sık sık organize ederek biriktirmeli sanırım. Ne çok değişiklik olduğuna kendisi de şaşırıyor. O zamanlar da böyle düşünüyormuşum dediği ya da artık böyle değil ne saçmalamışım dediği onlarca şeyle karşılaşıyor ve kendini yeniden yeniden değerlendirebiliyor. Böylece kendine ilişkin farkındalığı artıyor. <a href="https://maiotik.com/?s=zeytinli"><strong>Zeytinli</strong> </a>videosu var mesela burada onu izlediğimde de aynı şeyi düşündüm. Yarısı rezillikle geçen ilginç bir anıydı ama bugün bakınca değerli olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>O zamanlar Gaziantep&#8217;in neredeyse dışında sayılabilecek Akkent&#8217;te oturuyordum ve Zekeriya Hocaya düzenli olarak havuz ve fitness aktiviteleri yapıyorduk. Antep&#8217;te kendimi yalnız hissettiğim zamanlardı ne kadar da güzel oldu. İnsanın gittikleri yerlerden insanlar biriktirerek ayrılması lazım.</p>
<p>Uzun yaşamın sırrı iyi insanlarla çıkılan uzun yolculuklarda saklı sanırım sevgili okur. Sezdiklerinizle bol bol uzun yolculuklara çıkmanız temennisiyle&#8230; Gerçi bir de insan birbirini yolda tanır derler. Birbirinizin garip huylarına tanık olup katlanamayadabilirsiniz. Bizim mesela<strong> Delihaydarefendi</strong>&#8216;yle Ankara&#8217;da böyle ilginç bir anımız var. Kakamın gelmesi ve yapamamam hasebiyle huzursuz bir gün geçirmiştik kendisiyle. Buradan ona da selamlar. O geziden de fotoğraflar var ama böyle hareketli bir anı yok mesela. Halbuki önemliydi. Erdal Beşikçioğlu Devlet Tiyatroları&#8217;ndan henüz ayrılmamışken Bir Delinin Hatıra Defteri&#8217;ne gitmiştik. Keşke Üniversitedeyken daha fazla gezseydik.</p>
<p>Arada gene sağa sola gidip bütün KYK&#8217;yı tek günde yediğimiz anılarımız oldu ama yurt dışına falan çıksak da olurmuş. Kahramanmaraş Gezilecek Yerler girdimiz de bu kadar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/kahramanmaras-gezilecek-yerler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/07/Kahramanmaras.mp4" length="267571542" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Kamusal Ortalama</title>
		<link>https://maiotik.com/kamusal-ortalama/</link>
					<comments>https://maiotik.com/kamusal-ortalama/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[zta]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2018 15:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[düşlemek]]></category>
		<category><![CDATA[hayal etmek]]></category>
		<category><![CDATA[hayaller]]></category>
		<category><![CDATA[Kamusal Ortalama]]></category>
		<category><![CDATA[mahkum olmak]]></category>
		<category><![CDATA[modern hayat]]></category>
		<category><![CDATA[üretmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://maiotik.com/?p=1671</guid>

					<description><![CDATA[Kamusal Ortalama&#8230; Eğer siz de keyif aldığınız bir işi icra edip, aynı zamanda bu işten hayatınızı idame ettirecek parayı kazanıyorsanız ve “aybaşı”, “maaş günü” gibi kavramlar, günlük diyaloklarınıza sık sık misafir oluyorsa, yazımızın başlığını oluşturan ögelerden birisiniz demektir. Ortamımıza hoş geldiniz! Modern hayat(!) lügatımıza bir cümle kazandırmış sanırım; “Sevdiğin işi yap.” Cümle tatlı. Bir dönemin görünce aydınlandığı “Secret” kitabı gibi. Duyunca beynimizin ilk komutu, “hayal kur” oluyor haliyle. Kurmaz mıyız? Alasının alasını kurabiliyoruz eyvallah. Hatta o kadar yoruluyoruz ki hayal kurarken, sabahın ilk ışıklarından biraz önce akıllı mı akıllı telefonumuzun en beter melodisiyle uyandırılıyoruz tatlı düşlerimizden. Hemen renkli hayal pijamalarımızı ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kamusal Ortalama&#8230; Eğer siz de keyif aldığınız bir işi icra edip, aynı zamanda bu işten hayatınızı idame ettirecek parayı kazanıyorsanız ve “aybaşı”, “maaş günü” gibi kavramlar, günlük diyaloklarınıza sık sık misafir oluyorsa, yazımızın başlığını oluşturan ögelerden birisiniz demektir. Ortamımıza hoş geldiniz!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1672 alignright" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/1-2.jpg" alt="" width="403" height="363" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/1-2.jpg 403w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/1-2-300x270.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 403px) 100vw, 403px" />Modern hayat(!) lügatımıza bir cümle kazandırmış sanırım; “<em>Sevdiğin işi yap.”</em> Cümle tatlı. Bir dönemin görünce aydınlandığı “Secret” kitabı gibi. Duyunca beynimizin ilk komutu, “hayal kur” oluyor haliyle. Kurmaz mıyız? Alasının alasını kurabiliyoruz eyvallah. Hatta o kadar yoruluyoruz ki hayal kurarken, sabahın ilk ışıklarından biraz önce akıllı mı akıllı telefonumuzun en beter melodisiyle uyandırılıyoruz tatlı düşlerimizden. Hemen renkli hayal pijamalarımızı çıkarıp mahkum kıyafetlerimiz üzerimizde düşüyoruz yollara. Nereye mi? Ortalamayı sabit tutmaya.</p>
<p>Bu yazıyı yazmak için klavyesinin tuşlarında ellerini gezdiren zat da dahil birçok insan bir ortalamaya dahil olmak için yıllarını harcadı, harcamaya devam ediyor, harcayacak da kamusal ortalama da bunlardan biri. Pek çoğumuzun yetiştirilme tarzında itaat, kanaat ve sebat kavramları yatar. Kanımca, bu üçlüden kurtulabilirseniz basit, sade ve doyumsuz bir hayat yaşayabiliyorsunuz. Eğer bir tanesi bile artık işlemişse hücrelerinize, kamusal ortalamaya dahil oluyor ve hatta mecbur kalıyorsunuz.</p>
<p>Uzun süredir mesleğinde tatminsizlik yaşayan biri olarak karaladım aklımdakileri. Üretmek için naçizane enerjisi olan fakat bu enerjiyi hayatını ve hayatına dahil ettiklerinin standartlarını asla düşürmemek üzere sarf eden nice insanların hislerini yansıtmak için dile getirdim düşüncelerimi. Evet dostlar, yalnız değilsiniz. Kamusal ortalama sizi kendine mahkum ediyor.</p>
<h2><strong>BELİRTİLER</strong></h2>
<ul>
<li>Ben de birçoğunuz gibi işimde bulduğum boş vakitlerde farklı yerler hayal ediyorum, farklı mevkiler değil.</li>
<li>Başka kültürlere misafir olmak istiyorum, bavul gibi gezmek değil.</li>
<li>Üretmek ve ürettiğim her ne ise ondan besleyerek varlığımı yaşamak istiyorum, yap-boz talimatlı, doldur-boşaltlı yaşantılar değil.</li>
<li>Konuşmayı henüz öğrenen bir bebek gibi uydurmak istiyorum kelimeleri, bir papağan edasıyla tekrar ederek değil.</li>
<li>Mutluluğun tadına dilimle bakmak istiyorum, cüzdan kabarıklığı ve bir <a href="https://maiotik.com/?s=otomobil">otomobil </a>anahtarıyla değil.</li>
<li>Enerjimi küçük bir gelincik çiçeğinin yapraklarını hayatta tutmak için harcamak istiyorum, kutsal mesai(!) kavramına değil.</li>
<li>Galiba cep telefonumun beter melodisine birkaç küçük saat kaldı. Pijamalarımı kendi rızamla çıkarıp gardiyanı beklesem iyi olacak bu sabah.</li>
</ul>
<p>Hepimize ortalamadan çıkmaya yetecek kadar enerji ve cesaret dileklerimle. Pijamayla kalın dostlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/kamusal-ortalama/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zeytinli Rock Festivali</title>
		<link>https://maiotik.com/zeytinli-rock-festivali/</link>
					<comments>https://maiotik.com/zeytinli-rock-festivali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[bozkirinokuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2018 17:12:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytinli Rock Festivali Belgeseli]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytinli Rock Festivali İncelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytinli Rock Festivali Nasıl Oluyor?]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytinli Rock Festivali Video Günlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytinli Rock Festivali Yaş Sınırı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://maiotik.com/?p=1506</guid>

					<description><![CDATA[Zeytinli Rock Festivali &#8230; nasıl bir festival? Yazının Zeytinli Rock Festivali kısmına geçene kadar biraz kendimden söz etmem gerekiyor. Hiçbir zaman parti insanı olmadım. Söz gelimi lisedeyken millet okuldan kaçıp bilardo oynamaya, sevgilisiyle buluşmaya giderken ben eve kitap okumaya dönerdim. Burada “Bakın ben küçükken ne kadar entelektüeldim”’i ima etmiyorum bir an evvel eve dönmek arzusundaydım hep. Gezmekten çok keyif almazdım. Doğa ve sokak ne kadar davetkar, kışkırtıcı olursa olsun ekrandan seyretmek daha çok hoşuma giderdi. Gerçi dostluklarım derinleştikçe ilişkilerim büyüdükçe gezmenin, güzel insanlarla çıkıldığı takdirde çok keyifli bir şey olduğunu öğrendim, ergenlik yüzünden sadece ailemle gezmeyi sevmiyordum belki ama bunlar ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><strong>Zeytinli Rock Festivali </strong>&#8230; nasıl bir festival? Yazının <strong>Zeytinli Rock Festivali</strong> kısmına geçene kadar biraz kendimden söz etmem gerekiyor. Hiçbir zaman parti insanı olmadım. Söz gelimi lisedeyken millet okuldan kaçıp bilardo oynamaya, sevgilisiyle buluşmaya giderken ben eve kitap okumaya dönerdim. Burada <em>“Bakın ben küçükken ne kadar entelektüeldim”’</em>i ima etmiyorum bir an evvel eve dönmek arzusundaydım hep.</div>
<div></div>
<div>Gezmekten çok keyif almazdım. Doğa ve sokak ne kadar davetkar, kışkırtıcı olursa olsun ekrandan seyretmek daha çok hoşuma giderdi. Gerçi dostluklarım derinleştikçe ilişkilerim büyüdükçe gezmenin, güzel insanlarla çıkıldığı takdirde çok keyifli bir şey olduğunu öğrendim, ergenlik yüzünden sadece ailemle gezmeyi sevmiyordum belki ama bunlar yazının ergenlik keşifleriyle ilgili kısmı. Yalnızlığımı kötü bir duygu olarak hissettiğim zamanlarla ilgili bölümü&#8230;</div>
<div></div>
<div>
<p><div style="width: 1060px;" class="wp-video"><video class="wp-video-shortcode" id="video-1506-2" width="1060" height="596" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Zeytinli-Rock-Festivali.mp4?_=2" /><a href="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Zeytinli-Rock-Festivali.mp4">https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Zeytinli-Rock-Festivali.mp4</a></video></div></p>
</div>
<p>İşte bu zamanlarda dönemin festivali  <em>Rock’n Coke</em> haberlerini duyduğumda evcimen karakterimle bağdaşmamasına rağmen olay garip bir şekilde ilgimi çekmişti. Yabancı grupları çok iyi bildiğimden, gitme ihtimalim olduğundan değil. -Hem benim için zaten gidilme ihtimali olmayan benden büyük bir etkinlikti o gitsem de utanıp ezik ezik sünepe sünepe etrafta dolanacağım bir şeydi. Zorlama bir atak olacaktı yani benim için- Binlerce insanın geçici olarak da olsa bir arada yatıp kalktığı ve sabaha kadar uyumadığı bir dünya bana inanılmaz çekici geliyordu.  O kadar inanılmaz geliyordu ki gerçek değil gibiydi. Gidilebilir bir yer değil gibiydi. Uykusuz gecelerime binlerce ortak bulmak gibiydi. Dolayısıyla gezgin, otostopçu, çılgın bir adam olmasam da herkesin hep ayık olduğu antik kent Gılgameş’deki gibi 7/24 akan canlı bir yaşam alanında yer almak fikri beni dayanılmaz bir şekilde kendisine bağlıyordu..</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1511" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Rockn-Coke.jpg" alt="" width="1500" height="995" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Rockn-Coke.jpg 1500w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Rockn-Coke-300x199.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Rockn-Coke-768x509.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Rockn-Coke-1024x679.jpg 1024w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Rockn-Coke-100x65.jpg 100w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Rockn-Coke-360x240.jpg 360w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Rockn-Coke-600x398.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 1500px) 100vw, 1500px" /></p>
<p>Ağzını ayıra ayıra anlatan ve hayran samimiyetlerine inanmadığım arkadaşlarımdan çok daha farklı bir ilgi bağı kurmuştum ben bu işle. Sonra büyüdüm, sevdiğim müziği ayırt etmeye, okuduğum romanları seçmeye başladım. Bugün dahi devam eden güzel dostluklar içine adım attım. Genç hayatına aktif olarak katılmaya, seyahatlere ve festivallere gitmeye hazırdım.</p>
<h2><em><strong>Üniversite!</strong></em></h2>
<p>Her öğrencinin yaptığı gibi defalarca <em>Work and Travel</em> hayalleri kuruldu, <em>İnterrail</em> araştırıldı, <em>Erasmus</em> imkanlarına bakıldı ama bir türlü macera dolu o seyahate çıkılamadı. Şüphesiz ailelerin maddi durumu ve arkadaş gruplarının cesareti de önemli etkendi ama bir türlü olmadı. Koca bir üniversite, üniversitenin yerel etkinlikleri hariç adam akıllı bir etkinliğe katılamadan geldi geçti. Küçük bir İç Anadolu şehrinde yaşayıp okuduğumuzdan ne yaparsak yapalım iyi bir tiyatroya iyi bir konsere gitmeye çok fırsat bulamadık bu yüzden  kafalarımızda çok genişlemedi. Gerçi bu blogun yazarlarından <a href="https://maiotik.com/author/delihaydarefendi/"><strong><em>delihaydarefendi</em></strong></a> ile kendi çapımızda kaçamaklar yaptığımız <a href="https://maiotik.com/author/delihaydarefendi/"><strong><em>delihaydarefendi</em></strong></a>’nin Ankara’da sabahlara kadar Erdal Beşikçioğlu’nun oynadığı <em>Bir Delinin Hatıra Defteri</em>’ne bilet sırası beklediği zamanlar da oldu ama o kadar. Bugün bile hala daha çılgın şeyler yapmadığımız için pişmanız. Yapabilirdik, gençtik, çılgınlıktan kastımız bunlardı.</p>
<p><div id="attachment_1508" style="width: 1290px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-1508" class="size-full wp-image-1508" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Erdal-Beşikçioğlu-Bir-Delinin-Hatıra-Defteri.jpg" alt="" width="1280" height="720" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Erdal-Beşikçioğlu-Bir-Delinin-Hatıra-Defteri.jpg 1280w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Erdal-Beşikçioğlu-Bir-Delinin-Hatıra-Defteri-300x169.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Erdal-Beşikçioğlu-Bir-Delinin-Hatıra-Defteri-768x432.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Erdal-Beşikçioğlu-Bir-Delinin-Hatıra-Defteri-1024x576.jpg 1024w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Erdal-Beşikçioğlu-Bir-Delinin-Hatıra-Defteri-600x338.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /><p id="caption-attachment-1508" class="wp-caption-text">Bir Delinin Hatıra Defteri</p></div></p>
<p>Üniversite bitti. KPSS kuyusu, işsizlik, yüksek lisans öğrenimi vesaire derken kendimi İzmir’de buldum. Büyük bir şehirdeydim. Şimdi gerisini İzmir düşünsündü. Fırsat bulamadığım her yetenek kırıntımın peşine düştüm. İçimde kalan her konsere gittim. Youtube’da keşfettiğim küçük grupları canlı  dinledim, tiyatrolara, kitapçılara, güzel kafelere gittim(hatta bu kafelerden birinde[<em>kırkmerdiven</em>] kitap programları yaptım).</p>
<p><div id="attachment_1510" style="width: 2010px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-1510" class="size-full wp-image-1510" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Kırkmerdiven.jpg" alt="" width="2000" height="1125" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Kırkmerdiven.jpg 2000w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Kırkmerdiven-300x169.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Kırkmerdiven-768x432.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Kırkmerdiven-1024x576.jpg 1024w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Kırkmerdiven-600x338.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 2000px) 100vw, 2000px" /><p id="caption-attachment-1510" class="wp-caption-text">Kırkmerdiven</p></div></p>
<p>Söz gelimi bütün diskografisini ezbere bildiğim Teoman’ı ilk defa İzmir Arena’da canlı gördüm ve göz yaşlarımı tutamadım. Çok ilginç bir ruh hali. Bugün bu ruh halini hala anlatabileceğimi sanmıyorum. Hayran ağlaması değildi bu,  Teoman’ı orada görmek kendimle olan bir hesaplaşmanın da mutlu sonu gibiydi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1513" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Teoman-İzmir-Arena.jpg" alt="" width="1271" height="683" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Teoman-İzmir-Arena.jpg 1271w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Teoman-İzmir-Arena-300x161.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Teoman-İzmir-Arena-768x413.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Teoman-İzmir-Arena-1024x550.jpg 1024w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Teoman-İzmir-Arena-600x322.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 1271px) 100vw, 1271px" /></p>
<h2><strong>TEOMAN</strong></h2>
<p>Yeri gelmişken anlatayım, ben hayranlığa inanmam sevgili okur. Severim. Teoman’ı severim onunla tanışmak isterim ama bunun gereksiz olduğunu bilirim. Çünkü o bir sanat eseri ortaya koymuştur. Ruhunun en bilinmedik dehlizlerini ortaya saçmıştır ve biz onu tanırız. Ama Teoman bizi tanımaz. Kimsenin nüfuz edemediği kısımlarımızı sezmez. Ama biz onunkileri sezeriz. Dolayısıyla onunla tanışmak arkadaş olmaya yetmeyecekse bunun bir anlamı yoktur. Aynı şey edebiyatta da geçerli. Okur olmanın, dinleyici olmanın talihsizliği. Kimi yazarların, şarkıcıların anlattıkları sizin ruhunuza daha çok dokunur; kimi eser sizinle diğer herkesle konuştuğundan daha fazla konuşur ama onu yaratan sanatçı ya da şarkıcı sizdeki o durumu bilmez. Bilse bile tam olmaz. Her neyse konumuz bu değil.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1512" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Teoman-1.jpg" alt="" width="1600" height="895" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Teoman-1.jpg 1600w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Teoman-1-300x168.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Teoman-1-768x430.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Teoman-1-1024x573.jpg 1024w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Teoman-1-600x336.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<p>İzmir’deki bu eğlenceli zamanlar gene gerçekleşmemiş bir festival hayaliyle ve anneme bıraktığım sağlam bir kredi kartı borcuyla kapandı. Burada gece hayatına dalmış zevzek, sorumsuz bir insan olduğum ya da ailemin beni şimartacak kadar çok parası olduğu  anlaşılmasın talihsiz olaylar sonrası kendimi iyi hissetmiyordum diyelim sevgili  okur.</p>
<p>Sonunda işim oldu ve gene işim dolayısıyla başka bir şehre yerleştim. Bu şehirde evi özlediğim ve İzmir’in hareketli yaşamından sıkıldığım için(burada yazar küçücük İzmir’de hakikaten az daha işinden gücünden edecek bir hareketli yaşamdan bahsediyor) sakin bir yaşam sürmeye başladım. Zeytinli Rock Festivali ’nin reklamlarının dönmeye başlaması da tam bu döneme rastlıyor. Yıllardır göremediğim, artık çok eğleneceğimi de düşünmediğim, konforlu evimi terk edip çadırda kalabilecek miyim diye endişe ettiğim Zeytinli Rock Festivali ne gitme hikayem de böyle başlıyor.</p>
<h3><strong>Zeytinli Rock Festivali Nerede?</strong></h3>
<p>Zeytinli Rock Festivali, Balıkesir&#8217;in Edremit ilçesinde. Zeytinli Rock Festivali’nin biletleri biletix üzerinden ya da aşağı da gördüğünüz tablodaki mekanların birinden temin edilebiliyor. 3 çeşit bilet var:</p>
<p><strong><em>Tek Günlük Bilet:</em></strong> Tahmin edebileceğiniz üzere sadece o gün girip izliyorsunuz.</p>
<p><strong><em>Kombine:</em></strong> Her gün festival alanına girmenizi ve bütün konserleri dinlemenizi sağlayacak bilet; ancak kalacak yer probleminizi kendiniz çözüyorsunuz.</p>
<p><strong><em>Kamp+Kombine:</em></strong> Kombine’nin üzerine çok az bir miktar para vererek çadırınızla konaklama imkanı ediniyorsunuz. 5 gün 24 saat boyunca festival alanının tam anlamıyla her yerine erişiminiz oluyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1516" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Zeytinli-İçin-Bilet-Bulunabilecek-Yerler.jpg" alt="" width="800" height="1585" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Zeytinli-İçin-Bilet-Bulunabilecek-Yerler.jpg 800w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Zeytinli-İçin-Bilet-Bulunabilecek-Yerler-151x300.jpg 151w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Zeytinli-İçin-Bilet-Bulunabilecek-Yerler-768x1522.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Zeytinli-İçin-Bilet-Bulunabilecek-Yerler-517x1024.jpg 517w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Zeytinli-İçin-Bilet-Bulunabilecek-Yerler-600x1189.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p>İzmir’de görece ucuza bira içtiğimiz Tato Bar ve güzel makarna yediğimiz Alavara adlı mekanlar hem bilete erişebileceğiniz hem de iyi vakit geçirebileceğiniz yerler olarak İzmir bilmeyen okura naçizane tavsiyem olsun. İkisi de Alsancak’ta, neredeyse dip dibe sayılır.</p>
<p><div id="attachment_1507" style="width: 778px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-1507" class="size-full wp-image-1507" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Alavara-ve-Tato-768x768.jpg" alt="" width="768" height="768" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Alavara-ve-Tato-768x768.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Alavara-ve-Tato-768x768-150x150.jpg 150w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Alavara-ve-Tato-768x768-300x300.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Alavara-ve-Tato-768x768-125x125.jpg 125w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Alavara-ve-Tato-768x768-600x600.jpg 600w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Alavara-ve-Tato-768x768-100x100.jpg 100w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px" /><p id="caption-attachment-1507" class="wp-caption-text">Alavara ve Tato</p></div></p>
<p>Biletlerinizi gelecek sanatçılar ve program belli olmadan alırsanız %30’a kadar daha uygun alma şansınız var.</p>
<h3><strong>KAMP HAZIRLIKLARI</strong></h3>
<p>Şimdi biz eksik yaptıklarımızı da fark ettiğimiz için en temiz listeyi şöyle hazırladık. Yanınıza almanız gerekenler şunlar:</p>
<p><strong><em>1) Çadır</em></strong></p>
<p>Ancak kamp tecrübeniz yoksa lütfen <em>“Uuu bu güzel görünüyor kocamanmış bu!” </em>diyerek gidip beş kişilik yüksek bir çadır almayın. Rüzgarı yer devrilirsiniz yemin ederim. Zaten sahildeki yumuşak toprağa kuruluyor çadırlar. Çok yüksek olmayan iki kişilik çadırlara yönelin.</p>
<p><strong><em>2) Mat</em></strong></p>
<p><em>“Kumun üzerine yatarım ne olacak!”</em> demeyin. Zemin yüzünden iki gün diz ağrısı çekip yürümeyemediğimi belirtmek isterim.</p>
<p><strong><em>3) Uyku Tulumu</em></strong></p>
<p>Uyku tulumunu da <em>“Biz battaniye ve yastık götürürüz yaa ne olacak?”</em> diyerek asla geçiştirmeyin. Ağustos ayında sahilde yapılan bir festivalden bahsediyoruz, geceleri donarsınız. Hatta bu yüzden listeye uzun kollu bir üst, pijama ve hırka da eklemek isteriz.</p>
<p><strong><em>4) Uzun kollu bir üst, pijama ve hırka</em></strong></p>
<p><strong><em>5) En az 10.000 mAh’lik Powerbank</em></strong></p>
<p>5 gün sürecek çılgın bir festival. Telefonunuzu en az 5 kere dolduracak bir powerbank bulundurun yoksa sağda solda sıra beklemek ve yüzde otuzdan fazla şarj olmayacak bir telefonun peşinde koşturup gergin gergin takılmak zorunda kalırsınız. Bol bol fotoğraf ve videoyu geniş geniş çekebilecek şarj ekipmanınız yanınızda olsun.</p>
<h3><strong>FESTİVAL ALANI</strong></h3>
<p>Kamp alanına girerken yoğun bir güvenlik önlemi alındığını söylemek mümkün. X-ray cihazından K9 köpeklere kadar bütün güvenlik önlemleri alınmış. Valizlerinizin içini de açıp aradıklarını, su dahil birçok sıvının içeri alınmadığını, reçetesiz ilaçları attıklarını, profesyonel kayıt yapan dijital araçların, kesici ve delici aletlerin kamp alanına sokulmadığını belirtelim. Güvenlik ekipleri çete elemanlarına benziyor nazik değiller diye eleştirilse de birkaç gün sonra başka türlü bir güvenliğin bu kitleyi durduramayacağını anladığımız için eleştirinin yersiz olduğunu gördük. Onlar da zaten temiz bir tipseniz size başka türlü davranıyorlar.</p>
<p>Alana baktığımız zaman her ne kadar web sitesinde sizi karşılayacak kroki şu şekilde planlansa da:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1514" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Web-Sitesi-Krokisi.jpg" alt="" width="655" height="720" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Web-Sitesi-Krokisi.jpg 655w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Web-Sitesi-Krokisi-273x300.jpg 273w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Web-Sitesi-Krokisi-600x660.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 655px) 100vw, 655px" /></p>
<p>Binlerce kişi çadır kurduğu ve kontrolü zor olduğu için kamp alanının gerçek krokisi şu şekilde oluyor:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1509" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Gerçek-Kamp-Krokisi-667x500.png" alt="" width="667" height="500" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Gerçek-Kamp-Krokisi-667x500.png 667w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Gerçek-Kamp-Krokisi-667x500-300x225.png 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Gerçek-Kamp-Krokisi-667x500-600x450.png 600w" sizes="auto, (max-width: 667px) 100vw, 667px" /></p>
<p>Ancak böyle olunca inanılmaz bir tuvalet ve duş sırası ortaya çıkıyor. Haydi tuvaletleri idare ettik ama sayıca çok az duş olduğu için yüz kişilik duş sırasıyla karşılaşmak işten bile değil.</p>
<p>Bizim önerimiz şu şekilde planlanması: Her çadır sokağının kendine ait duşları ve belki tuvaletleri de olursa daha kolay hizmet alınmış olur. <strong><em>Kamp+kombine</em></strong> girişindeki yoğunluk da <strong><em>Kamp+kombine</em></strong> sakinlerinin salt <strong><em>Kombine</em></strong> girişinden de girebilmesiyle bir nebze olsun çözülür. <strong><em>Tek günlük</em></strong> girişler zaten kalabalık ona dokunmayın.</p>
<p>Sözünü etmişken festival eleştirilerinden biri tuvalet ve duş problemiydi. Şans eseri tanıştığım Mehmet Mert Baycan da gördüğü bütün dünya festivallerinde bu sorunun olmadığı bir yere rastlamadığını söyledi. Görece daha temiz yerler gördüğünü ancak 100 bin kişinin girip çıktığı bir yerin kontrolünü sağlamanın hayli zor olduğunu söyledi. Ancak bizce önerdiğimiz gibi bir yerleşim işleri biraz daha kolaylaştıracaktır.</p>
<h4><strong>PEKİ ÇADIRIMIZI NEREYE KURMALIYIZ?</strong></h4>
<p>Çadırınızı sarhoşların üzerine yıkılacağı tuvalet güzergahına ya da konser alanına yakın kurmamanız avantaj. Yalnız gidip en köşeye kurarsanız da bütün rüzgarı siz yersiniz. Çadırınızın sağına soluna işeyen olabilir. Rüzgardan korunmak ve tedirgin hissetmemek için doğru seçim güvenliğe yakın, çok rüzgar almayan köşeden bir ya da iki çadır içeride bir alana kurmak.</p>
<h4><strong>KONSER VE CATERİNG ALANI </strong></h4>
<p>Öncelikle konser alanında sadece bir alanda kredi kartının kullanıldığını ve oradan da sadece bira pulu alabildiğinizi ki pul kuyruğunun da devasa olduğunu söylememe gerek yok. Yanınızda gerektiği kadar nakit bulundurun. Biz gittiğimizde bira içeride 12 lira dışarıda ise 8 lira idi. Eğer tasarruf etmek isterseniz dışarıda iki bira içip o şekilde gelebilirsiniz. Zaten ilerleyen günlerde festivalci gençlerin parası bittiği için içeride iki bira 15 liraya dışarıda ise bir bira 6 liraya kadar düşecek. Keza catering alanının ortasında satılan tişört fiyatları için de aynı şeyi söylemek mümkün, gerçi siz tişörtler için nasıl olsa ucuzlayacak diye son günü beklemeyin, adam akıllı tişört kalmıyor.</p>
<p>Catering alanında çok tanınmış bir markaya rastlamak güç. Yemek fiyatları uygun ancak doyurucu ya da sağlıklı olduklarını söylemek pek mümkün değil. Bunun için festival alanının hemen dışında çılgınlar gibi eğlencenin döndüğü sokağa ya da Akçay merkeze gidebilirsiniz.</p>
<p>Kahvaltı için ise festival alanına çok yakın geceleri düğün salonu olarak işletilen <em>Orient Çay Bahçesi</em>’nin açık büfe kahvaltısını tavsiye ederim. 20 lira idi ancak iki kişi de bir kahvaltıyla doymak mümkün, malzemeleri kaliteli. Akşama doğru da eğer vejeteryan değilseniz <em>Mert Kasap</em>’ın açmış olduğu sucuk ekmek standından kasap sucuğunuzu mutlaka yiyin. Adamların telefon numaralarını aldım eve sipariş edeceğim o kadar güzel. 8 lira idi. Edindiğimiz bilgilere göre günde 2500 sucuk ekmek satıyorlarmış ama 3000’e çıkarsalar da gidermiş.</p>
<h4><strong>SAHNE ALACAKLAR</strong></h4>
<p>Bizim katıldığımız 2017 senesinde gerçekleşen festivalin listesi şöyleydi:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1515" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Zeytinli-2017-Çıkacak-Gruplar.jpg" alt="" width="958" height="270" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Zeytinli-2017-Çıkacak-Gruplar.jpg 958w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Zeytinli-2017-Çıkacak-Gruplar-300x85.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Zeytinli-2017-Çıkacak-Gruplar-768x216.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Zeytinli-2017-Çıkacak-Gruplar-600x169.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 958px) 100vw, 958px" /></p>
<p>Eğer bir sanatçıyı çok seviyorsanız gidip konserine para verip özel konser mekanlarında dinlemenizi tavsiye edeceğim çünkü alan inanılmaz kalabalık. Önlerde yer almak için çok önceden gitmeniz lazım. Eğer konser alanının biraz köşesinde kalırsanız da rüzgar dolayısıyla ses bozuluyor ve tam moda giremeyebiliyorsunuz. Bir de günün en önemli grubu ya da solistinin saat 01.00’da çıkması sizi biraz yorabilir çünkü çadırda kaldığınızdan mütebellit günün ışıması ve ter içinde sabahın 07.30’unda kalkmanız bir oluyor. Ben bile Teoman’ın ortalarında dayanamayıp uyumaya döndüm.</p>
<p>Gördüğüm performanslardan aklımda kalanlar ise: <strong><em>Seksendört, Teoman, Athena, Hayko Cepkin, Adamlar ve Selda Bağcan</em></strong>’dı. Bildiğim diğer performansları müzik zevkimden bağımsız söylüyorum belki de benim kulağım iyi değildir ama hakikaten çok başarılı bulmadım.</p>
<h4><strong>ORTAM</strong></h4>
<p>Bir kere bütün bir festival alanı, başında öğretmen olmayan inanılmaz yaramaz başıboş bir sınıfa benziyor. Bizim 2017 yılında düzenlenen Zeytinli Rock festivaline dair en sağlam eleştirimiz yaş sınırının kaldırılması. İçeriye 18 yaşından küçük kimse girmesin lütfen! Çok sevimli aileler de vardı çocuklarıyla gelen, tamam aileleri eşlik edebilir ya da 18 yaşının altındakiler günü birlik olarak gelebilir olmadı kombine de alsınlar ama kamp alanına 18 yaşından küçükler alınmazsa daha iyi olur.</p>
<p>Festival alanı oldukça güvenli ve keyifli. İnsan festivalde olduğunu hissediyor ama olur da dışarıya bir nefes almaya çıkayım derseniz gündüz ve gece belirli bir saate kadar neşeli olan sokak, geceye doğru rahatsız edici bir hal alıyor, taciz, hırsızlık ve kavga olaylarıyla çok sık karşılaştık. Gençlerin yiyip içtiğini sokaklara atması da ayrı bir problem. Sağda solda uyuşturucu krizine girenleri normal karşılıyoruz artık ama en azından  festival alanının hemen yanındaki trafiğe kapanmış sokağın güvenliği daha iyi sağlanabilir. Özellikle festivalin 4. ve 5. günlerinde korkarak, hızlıca geçtik oradan.</p>
<h3><strong>ZEYTİNLİ ROCK FESTİVALİ’NİN RUHU</strong></h3>
<p>Festival boyunca, <em>İsmail Abi</em> ve <em>Hector</em> diye bağıran bir tayfayla karşılaşacaksınız. Bunların yüzde doksanı arkasındaki muhabbeti bilmeden bağıran ergenler. Olsun onlar da eğleniyor yaşları genç yapacak bir şey yok ama mevzu şu: Ankara’daki Underground kültürünün ortaya çıkardığı Neo-Beat topluluğu, beat akımına mensup Ankara Üniversitesinden ve ODTÜ’den birçok öğrencinin katılımı ve en son İstanbul Kadıköy’deki beat çevreleriyle kaynaşmayla beraber zirve noktasını yaşamaya başlıyor. Zeytinli Rock festivali de aslında Neo-Beat’in dışarıya açıldığı ilk etkinlik.</p>
<p>Başına Neo eklenen toplulukları sevmem, beat akımına da oldum olası çok ısınamamışımdır ancak festivalin ruhuna uygun bir fikir altyapısı olduğunu söylemek mümkün.</p>
<h4><strong>İSMAİL ABİ VE HECTOR BAĞIRIŞLARI</strong></h4>
<p><em>İsmail Abi</em> ve <em>Hector</em> çığlıkları da Ankara’nın Underground kültüründen ileri geliyor.</p>
<p>Hector bağırışının arkasında üç efsane var;</p>
<p><em><strong>Bunlardan birincisi,</strong> </em>ODTÜ’nün sunucularında porno paylaşımı yapan Hector nickli bir öğrenciyi işaret ediyor.</p>
<p><em><strong>İkincisi,</strong></em> çığlık terapisi için uygun bir isim olması. Tanıdığımız bir sürü filozofun ve sanatçının çığlık terapisini kullandığını biliyoruz.</p>
<p><em><strong>Üçüncüsü</strong></em> ve en akla yatkın olanı ise festival alanının kurulu olduğu yerlerde eskiden hüküm süren uygarlıklardan Truvalı Hector’un çığlığı. Hector kaybedeceği bir savaşta aylar boyu dayanmayı başarmış kaybedenlerin, haksızlıklara uğrayanların, yenilenlerin son umut çığlığı olarak ortaya çıkmış bir karakter. Dolayısıyla Hector diye bağıranlar da bir özgürlük ve umut çığlığı atıyorlar aslında.</p>
<p>Yukarıda saydığım üç efsane de Hector’un altını dolduran, bir mit yaratan öyküdür.</p>
<p>İsmail Abi, zannedersem bütün bu yukarıda saydıklarıma karşı bir çeşit “<em>İsmail Abi”</em> duruşu, belki biraz Leyla ile Mecnun ve Onur Ünlü’yle de alakalıdır. Tam bilemiyorum.</p>
<h2><strong>SONUÇ </strong></h2>
<p>Festivalde kamp yapmak çok zormuş sevgili okur, duş alamıyorsunuz, kakanızı yapamıyorsunuz, dışarıda çok fazla para harcamak zorunda kalıyorsunuz. Buz gibi bir duşa 5 lira veriyorsunuz. Çadır’da takılamayacağınız için(çok sıcak) sağda solda gezindikçe berbat kahvelere beş lira bayılıp anlamsız bir şekilde sürtmek zorunda kalıyorsunuz.</p>
<p>Belki buzdolabı, banyo ve tuvalet imkanı yeterli olan profesyonel bir kamp alanına gidilebilir ama bir daha festivade kamp yapmayacağımı belirtmek isterim. Zaten dayanamayıp üçüncü gün otele gittik(iş güç sahibi olmanın böyle bütçe olarak esnek avantajları da var yalan değil).</p>
<h3><strong>HATIRLADIĞIM İLGİNÇ ŞEYLER</strong></h3>
<p>Hatırladığım İlgin Şeyler ise şunlar. Uyumak için sahil esiyor diye şezlong kiralayıp Şemsiye’nin gölgesine yattığımda mutluydum. Kırk beş dakika sonra güneş hareket edince şemsiyenin gölgesi başka yöne kaymış ben iki saat uyumuşum. Dolayısıyla sağlam yandım.</p>
<p>Gecenin bir yarısı <em>“Ben bir ceviz ağacıyım!” </em>diye çığlık atan zil zurna sarhoş biri vardı. Arkadaşları çadırına götürmek istediler ama Ceviz Ağacı olduğu için hiç hareket etmiyor kollarını vücuduna yapıştırmış dimdik duruyordu. İkna olmayınca arkadaşları da onu o şekilde dikine taşıdılar.</p>
<p>Onun dışında güvenliğe yakın bir yerde konakladığımız için duyduğumuz fısıltıları ve kulağımıza çalınan korkunç dedikoduları da söyleyelim: Kızın biri çocuğun beraber yürüyelim mi teklifine olumlu yanıt veriyor ve kızın çadırına kadar geliyorlar burada kız çadırına tek girmek isteyince eleman ve birkaç kişi daha kabul etmeyip tecavüze yeltenmiş diye duyduk. Sonra güvenlik görevlilerinden birini baldırından bıçaklayan bir elemanın diğer güvenlikler tarafından sağlam dövüldüğünü duyduk. Bir iki gün sonra festival alanından dönüşte bir trafik kazası sonucu hayatını kaybedenler hakkında festival boyunca tek bir kelam edilmemesini garip bulduk.</p>
<h4><strong>SON YORUM</strong></h4>
<p>Son yorum Bunların kimini duyduk kimini gördük. Ama biz iddia şeklinde yazalım. Doğruluğunu ispatlayamayız. Festivale geçen sene 150.000 kişi girip çıkmış bu sene ise 5 gün boyunca gelen gidenlerle beraber 200.000 kişi. Eğer bu işe devam etmek istiyorlarsa dışarıdan gelen, festival alanına girmeye çalışan tehlikeli tiplere, kente sırf festival günü gelen çetelere bir çözüm bulmaları gerek.</p>
<p>Hiç sözlüklerdeki gibi medeni insanlarla medeni ülkelerde eğleniriz geyiğine katılmıyorum. Dünyanın her yerinde buna benzer festivaller yıllarca Almanya’da konaklamış Songül Hoca’dan da öğrendiğimize göre aynı. Almanya’da da gelen kitle hep böyle olduğu için orada da yerler çöp, ortam leşmiş.</p>
<p>Özetle <a href="https://www.biletix.com/etkinlik-grup/178720073/ISTANBUL/tr"><strong>Zeytinli Rock Festivali</strong></a> güzel anılarla beraber kötü tecrübeleri de bohçamıza koyup öyle döndük. Bir daha gider miyiz? Bilmiyorum. Gençken gidip görün bir kere tadına bakın, o lazım. Kalabalık bir grupla çılgınlar gibi eğlenin ama sonra gidin evinizde rahat rahat uyuyun sevgili okurlar diyor ve bir inceleme gibi yazının daha sonuna geldiğimiz belirtmek istiyorum.</p>
<p>Görüşürüz.</p>
<p>Yukarıdaki video sabitleyici bir tripodumuz olmadığı için titrek ve göz yorucu oldu ama el emeği göz nuru. Şukuları, artı repleri, yorumları unutmayalım.</p>
<p><strong>NOT:</strong> İlk gün suların kesik ve festival alanının etrafında da elektriklerin gittiğini yazmayı unutmuşum. Bilin.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/zeytinli-rock-festivali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Zeytinli-Rock-Festivali.mp4" length="643667466" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Kayseri Yeşilhisar</title>
		<link>https://maiotik.com/kayseri-yesilhisar/</link>
					<comments>https://maiotik.com/kayseri-yesilhisar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[bozkirinokuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2018 17:07:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Aksaray Saratlı Kasabası]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri Soğanlı Kasabası]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri'nin Tarihi Güzellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Soğanlı Kasabası]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilhisar'da Görülmesi Gereken Yerler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://maiotik.com/?p=1494</guid>

					<description><![CDATA[Merhaba sayın okuyucu, Çok zamandır elimiz klavyeye dokunmaz olmuştu. Sonunda yaz bitip hayatımızın olağan akışına girmesiyle aranıza döndüm.  Son birkaç ayda çok yer gezme imkanım oldu. Üç bölgede onlarca yer gezdim. Daha önce de buna benzer birkaç girdim olmuştu. Son aylarda gezdiğim önemli duraklardan biri de Kayseri Yeşilhisar ilçesine bağlı Soğanlı Kasabası oldu. Esasen adı geçen kasaba muazzam derecede ihtişamlı filan değil. Ama gelin bu kendini Evliya Çelebi zanneden elemanın gözlemlerine bir bakalım. Bu arada Soğanlı Kasabası, Kayseri il merkezine yaklaşık 80 km uzaklıkta. İlçe merkezine ise 15 km kadar uzaklıkta. Soğanlı Kasabasına giderken doğa size deresiyle, kuş cıvıltılarıyla yol boyunca ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba sayın okuyucu, Çok zamandır elimiz klavyeye dokunmaz olmuştu. Sonunda yaz bitip hayatımızın olağan akışına girmesiyle aranıza döndüm.  Son birkaç ayda çok yer gezme imkanım oldu. Üç bölgede onlarca yer gezdim. Daha önce de buna benzer birkaç girdim olmuştu. Son aylarda gezdiğim önemli duraklardan biri de <em><strong>Kayseri</strong></em> <em><a href="https://eksisozluk.com/yesilhisar--226278"><strong>Yeşilhisar</strong> </a><strong>ilçesine</strong></em> bağlı <em><strong>Soğanlı Kasabası</strong></em> oldu. Esasen adı geçen kasaba muazzam derecede ihtişamlı filan değil. Ama gelin bu kendini Evliya Çelebi zanneden elemanın gözlemlerine bir bakalım. Bu arada</p>
<p>Soğanlı Kasabası, Kayseri il merkezine yaklaşık 80 km uzaklıkta. İlçe merkezine ise 15 km kadar uzaklıkta. Soğanlı Kasabasına giderken doğa size deresiyle, kuş cıvıltılarıyla yol boyunca eşlik etmekte. Biz yağmurlu bir ağustos günü ziyaret ettik bu şirin beldeyi. Kasabanın geçmişi Romalılara kadar uzanmakta. Kapadokya bölgesinin bir ucu olan bu yerleşim beldesi, yörenin önemli hristiyanlık merkezi olmuş. Kayaların oyulmasıyla yapılmış onlarca kilise bulunmakta. <em>Yılanlı kilise</em>, <em>Kubbeli kilise</em> örneklerden yalnızca aklımda kalanları.</p>
<p>Ama gelin görün ki bu kiliselerin bir kısmı harap durumda. İnsanımız çeşitli yakıştırmalarla mağara duvarlarında yer alan motiflere kasıtlı şekilde zarar vermiş. Halen her tarafında define aranmakla meşgul olunan bu yöre hakkında, Yılanlı kilisenin yanında yer alan işletmeci bir abimizle de konuşma fırsatımız oldu. Kendisi daha önce turlarla onlarca turist geldiğini anlattı. Oysa bizim gittiğimiz gün yalnızca üç defa ziyaret edilmiş ki sonuncu grup bizdik ve ikindi üzeri oradaydık. Son iki yıldır durumun böyle olduğunu, gelen turist sayısının bazı haftalar bir elin parmağını geçmediğini öğrendik. Kendisinin eskiden Soğanlı muhtarı olduğunu söyleyen abimiz sürekli tanıtım için çeşitli şehirlere gittiğini anlattı. Söz gelimi yörenin kadınları tarafından yapılan bez bebekler kasabada ekonomik anlamda da önemli bir  yere sahipmiş- tabi eskiden.</p>
<h2><strong>SOĞANLI KASABASI</strong></h2>
<p>Kayseri Yeşilhisar gezimizden yalnızca iki hafta kadar sonra da <em><strong>Aksaray&#8217;ın</strong> <strong>Saratlı</strong></em> kasabasına bir arkadaşı ziyarete gittim. Bu kasabada da yüzyıllar öncesinden kalma bir yer altı şehri yer almakta. 5 ila 7 katlı olan bu yer altı şehri için de aynı durumu ifade etmişti arkadaşım. Eskiden Nevşehir&#8217;e gelen turist kafileleri tarafından gün içinde defalarca ziyaret edilen kasabaya artık gelen bir turist dahi yokmuş.</p>
<p>Her iki kasabada da aynı durumu görmüş olmak çok üzücü. Bu durumun sebepleri hakkında yorum yapmak lüzumu görmüyorum. Yabancı turist gelmeyebilir. Siyası veya başka birçok sebebi olabilir. Ama insanımızın ilgisini hiç çekmemesi, hatta yöre insanı tarafından tahrip edilmesi hor görülmesi çok üzücü. Onun dışında koruma altına alınmış olmaları bir nebze sevindirici.</p>
<p>Kayseri-Niğde yolundan geçecek olursanız bir saatinizi ayırıp gezin dostlar Kayseri Yeşilhisar Soğanlıyı. Bir bezbebek alın, tanesi on lira. Bir çayını için o muhtar Amcanın. Benden de selam edin. Ve ne olur deremize tepemize taşımıza toprağımıza ve miras kalan tarih dolu tüm eserlere sahip çıkın. Yaşlı bir İncesulu teyzemin dediğini not düşerek veda edeyim; &#8220;Elin gavuru taa bilmem nerelerden gelirdi bizimkiler içine abdest bozmaya giderlerdi. Şimdi ne gevur geliyor ne içine işeniyor..&#8221;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1504" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_181020.jpg" alt="" width="3120" height="4160" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_181020.jpg 3120w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_181020-225x300.jpg 225w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_181020-768x1024.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_181020-600x800.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 3120px) 100vw, 3120px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1503" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_181002.jpg" alt="" width="4160" height="3120" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_181002.jpg 4160w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_181002-300x225.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_181002-768x576.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_181002-1024x768.jpg 1024w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_181002-600x450.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 4160px) 100vw, 4160px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1502" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_180619.jpg" alt="" width="4160" height="3120" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_180619.jpg 4160w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_180619-300x225.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_180619-768x576.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_180619-1024x768.jpg 1024w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_180619-600x450.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 4160px) 100vw, 4160px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1501" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_180506.jpg" alt="" width="3120" height="4160" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_180506.jpg 3120w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_180506-225x300.jpg 225w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_180506-768x1024.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_180506-600x800.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 3120px) 100vw, 3120px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1499" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_174349.jpg" alt="" width="3120" height="4160" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_174349.jpg 3120w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_174349-225x300.jpg 225w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_174349-768x1024.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_174349-600x800.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 3120px) 100vw, 3120px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1498" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_174131.jpg" alt="" width="3120" height="4160" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_174131.jpg 3120w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_174131-225x300.jpg 225w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_174131-768x1024.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_174131-600x800.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 3120px) 100vw, 3120px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1497" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_173855.jpg" alt="" width="3120" height="4160" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_173855.jpg 3120w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_173855-225x300.jpg 225w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_173855-768x1024.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_173855-600x800.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 3120px) 100vw, 3120px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1496" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_173831.jpg" alt="" width="3120" height="4160" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_173831.jpg 3120w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_173831-225x300.jpg 225w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_173831-768x1024.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_173831-600x800.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 3120px) 100vw, 3120px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1495" src="http://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_173820.jpg" alt="" width="3120" height="4160" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_173820.jpg 3120w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_173820-225x300.jpg 225w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_173820-768x1024.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/IMG_20170804_173820-600x800.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 3120px) 100vw, 3120px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/kayseri-yesilhisar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Gençliği Ana Kuzusu mu?</title>
		<link>https://maiotik.com/turk-gencligi-ana-kuzusu-mu/</link>
					<comments>https://maiotik.com/turk-gencligi-ana-kuzusu-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[bozkirinokuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Mar 2018 19:38:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[30 Yaşında Aileyle Yaşamak]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrı Evde Yaşamak]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlerin Yüzde Kaçı Ayrı Evde Yaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Gençleri]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversitede Ayrı Eve Çıkan Gençlerin Oranı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://maiotik.com/?p=1318</guid>

					<description><![CDATA[Türk Gençliği Ana Kuzusu mu? Radikal, yayın hayatına son vermeden önce günde birkaç kez web sitesini kontrol eder ara sıra da basılı gazetesini alırdım. Şimdi size tatil köyünde radikal okuyan adam entelliği yapmak istemiyorum ama hakikaten kalan nadir kaliteli yayınlardan biriydi Radikal. Sonra kapandı gitti. Böyle şeyler olunca üzülüyorum. Söz gelimi bu ülkenin gördüğü en zor günlerde çadırda dahi olsa bir sonraki sayısı mutlaka çıkarılmış Varlık Dergisi’nin de bir ara dağıtım şirketine olan borçları yüzünden artık gazete büfelerine kadar değil sadece D&#38;R’lara ya da kitabevlerine girebildiğini görünce de üzülüyorum. Ama konumuz bu değil. Radikal yayın hayatına son verse de yıllardır ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Gençliği Ana Kuzusu mu? Radikal, yayın hayatına son vermeden önce günde birkaç kez web sitesini kontrol eder ara sıra da basılı gazetesini alırdım. Şimdi size tatil köyünde radikal okuyan adam entelliği yapmak istemiyorum ama hakikaten kalan nadir kaliteli yayınlardan biriydi Radikal. Sonra kapandı gitti.</p>
<p>Böyle şeyler olunca üzülüyorum. Söz gelimi bu ülkenin gördüğü en zor günlerde çadırda dahi olsa bir sonraki sayısı mutlaka çıkarılmış Varlık Dergisi’nin de bir ara dağıtım şirketine olan borçları yüzünden artık gazete büfelerine kadar değil sadece D&amp;R’lara ya da kitabevlerine girebildiğini görünce de üzülüyorum.</p>
<h2><strong>Ama konumuz bu değil.</strong></h2>
<p><a href="http://www.radikal.com.tr/"><strong>Radikal</strong> </a>yayın hayatına son verse de yıllardır yeni içerik eklenmese de Radikal’in içerikleri hala internette yayına açık bir halde duruyor. Bende ara ara girip karıştırıyorum. Son girdiğimde İpsos’un 2014 yılında yaptığı bir araştırmaya denk geldim. Türk gençlerinin bağımsız yaşama durumlarıyla ilgiliydi. Yapılan araştırmaya göre 2014 yılında Türkiye’deki 17-24 yaş arasındaki 2259 gencin yarısından fazlası ailesinin yanında yaşıyordu.</p>
<p>Şimdi bu geleneksel olarak çok normal diyebilirsiniz ama özellikle şu aralar okuduğum Rousseau’nun İtiraflarım’ından da yola çıkarak ilginç bir durum tespiti yapmak istiyorum. İngiltere’de ya da Amerika’da gençlerin çoğu 18 yaşından sonra ayrı evlere çıkıyorlar. Hatta 18 yaşına gelmiş ve hala evden çıkmamışsa ailesine kira vermek zorunda kalanlar bile var.</p>
<p>Şimdi Türk Gençliği için bu kültür farkı neye neden oluyor beraber yorumlayalım isterim. Rousseau, 1750’li yıllarda Fransa’da Therese’den olan beş çocuğunu da doğar doğmaz yetiştirme yurduna gönderiyor. Çağdaşları tarafından çok eleştirilse de kendi de küçük yaşta mecburen bağımsız bir yaşama başlayan Rousseau, insan için en iyisinin bu olduğunu düşünüyor. Çocukların sorumluluklarından kaçmak için değil bağımsız kararlar alabilen insanlar olmasını istediği için yurda gönderiyor. Gerçi bu mevzu sonra çok canını sıkıyor. Bir takım pişmanlıkları var ama doğru kararlarından da vazgeçmiyor.</p>
<p>Türk Gençli ne durumda? eğer evlenmemişse 30 yaşına kadar ailesiyle aynı evde yaşayan insanlar görmek oldukça normal bir durum. Maddi kaygılar ya da aileyle yaşamanın sağladığı kolaylıklar yüzünden kendi öz bakım becerilerinde bile aksaklıklar yaşayan geçkin çocuklar ortaya çıkıyor.</p>
<p>Araştırmanın sonuçları da bu dediklerimi destekler nitelikte ayrı eve çıkamayan gençlerin %15’i bunun maddi problemlerden kaynaklandığını söylüyor. Büyük bir bölümü de aileyle yaşamanın kolaylığından dem vuruyor. Gerçi kadınlarınki biraz farklı kadınların dörtte biri aileyle yaşama nedenini “izin alamamak” olarak gösteriyor.</p>
<p>Türk gençliği ana kuzusu mu? sorusunun cevabına gelirsek modern dünyaya bakınca evet ana kuzusu. Kendi ayakları üzerinde duramayan anadan babadan destek almadan hareket edemeyen birer ana kuzusu.</p>
<p><strong>NOT:</strong> Gençlere kızmıyorum. Türkiye&#8217;de hayata başlama yaşının gittikçe daha da sarkmasından rahatsızım. Büyük bir sosyal problemden bahsediyorum. Uğruna çalıştığınız şeyleri elde edince hevesinizin geçeceği bir yaşta işe girmekten bahsediyorum mesela.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/turk-gencligi-ana-kuzusu-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
