<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>rehab &#8211; Maiotik</title>
	<atom:link href="https://maiotik.com/author/rehab/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://maiotik.com</link>
	<description>Üslup Sahibi Blog</description>
	<lastBuildDate>Tue, 05 May 2020 13:42:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<!--Theme by MyThemeShop.com-->

<image>
	<url>https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/cropped-maiotik-1-32x32.png</url>
	<title>rehab &#8211; Maiotik</title>
	<link>https://maiotik.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Don Kişot</title>
		<link>https://maiotik.com/don-kisot/</link>
					<comments>https://maiotik.com/don-kisot/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[rehab]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2020 13:42:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap İncelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Don Kişot İncelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Don Kişot Kitap Özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Don Kişot Özet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maiotik.com/?p=9083</guid>

					<description><![CDATA[Don Kişot işine girmeden önce birçoğumuzun defalarca duyduğu, atıflarıyla karşılaştığı ve herkesçe okuması önerilen klasikleri neden okumalıyız? Ona biraz değinelim. Klasikler neden okunmalı ya da ben neden okuyorum? Yanıtım şöyle: Klasikler, hiç şüphe yoktur ki bugünün sanatının kökenidir. Bizim bugün sanat namına okuduğumuz, dinlediğimiz ve izlediğimiz ne varsa bunların hepsinin temeli – sanat dalına göre değişmekle birlikte- yüzyıllar öncesinde atılmıştır. Biz klasikleri okuyarak aradan geçen bunca zamanda romanın, tiyatronun, şiirin ve diğer sanat dallarının nereden nereye geldiğini rahatça görebiliriz. Tabi günümüz sanat eserlerinin de klasiklerin bir taklidi ya da uyarlaması olup olmadıklarını görme fırsatımız olur. DON KİŞOT’UN KONUSU Don Kişot ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Don Kişot</strong> işine girmeden önce birçoğumuzun defalarca duyduğu, atıflarıyla karşılaştığı ve herkesçe okuması önerilen <strong><a href="https://maiotik.com/klasikleri-nicin-okumali/">klasikleri neden okumalıyız?</a> </strong>Ona biraz değinelim. Klasikler neden okunmalı ya da ben neden okuyorum? Yanıtım şöyle: Klasikler, hiç şüphe yoktur ki bugünün sanatının kökenidir. Bizim bugün sanat namına okuduğumuz, dinlediğimiz ve izlediğimiz ne varsa bunların hepsinin temeli – sanat dalına göre değişmekle birlikte- yüzyıllar öncesinde atılmıştır. Biz klasikleri okuyarak aradan geçen bunca zamanda romanın, tiyatronun, şiirin ve diğer sanat dallarının nereden nereye geldiğini rahatça görebiliriz. Tabi günümüz sanat eserlerinin de klasiklerin bir taklidi ya da uyarlaması olup olmadıklarını görme fırsatımız olur.</p>
<h2><strong>DON KİŞOT’UN KONUSU</strong></h2>
<p>Don Kişot romanına gelecek olursak. La Manchalı asilzademiz hastalık derecesinde şövalye romanları okumakta ve anlatılanları içselleştirip şövalyelik değerlerine ölümüne sahip çıkmaktadır. Bir gün atı Rocinante’ye atlayarak bir maceraya atılmak ister. Yolda karşılaştığı Sanço Panza’yı da çeşitli vaatlerle kandırarak kendisiyle gelmeye ikna eder. Sonrasında ise gülünç ve bir o kadar da tuhaf olan Don Kişot maceraları başlar. Don Kişot, canavar zannederek yel değirmenleriyle dövüşür. Berberin leğenini miğfer diye başına geçirir. Uğramış olduğu bir hanı saraymış gibi algılayarak hancıya asilzade gözüyle bakar. Kendisine bir nevi şövalye ütopyası yaratarak sayısız tehlikelere atılır. Tek bir eksiği vardır o da aşk. Yani peşinden koşulup hak edilecek bir sevgili.</p>
<div id="attachment_9084" style="width: 970px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-9084" class="size-full wp-image-9084" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/05/Don-Kişot-Çalışması.jpg" alt="" width="960" height="960" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/05/Don-Kişot-Çalışması.jpg 960w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/05/Don-Kişot-Çalışması-300x300.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/05/Don-Kişot-Çalışması-150x150.jpg 150w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/05/Don-Kişot-Çalışması-768x768.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/05/Don-Kişot-Çalışması-696x696.jpg 696w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/05/Don-Kişot-Çalışması-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /><p id="caption-attachment-9084" class="wp-caption-text">Görselin kaynağı &#8211; https://www.reddit.com/r/characterdrawing/comments/bf0s3w/oc_i_did_my_version_of_don_quixote/</p></div>
<p>Peşinden koştuğu, onu elde etmek için sayısız kahramanlıklar yaptığı – ya da yapmaya çalıştığı- kız ise fakir köylü kızı Dulciena Del Toboso’dur. Ancak Don Kişot onu asil bir ailenin dünyalar güzeli kızı olarak görmektedir. Yaptığı bütün atılımlar ve kurduğu bütün hayaller onun şövalyelik yolunda ihtiyacı olan ögeleri tamamlamak içindir. Bu ögeler: savaşacak düşman, savunulacak ulvi değerler ve tabi ki her şövalyenin gönlünde yatan asilzade bir kızdır. Yapıt bu kurguyla devam eder ve Don Kişot bu yolda evini, ailesini elinin tersiyle itip soluksuz bir şekilde maceralarının peşinde koşmaya başlar.</p>
<h3><strong>AHMET GÜNTAN ÇEVİRİSİ</strong></h3>
<p>1600’lü yıllardan gelen bu özgün eserin gerçekten kendine has bir anlatış tarzı vardır. Ben YKY’nin Kazım Taşkent Klasikleri’nde yer alan Ahmet Güntan çevirisini okudum. Çevirinin niteliğini beğenmekle birlikte eserde çokça geçen atasözlerinin de dilimize bu kadar güzel uyarlanışı hoşuma gitti. Don Kişot toplamda 920 sayfadan oluşuyor ve iki cilt. Aslında eserin iki cilt olmasının sebebi şu: İlk cildin sonunda Don Kişot, evine döner ve olaylar son bulur ancak daha sonra roman çok beğenildiği için Cervantes’te bir yazma baskısı oluşturup ikinci cildi yazdırır. Günümüzden dört yüzyıl önce yazılmış bu roman, gerek edebiyat tarihinin ilk romanı olması gerekse içinde barındırdığı felsefi bakış açısıyla her kitapsever tarafından okunmalı ve anlaşılmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/don-kisot/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ken Robinson Okullar Konuşması</title>
		<link>https://maiotik.com/ken-robinson-okullar-konusmasi/</link>
					<comments>https://maiotik.com/ken-robinson-okullar-konusmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[rehab]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Apr 2018 19:38:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Sistemi ve Yaratıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Ken Robinson]]></category>
		<category><![CDATA[Ken Robinson Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Ken Robinson Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Ken Robinson Türkçe Altyazılı]]></category>
		<category><![CDATA[Ken Robinson Türkçe Dublaj]]></category>
		<category><![CDATA[Okullar ve Yaratıcılık Video]]></category>
		<category><![CDATA[Okullar Yaratıcılığımızı Öldürüyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maiotik.com/?p=2277</guid>

					<description><![CDATA[Ken Robinson – Sir Ken ROBİNSON da diyebiliriz- dünyadaki bütün okulların ve tüm eğitim sistemlerinin yaratıcılığı öldürdüğünü anlatan konuşması ile TED&#8217;de en çok izlenen konuşmacıdır. Ken ROBİNSON ile ilgili dikkatimi çeken iki küçük bilgi vereyim. Birincisi, Ken ROBİNSON alanında oldukça başarılı çalışmalara imza atmış ve ülkesinde büyük bir saygınlık kazanarak Kraliçe tarafından Sir ünvanına layık görülmüş İngiliz bir eğitimci ve yazar. İkincisi ise eğitim hayatını sanat-eğitim ekseninde geçirmiş ve akademik hayatını da Bretton Hall College of Education&#8216;da bu alanların birleşimi sayılabilecek Drama ve İngilizce Eğitimi, Londra Üniversitesi&#8216;nde de Drama ve Eğitimde Tiyatro bölümlerinde tamamlamıştır.  Kendisinin şu an Türkiye’de satılmakta olan dört kitabı ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ken Robinson – Sir Ken ROBİNSON da diyebiliriz- dünyadaki bütün okulların ve tüm eğitim sistemlerinin yaratıcılığı öldürdüğünü anlatan konuşması ile TED&#8217;de en çok izlenen konuşmacıdır. Ken ROBİNSON ile ilgili dikkatimi çeken iki küçük bilgi vereyim. Birincisi, Ken ROBİNSON alanında oldukça başarılı çalışmalara imza atmış ve ülkesinde büyük bir saygınlık kazanarak Kraliçe tarafından <em>Sir</em> ünvanına layık görülmüş İngiliz bir eğitimci ve yazar. İkincisi ise eğitim hayatını sanat-eğitim ekseninde geçirmiş ve akademik hayatını da <strong>Bretton Hall College of Education</strong>&#8216;da bu alanların birleşimi sayılabilecek <em>Drama ve İngilizce Eğitimi</em>, <strong>Londra Üniversitesi</strong>&#8216;nde de <em>Drama ve Eğitimde Tiyatro</em> bölümlerinde tamamlamıştır.  Kendisinin şu an Türkiye’de satılmakta olan dört kitabı vardır.</p>
<div style="width: 320px;" class="wp-video"><video class="wp-video-shortcode" id="video-2277-1" width="320" height="240" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Ken-Robinson-Okullar-Yaratıcılığı-Öldürüyor.mp4?_=1" /><a href="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Ken-Robinson-Okullar-Yaratıcılığı-Öldürüyor.mp4">https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Ken-Robinson-Okullar-Yaratıcılığı-Öldürüyor.mp4</a></video></div>
<p>Ken Robinson yukarıdaki videoda eğitimle ilgilendiğini ve bu konunun ne kadar hayati olduğunu defalarca belirtiyor ve bunun sebebini ise şöyle açıklıyor:</p>
<blockquote><p>Ne olacağını tahmin edemediğimiz geleceğe ancak eğitimle ulaşabiliriz.</p></blockquote>
<p>Gelecek derken öyle çok uzaklar değil. Hayat sürprizlerle dolu ve her an karşımıza ummadığımız bir gelişmeyle gelebilir. Değişimlere ayak uydurabilmek için doğuştan getirdiğimiz yaratıcılığı okullarda yok etmememiz gerekiyor.</p>
<p>Picasso: <strong>”Her çocuk sanatçı doğar.”</strong> demiş. Evet her çocuk okula gitmeden önce çizdiği resimlerle, oyunlarıyla, hamurdan yaptığı şekillerle birer sanatçıdır. Sanattan kastımız estetik ya da bilinçli bir ürün ortaya koymak değil. Özgünlük, yaratıcılık ve kendine güven duygusu. Özgünlük, okulda her öğrenciden aynı çıktıyı beklemekle, yaratıcılık ise öğrencinin sürekli uymak zorunda bırakıldığı yönergelerle sağlanabilecek beceriler değildir.</p>
<p>Öğrencinin güven duygusu, hata yapmaktan korkmayan o minik ve parlak zekaları her hatada cezalandırarak tüketilmektedir. Bu gidişe bir dur demek gerekmektedir.</p>
<p>İzleyecekleriniz ile ilgili kısa bir özet sunmaya çalıştım.</p>
<p>Ken ROBİNSON’un çokça güldüren ve zihnimizde kıvılcımlar oluşturan canlı anlatımının tamamınızı seyretmenizi dilerim.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/ken-robinson-okullar-konusmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2018/03/Ken-Robinson-Okullar-Yaratıcılığı-Öldürüyor.mp4" length="52631653" type="video/mp4" />

			</item>
	</channel>
</rss>
