Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.
Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam'ı
4.4Genel Puanı
Dil ve Anlatım
İçerik
Kurgu
Sürükleyicilik

Yaşamak adına sarılacak şeyler buluruz: Aile, sevgili, dost; yalnızsak içki, edebiyat, resim, küçük keyifler… Sallanan köprüde devrilmeden yürüyebilmek için lazımdır çünkü bunlar. İlgimizi yönlendirebileceğimiz uğraşlar edinmemiz ve sıkıntıdan kurtulmamız gerekir.

Peki bütün bunları başka niçin yaparız?

“Titrek bir sesti. “Bir bakıma haklı. Hepimiz korktuğumuz için severiz; korktuğumuz için yaşarız; korku yüzünden öldürürüz. En kötüsü kısa sıkıntılardan korkarız. Ama yalnız bu mu?” – Sayfa 100

Mutsuz olmak ürpertisi dört bir tarafımızı sarmışken bizi koruyacağına inandığımız hayallere sığınırız.

“Çevrene bakmıyor musun? En mutlu görünenlerine bile? Bütün bunlar üç oda, bir mutfak, iki çocuk düşü ile başlıyor. Sonra? Haydi bayanlar, baylar! Bu fırsatı kaçırmayın. Siz de girin, siz de görün. Üç perdelik dram. Birinci kısım: Dağlar dümdüz. İkinci kısım: Ne çok tepe! Üçüncü kısım: Ova batak. Bugünlük bu kadar baylar. İyi geceler. Yarın gene bekleriz.” – Sayfa 76

Bütün öfkesiyle karşı çıkar buna adı bile olmayan aylak adam, tutunmak gerektiğinin farkında ancak yakalanacak dalların da boşlukta sallandığının bilincinde; karşı olduğu şeye bile karşı aramaya çıkar kendi tutamağını. İnsanın tarihsel rolünde bir yanlışlık olduğuna ve bunun değişmesi gerektiğine inanır. Bu yüzden aylaktır.

“Karı kocalar bile böyle değil mi? Ortak neleri var? Haftanın belli günleri et ete sürtmekten başka? Gene de dayanıyorlar. Çünkü birlikte yaşama zorunluluğuna inanmışlar. İşte benim onlardan ayrıldığım buna inanmamam. Sıkıntımın da sevincimin de kaynağı bu. Gücün dayanmaktansa yalnızlığıma kaçarım. – Sayfa 108

Geleceğe güvenmenin doğru olmadığını, verilecek sözlerin ilişkilerdeki bağı yıprattığına ve gerçek olan tek şeyin sevgi olduğuna hükmederiz okudukça. Ama Aylak Adam’a göre kadınlar anlamakta zorlanır bunu; Çünkü kafaları fazla kalabalıktır. O kadar kalabalıktır ki Aylak Adam kendine yer olmadığını düşünür.

 “Ne bileyim ben. Onları oldukları yere bıraksana! Günde bir buçuk saatimizi yanlarında harcadığımız yetmiyormuş gibi bir de kafamızda mı gezdireceğiz?”- Sayfa 109

Gerçi hak vermeden de edemez kadınlara, sevişirken bile el âlemin ne diyeceğini düşünmeleri normaldir. O anlaşılmaz baskı, üzerlerine giydirilmiş deli gömlekleri gibi çepeçevre sarar onları. Yuva kurmakta daha istekli oluşlarındaki amaç bu gömlekten kurtulmaktır belki.

“Kadınların neden evlendiklerini anlıyorum: Yalnız kalabilmek için.”- Sayfa  35

Kendi cinsine biçilen rolü de kadınlar üzerine biçilen rolü de anlamsız bulur ve bu role uygun devam etmeye bir türlü anlam veremez C.

 “Adam çekilince, masanın altında dizleri birbirini buldu. Biraz kıpırdayıp her zamanki durumlarına geldiler. “Tadı denenmiş durum! Başkası yok mu? Neden kadınlar da değişiklik aramıyorlar? Niye benimkileri kendi dizleri arasına almıyor? Hadi diyelim pantolonla eteklik meselesi bu. Ayağıma da basamaz mı?” – Sayfa 71

Kadın ve erkek için binlerce yıllık insan tecrübesinin çalışmadığı zamanlar ve çalışmadığı aylaklar vardır. Kimse bilmez ki inandıkları düşüncelerin sonu hüsrandır:

“İyi ya bıraksın okumayı falan, evlensin. Kızlarda sinir buhranları başladı mı evlendirmeli. Evli kadında başlarsa boşandırmalı. Birebirdir.

Hani sen genellemelerden iğrenirsin? Genelleme değil ki bu “Daratma” bile denebilir.” (Sayfa 148)

KADIN OKUYUCUYA NOT: Hayır cinsiyetçi bir yazı olmadı ben anlatıda aktarılandan bahsettim. Yoksa siz karşı cinslerimin benden çok daha zeki ve her istediğinizi elde edebileceğiniz bir yapıda olduğunu biliyorum. Bundan korkuyorum.

Başka Makale Yok