A password will be e-mailed to you.

Bugün bir hayli kaygılı geçti. Sabah saatlerinde polislerin geleceğini umarak yarı uyanık bir halde yatağımda beklemeye başladım. Olası bir zil sesini kaçırma lüksüm yoktu. Uykulu halin verdiği bulanık bir bilinçle bir önceki gün kağıtlarının geldiğini söyleyen arkadaşımı hatırladım. Polislerin gelip gelmediğini sormuştu. İlk başlarda şanssızlığıma verdim fakat dünya başkalarına torpil geçiyor olamazdı. Benim şanssız bir insan olduğumu benden başka kim bilebilirdi ki. Belli belirsiz birkaç gün önce aradığım karakoldaki polisin söyledikleri aklıma geldi. ”Eğer adresi doğru yazmışsan geliriz.” Daha sonra formu gözümün önüne getirmeye çalıştım ve gözlerimle görmeden rahat edemeyeceğimi anladım. Elektronik posta hesabımda duran formu indirip tekrar gözden geçirdim. Adres doğruydu fakat eksikti. İl ve ilçe kısımları yoktu. Daha önce çalıştığım iş yeri olan okul adresinde vardı fakat ikamet adresinde yoktu. Büyük bir kaygıyla olası senaryoları düşünmeye başladım. Postacıların adrese bakarkenki şaşkınlıklarını, bu işlerle ilgilenecek olan yazı memurlarının dosyalarımı sümen altı edişlerini, yazmam gerekecek dilekçeleri, hayatında ilk kez böyle bir durumla karşılaşmış olan memurların bana verecek cevap bulamayışlarını, işlerimi daha hızlı hallettirmek için daire personellerine, polislere sahte kibarlıklar yapışımı hayal ettim. Bu sırada daha da dayanılmaz olmaya başlayan kaygılarımı sonlandırmak için çevremden yardım aramaya başladım. Diğer arkadaşlarım çoktan bu evreleri geçip işlerinin başında oldukları için haliyle meşgullerdi. Bu dosya işlerini yapması muhtemel herkesi aramaya başladım. Öğle saatleri olduğu için hepsi yemekteydi. Hayatımın en kaygılı yarım saatini operatörleri beklerken Für Elise dinleyerek geçirdim. O sırada daha önce aramış olduğum arkadaşlarımdan biri döndü. Olayları anlattım. Kaygılarımın yersiz olduğunu söyledi. Biraz rahatlamış olsam da hala kötü durumdaydım. Pantolonumun cebinden son kalan sigarayı aldım balkona çıkıp yaktım. Bütün bu karmaşanın içerisinde yıllar sonra hatırlayacağım tek şey belki de o sigaranın verdiği zevktir. Bütün sırtım tatlı tatlı karıncalanmaya başladı. O sırada vücuda dışarıdan alınan maddelerin stresle başa çıkmada anlık çözümler sağladığını, gerçek çözümlerin durumu kabullenmek ve duyguların farkında olmakla sağlanacağını öğütleyen derslerimi hatırladım. Durumun daha nasıl farkında olabilirdim ki. O an bütün tadımı küçücük bir hatanın kaçırdığını, mutluluğumun ne kadar sahte olduğunu düşündüm. Benim saadetim doğada hemen yok olabilen bir tür plastiktendi. Hemen orada büyük bir aydınlanma yaşadığımın, balkondan atladığımın, hayatıma ve bütün kaygılarıma bir anda kolay bir şekilde son verdiğimin düşünü kurdum. Hatta biraz daha dramatikleştirip ben apartman kapısının önünde kafatasımdaki çatlaktan sızan kanı yan gözle izlerken en başından beri beklediğim polislerin geldiğini ve kağıtlarımın sorunsuz bir şekilde gerekli mercilere ulaştığını anladığım o anı bile düşledim. Bununla yetinmedim polislerin içinde bulunacağı karmaşık duygulara isim bile aradım. Cansız olduğum için benim duygularımın bir önemi olmayacaktı. Bu vaziyet artık beni aşmış olacaktı. Bereket onların da trajedinin farkında olacaklarını pek sanmıyorum. O sırada sigaranın etkisi yavaş yavaş geçmeye başladı. Kurmuş olduğum tüm bu düşlerin de içinde bulunduğum saçma durumun etkisini azaltmaya yaradığını fark ettim ve içeri döndüm. Anneme olayı anlattım. Sözlerini özenle seçerek beni teselli ettiğini hissetmeme rağmen her kelimesi beni daha da beter etti. Yaşamımın ilk yıllarında bütün kaygılarımı yumuşak ninnileriyle süpüren ses nasıl olurda şimdi kulağımı bu kadar tırmalayabilirdi. Kendime ufak tefek işler aradım. Zamanın daha hızlı geçmesi için güzel bir haber gerekliydi. Önce polisleri aradım. Yaşlı bir polis ismini tam hatırlamadığım bir sistemden bahsetti. Kimlik numaramla adresime ulaştıklarını ve kağıtların öyle adrese yollandıklarını söyledi. Daha emin olmak için daireden birilerini aradım. Üç farklı kişiye bağladılar. Sonuncusu kimlik numaramı sordu. “Kağıtlarını il emniyete göndermişiz.” dedi. Öyle bir hatanın olamayacağını söyledi. “Biz onu halletmişizdir.” dedi. “Devir teknoloji devri” dedi. Teknoloji devri de ne diye kâğıt postalıyorsunuz elektronik posta yollasanıza! “Her şeye artık bir tıkla ulaşabiliriz.” dedi. Telefonu teşekkür ederek kapattım. O an on dakika önceki halime tamamen yabancı bir moralle anneme o işi hallettiklerini bu adres işlerinin hiç de bizim düşündüğümüz gibi olmadığını anlattım. Ne de olsa devir teknoloji devriydi. Kaygılarımın yersiz olduğunu önceden tahmin eden arkadaşlarımı aradım durumu izah ettim. Eksik olmasınlar onlar da adıma sevindiler.

Günüm işte bu kadar karmaşık geçti. Şimdi yatağımdayım her şeyin yolunda olduğu konusunda eminim. Gerekli yerlerden teminat alıp herkese teyit de ettirdim. Vaziyet bu iken neden hala uyuyamıyorum?

Başka Makale Yok