<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık &#8211; Maiotik</title>
	<atom:link href="https://maiotik.com/kategori/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://maiotik.com</link>
	<description>Üslup Sahibi Blog</description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 May 2020 18:49:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<!--Theme by MyThemeShop.com-->

<image>
	<url>https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/cropped-maiotik-1-32x32.png</url>
	<title>Sağlık &#8211; Maiotik</title>
	<link>https://maiotik.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bu Spor Salonu Elektriğini İnsan Gücünden Üretiyor</title>
		<link>https://maiotik.com/bu-spor-salonu-elektrigini-insan-gucunden-uretiyor/</link>
					<comments>https://maiotik.com/bu-spor-salonu-elektrigini-insan-gucunden-uretiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[bozkirinokuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 18:49:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrik Faturası Ödememek]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi Elektriğini Üret]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi Elektriğini Üreten Spor Salonu]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi Elektriğini Üretmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maiotik.com/?p=9280</guid>

					<description><![CDATA[Nasıl olduysa yeryüzünde insanların para harcayarak şişmanladığı ve para harcayarak zayıflamaya çalıştığı bir dönemdeyiz. Spor salonu kötülemiyorum. Tamam koşu bandında koşmak çok sağlıklı değil, salonlara kapanıp terlemek de insana yakışmıyor. Ama 21. yüzyıl koşullarında en azından hareket etmek anlamında olanak sunması önemli. Şimdi salgından sonra yayımlanan genelgeye göre klima çalıştıramayacak olmaları, içerideki insan sayısının sınırlanacak olması falan hayli zor bir süreçle karşı karşıyalar. Büyük olasılıkla çok büyük markalar hariç birçoğu da batacak sanırım. Ama düşünsel olarak bakınca insanlığın çektiği ekonomik sıkıntılarla da olsa sürdürülebilir bir düzen kurması anlamında büyük bir ders alacağı da bir gerçek. Kendi Elektriğini Üreten Spor Salonu ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nasıl olduysa yeryüzünde insanların para harcayarak şişmanladığı ve para harcayarak zayıflamaya çalıştığı bir dönemdeyiz. Spor salonu kötülemiyorum. Tamam koşu bandında koşmak çok sağlıklı değil, salonlara kapanıp terlemek de insana yakışmıyor. Ama 21. yüzyıl koşullarında en azından hareket etmek anlamında olanak sunması önemli.</p>
<p>Şimdi salgından sonra yayımlanan genelgeye göre klima çalıştıramayacak olmaları, içerideki insan sayısının sınırlanacak olması falan hayli zor bir süreçle karşı karşıyalar. Büyük olasılıkla çok büyük markalar hariç birçoğu da batacak sanırım. Ama düşünsel olarak bakınca insanlığın çektiği ekonomik sıkıntılarla da olsa sürdürülebilir bir düzen kurması anlamında büyük bir ders alacağı da bir gerçek.</p>
<h2><strong>Kendi Elektriğini Üreten Spor Salonu</strong></h2>
<p>Bugünkü içeriğimiz salgın öncesi bir döneme ait. New York, Rochester’de <a href="https://medium.com/@Ecogymuk/what-is-an-eco-gym-af61e69b2ba6"><strong>Eco Gym</strong></a> adında bir spor salonu var. Bu spor salonu bildiğimiz anlamda bir elektrik faturası ödemiyor sevgili okur. İnsanların kullandığı kardiyo aletlerinden topladığı enerjiyle havalandırma ve aydınlatma giderlerini karşılayabiliyor. 21 kondisyon cihazından elektrik üreten spor salonu alanında tek değil. Amerika’da birçok yerde şubesi açılmış ve aslına bakarsanız kendinden çok daha büyük bir projenin ürünü.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-9281" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/05/Kardiyo-Yapan-İnsanlar.jpg" alt="" width="840" height="440" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/05/Kardiyo-Yapan-İnsanlar.jpg 840w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/05/Kardiyo-Yapan-İnsanlar-300x157.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/05/Kardiyo-Yapan-İnsanlar-768x402.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/05/Kardiyo-Yapan-İnsanlar-696x365.jpg 696w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/05/Kardiyo-Yapan-İnsanlar-802x420.jpg 802w" sizes="(max-width: 840px) 100vw, 840px" /></p>
<p>Spor salonunun bulunduğu binada, sanat galerisi, restoran, konferans salonu ve çatı bahçesi olmak üzere bir çok sosyal alan bulunuyor. Binanın enerji gereksinimi güneş ve rüzgar panelleri ile karşılanıyor. Şimdi salgında ne oldu bilemiyorum ama sürdürülebilir bir dünya için güzel bir adım atmış olduklarını söylemek gerek.</p>
<h3><strong>Imaginarium Projesi</strong></h3>
<p>İmaginarium adındaki bu büyük proje bana yıllar önce kablolu yayında gördüğün arayıp taramama rağmen bulamadığım bir öğrenci projesini anımsattı. Çocuk kendi kendine yeten küçük bir ev tasarlamıştı. Kiraladığı konteynırın elektrik gereksinimini sağlamak için her gün koşu bandında koşmak ve elektrik bataryalarını doldurmak zorundaydı. Akşam bilgisayarını açabilmek ve ödevlerini yapabilmek için gündüz egzersiz yapması şarttı yani. Onu hatırattı bana.</p>
<p>Benim de “Yetkin Ev” adını verdiğim böyle kişisel bir düşüm var. Suyu kuyudan, elektriği güneş panelleriyle aldığım bir ev düşlüyorum. Yalnızca internet için Superbox kullanılabilir. Düşünsenize böylece internet dışında herhangi bir fatura ödemeden kendi kendine yeten küçük bir yaşam kurulabilir. He emlak ve gelir vergisi vermek zorundasınız gene de ama o da senede bir defa zaten. Olmaz iş değil. Daha az fatura ödediğimiz ve taksit yaptırmadığımız bir yaşam daha özgür, daha bağımsız ve daha mutlu bir yaşam olur gibi geliyor bana.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/bu-spor-salonu-elektrigini-insan-gucunden-uretiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnvert Şeker</title>
		<link>https://maiotik.com/invert-seker/</link>
					<comments>https://maiotik.com/invert-seker/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[bozkirinokuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2020 17:26:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Glikoz]]></category>
		<category><![CDATA[Glikoz Şurbu]]></category>
		<category><![CDATA[İnvert Şeker]]></category>
		<category><![CDATA[İnvert Şeker Nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[İnvert Şeker Şurubu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maiotik.com/?p=6839</guid>

					<description><![CDATA[İnvert Şeker ya da İnvert Şeker Şurubu nu gıda mühendisi olmayan birinin konunun uzmanından öğrenip öyle anlatması gerekiyor. Çünkü gıda mühendisleri bilmediğimiz birçok enzim, derece ve çözeltileri de doğal olarak işin içine katıp açıklıyor ve anlaması güç oluyor. Şimdi anlamak için biraz geriye biyoloji dersimize gideceğiz. BİLMENİZ GEREKENLER Sakkaroz: Bu bildiğiniz çay şekeri. Okuduğum ve öğrendiğim kadarıyla piyasada erişilebilir ve diğerlerine göre daha kaliteli olan şeker bu. Glikoz ve früktoz’un birleşiminden oluşuyor. Glikoz: Ancak sakkaroz pahalı olduğundan kimi zaman asitle parçalanarak glikoz ve früktoza ayrıştırılıyor ve glikozu kullanılıyor. Glikoz, sakaroza göre kat kat daha tatlandırıcı ve kat kat daha ucuz ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnvert Şeker</strong> ya da <strong>İnvert Şeker Şurubu</strong> nu gıda mühendisi olmayan birinin konunun uzmanından öğrenip öyle anlatması gerekiyor. Çünkü gıda mühendisleri bilmediğimiz birçok enzim, derece ve çözeltileri de doğal olarak işin içine katıp açıklıyor ve anlaması güç oluyor. Şimdi anlamak için biraz geriye biyoloji dersimize gideceğiz.</p>
<h2><strong>BİLMENİZ GEREKENLER</strong></h2>
<p><strong>Sakkaroz:</strong> Bu bildiğiniz çay şekeri. Okuduğum ve öğrendiğim kadarıyla piyasada erişilebilir ve diğerlerine göre daha kaliteli olan şeker bu. Glikoz ve früktoz’un birleşiminden oluşuyor.</p>
<p><strong>Glikoz:</strong> Ancak sakkaroz pahalı olduğundan kimi zaman asitle parçalanarak glikoz ve früktoza ayrıştırılıyor ve glikozu kullanılıyor. Glikoz, sakaroza göre kat kat daha tatlandırıcı ve kat kat daha ucuz bir şey. Ancak oldukça zararlı. Kanser ve bunun gibi rahatsızlıklara yol açıyor.</p>
<p><strong>Früktoz</strong>: Glikoza göre insan sağlığı için o kadar zararlı değil ve bilimsel olarak zararlı olduğunu kanıtlayan bir çalışma da yok ancak çok masum bir şeker türü değil.</p>
<h3><strong>PEKİ İNVERT ŞEKER NEDİR?</strong></h3>
<p>İnternet üzerinde Gıda Mühendisi olmayan biz sıradan kullanıcılar için <strong>invert şeker</strong> ile glikoz arasındaki farkın ne olduğuna ilişkin bir bilgi yok. Birçok yerde <strong>sulu sakkaroz</strong> olarak geçiyor. Bu da durumu glikoz şekerine göre daha masum gösteriyor ancak açıklaması şu. Yukarıda anlattığım üzere daha ucuz bir şeker türü elde etmek için sakkaroz asit yardımıyla parçalanıyor ve glikoz ile früktoza erişiliyordu. İnvert şekerin glikozdan tek farkı neyden elde edildiği. Glikoz GDO’lu mısır kullanılarak elde ediliyor. İnvert Şeker ise şeker pancarı kullanılarak. Durum bu kadar basit. Gene de glikozdan bir farkı yüzde ellisinin sakkorozdan diğer yüzde ellisinin de pancar şurubundan elde edilen glikozdan oluşması. Ancak temel olarak içinde glikoz var.</p>
<h4><strong>İNVERT ŞEKER ŞURUBU</strong></h4>
<p>Peki biz invert şeker şurubu ya da glikoz şurubu kullanılan bir yiyeceği nasıl tespit ederiz? Öncelikle ambalajlı bir ürün alıyorsak mutlaka arkasını kontrol etmeliyiz. Ancak Türkiye’de gerçek şeker kullanan bir marka neredeyse kalmadı ne yazık ki? Dışarda yemek yerkense eğer yediğiniz tatlı damağınızda yakıcı bir tat bırakıyorsa onun içinde glikoz olduğu bilmelisiniz sevgili okur. Kötü meyve sularında ve berbat baklavalarda sıkça karşılaşılır bu durumla.</p>
<h5><strong>PEKİ NE YAPMAMIZ GEREKİR?</strong></h5>
<p>Sevgili okurlar, kutsal bilgi kaynağı ekşi sözlükten edindiğim ancak bilimsel bir kaynak bulamadığımı da açıkça belirttiğim bir bilgiye göre <a href="https://eksisozluk.com/entry/10252472"><strong>1 litrelik sakkaroz 22 litrelik glikoz şurubuna</strong></a> denk. Normal sakkarozun yani çay şekerinin tüketimi bile riskli ve hastalıklara yol açan etkilere sahipken. Bunun 22 katını sunan glikozun etkilerini varın siz düşünün.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-6840" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/03/Çay-Şekeri.jpg" alt="" width="1180" height="762" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/03/Çay-Şekeri.jpg 1180w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/03/Çay-Şekeri-300x194.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/03/Çay-Şekeri-1024x661.jpg 1024w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/03/Çay-Şekeri-768x496.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/03/Çay-Şekeri-696x449.jpg 696w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/03/Çay-Şekeri-1068x690.jpg 1068w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2020/03/Çay-Şekeri-650x420.jpg 650w" sizes="(max-width: 1180px) 100vw, 1180px" /></p>
<p>Bu arada gene <a href="https://eksisozluk.com/entry/22164700"><strong>2001 yılında IMF’nin aldığı tedbirler</strong></a> kapsamında Türkiye’de şeker pancarı fabrikalarına el konduğunu da gene ekşisözlükten öğrendim. Yani bu halkın gerçek şekere erişimini ellerinden almış olabilirler. Bu sömürü düzenini anlatan, konuyla ilgili gelişmekte olan ülkelere girerek sağlıklı kaynaklarını sömüren Cargill adlı firmayı anlatan bir film var. Aksiyon filmi olsa ve derinliğe inmese de Cardiff adındaki kurgusal bir firma üzerinden durumu eleştiren <strong>Kaçış Yok</strong> adlı filmi Maiotik’te inceledik. O <a href="https://maiotik.com/no-escape-bakalim-harbiden-kacis-var-mi-yok-mu/"><strong>yazıya</strong></a> bekleriz.</p>
<p><strong>SON NOT:</strong> Torku’nun da daha önce ürünlerinde Pancar Şekeri kullanırken bazılarında artık invert şekere yer verdiğini aktardığımız <a href="https://maiotik.com/torku-bizi-aldatti-mi/"><strong>şöyle de bir içeriğimiz</strong></a> var.</p>
<p>Kendine iyi bak.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/invert-seker/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uykusuzluk: Bilim Çok Açık!</title>
		<link>https://maiotik.com/uykusuzluk-bilim-cok-acik/</link>
					<comments>https://maiotik.com/uykusuzluk-bilim-cok-acik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[bozkirinokuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2019 18:48:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Günde Kaç Saat Uyku Yeterli]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Hakkında Bilmedikleriniz]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Uzmanları Ne Diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[Uykuda Hangi Hormonlar Salgılanır]]></category>
		<category><![CDATA[Uykunun Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Uykusuzluğa İyi Gelecek İlaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Uyumazsak Ne Olur?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maiotik.com/?p=5983</guid>

					<description><![CDATA[Uykusuzluk ve uyku araştırmaları hep ilgimi çekmiştir. Uykunun tarihini, sosyolojik yanını, tıbbi açıklamalarını okur bilgi edinmeye çalışırım. Daha önce burada uykunun tarihi üzerine çalışan bir tarihçinin sanayi devrimi öncesinde insanların iki blok halinde uyuduğunu, sanayi devriminden sonra insanları aralıksız çalıştırmak adına tek blok halinde 8 saat uyku sloganının reklamlarla halka pompalandığı savını ortaya koyduğu bir araştırma paylaşmıştım. Araştırmacı, Gılgameş gibi en eskil metinlerde bile yaşamın sürekli olarak canlı olduğunu farklı metabolik özellikteki bireylerin günün farklı saatlerinde iki blok halinde uyuduğunu ve bu sayede yaşamın sürekli aktığını örnekliyordu. Günümüzdeyse insanın uykuyla kurduğu ilişki her geçen gün daha da sorunlu bir hale ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uykusuzluk ve uyku araştırmaları hep ilgimi çekmiştir. Uykunun tarihini, sosyolojik yanını, tıbbi açıklamalarını okur bilgi edinmeye çalışırım. Daha önce burada uykunun tarihi üzerine çalışan bir tarihçinin sanayi devrimi öncesinde insanların iki blok halinde uyuduğunu, sanayi devriminden sonra insanları aralıksız çalıştırmak adına tek blok halinde 8 saat uyku sloganının reklamlarla halka pompalandığı savını ortaya koyduğu bir araştırma paylaşmıştım. Araştırmacı, Gılgameş gibi en eskil metinlerde bile yaşamın sürekli olarak canlı olduğunu farklı metabolik özellikteki bireylerin günün farklı saatlerinde iki blok halinde uyuduğunu ve bu sayede yaşamın sürekli aktığını örnekliyordu.</p>
<p>Günümüzdeyse insanın uykuyla kurduğu ilişki her geçen gün daha da sorunlu bir hale geliyor. İletişim araçları, gözümüzü hiç ayırmadığımız telefon ekranından yayılan mavi ışıklar, trafikte, işte ve arkadaşlarla geçirilen zamandan uykuya vakit kalmaması, uyuduğumuz zaman da kaliteli bir uyku uyuyamamız gibi bir çok sorunla karşı karşıyayız. Bu sebeple cildimiz eskiyor, yaşlanıyor ve sağlıksız bireyler haline geliyoruz. En yorgun olduğumuz zamanlarda bile uyumamızı engelleyen uyku bozuklukları ve uyanıkken yapılan şeylerin pişmanlığı yüzünden dönülen saatler de cabası.</p>
<h2><strong>Peki ne yapalım?</strong></h2>
<p><strong>Çağımızın lüksü artık para değil sevgili okur, çağımızın en büyük lüksü uyku</strong>. <em><u>Kimse uykusunu alamıyor. İnanılır gibi değil hiç ama hiç kimse uykusunu alamıyor. 21. yüzyılın tuhaf bir rahatsızlığı</u></em>. Bunun için size yeni bir yöntem öneremeyeceğiz ancak <strong>wired.com</strong>’da yayımlanan bir makaleyi özetlemeli bir yaklaşımla sunarak sizi uyumaya güdülemeye çalışacağız.</p>
<p><strong>Uyku Uzmanı <a href="https://precisionmedicine.ucsf.edu/people/aric-prather-phd">Aric Prather</a></strong>, uyumayı beynin yıkanmasına benzetiyor. Aric Prather’e göre eğer sağlıklı bir uyku alamazsanız belleğiniz kirli ve bağlantısız ögelerle dolu oluyor. Ancak iyi bir uyku belleğinizdeki rafları düzenleyerek gündelik yaşamınızda sizi rahatlatıyor. İyi bir uyku beyni dinlendiriyor, metabozilmayı düzenliyor, toksinlerden kurtulmanızı sağlıyor ve birçok psikolojik rahatsızlığın da önüne geçiyor. Çünkü melatonin gibi birçok önemli hormonun büyük bir bölümü yalnızca gece düzgün bir uykuda salgılanıyor ve sağlıklı uyuyamayan insanlar bu hormanları düzgün salgılayamadıkları için öfkeli, aksi ve mutsuz insanlar haline geliyorlar.</p>
<p>Aric Prather uykusuzluk işinin şakasının olmadığını böyle giderse uyku sorunlarının gelecekte Alzheimer, Parkinson ve buna benzer hastalıkların sayısını artıracağını söylüyor.</p>
<h3><strong>Tamam güzel ama hala uyuyamıyoruz?</strong></h3>
<p>Bunun için Prather uyku biliminin geleceğinden umutlu olduğunu söylüyor. Tam olarak karşılayamasa da uyku gereksinmemizle karşılaşayamadığımız bir takım metabolik düzenleyiciler, hormonlar için gelecekte ilaçlar üretilebileceğini, bu sayede belleğimizin uykusuzluğa daha dayanıklı hale geleceğini ve yaşlanmanın da azalacağını düşünüyor. Ama uyarıyor. Çözümü geliyor diye düşünmeyin önleminizi bir an evvel alın uyku saatleriniz düzenleyin bu işin geri dönüşü yok diyor.</p>
<p><strong>NOT:</strong> Bu arada uzmanlar günde 45 dakikalık kesirmelerin belleğe iyi geldiğini hafızayı güçlendirdiğini de belirtiyorlar ama abartmadan.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/uykusuzluk-bilim-cok-acik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Japonya Obezite Oranları Neden Düşük?</title>
		<link>https://maiotik.com/japonya-obezite-oranlari-neden-dusuk/</link>
					<comments>https://maiotik.com/japonya-obezite-oranlari-neden-dusuk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[bozkirinokuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Nov 2019 12:01:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya'daki Obezite Oranları]]></category>
		<category><![CDATA[Obezite İçin Alınan Önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[Obezite Oranları Hızla Artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Obeziteyle Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Çağı Çocuklarında Obezite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maiotik.com/?p=5954</guid>

					<description><![CDATA[Dünyada obezite oranları gittikçe artmakta. Okul çağındaki çocuklarda da durum farklı değil. Söz gelimi Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde okul çağındaki çocuklarda görülen obezite bir önceki yıla oranla 3 kat, İngiltere&#8217;de 4 kat artmış. Ancak bu salgın neredeyse bütün dünyada aynı artış eğrisini izlerken Japonya bunların dışında kalıyor. Yanıtlayalım: Japonya obezite oranları neden düşük? Bunun üzerine uzmanlar da Japonya&#8217;daki okul çağı çocuklarında obezite artış oranının neden diğer ülkelere göre bu kadar az olduğunu araştırmaya başlıyor. Biliyorsunuz birçok istatistik çalışmasında Japonlar yaşam tarzları dolayısıyla istatistiğin dışına çıkarılarak hesaplanır çünkü kültürel olarak büyük farklılıkları vardır. Mütevazi yaşam sürmeleri, sadeliği ve azlığı ulus kültürüyle bir ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada obezite oranları gittikçe artmakta. Okul çağındaki çocuklarda da durum farklı değil. Söz gelimi Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde okul çağındaki çocuklarda görülen obezite bir önceki yıla oranla 3 kat, İngiltere&#8217;de 4 kat artmış. Ancak bu salgın neredeyse bütün dünyada aynı artış eğrisini izlerken Japonya bunların dışında kalıyor. Yanıtlayalım: Japonya obezite oranları neden düşük?</p>
<p>Bunun üzerine uzmanlar da Japonya&#8217;daki okul çağı çocuklarında obezite artış oranının neden diğer ülkelere göre bu kadar az olduğunu araştırmaya başlıyor. Biliyorsunuz birçok istatistik çalışmasında Japonlar yaşam tarzları dolayısıyla istatistiğin dışına çıkarılarak hesaplanır çünkü kültürel olarak büyük farklılıkları vardır. Mütevazi yaşam sürmeleri, sadeliği ve azlığı ulus kültürüyle bir biçimlemeleri bu farklılıklardandır. Ancak araştırmacılar kültürel düzeyde de olsa bu farklılığı, bu düşük obezite oranını detaylıca incelemek ve bunu sağlayan koşulları sorgulamak istemişler.</p>
<h2><strong>JAPONYA OBEZİTE ORANLARI</strong></h2>
<p><a href="http://www.med.or.jp/english/pdf/2005_01/034_041.pdf">Sonuçlar şunlar:</a> Bir kere Japonya ikinci dünya savaşından sonra uzun yıllar boyunca toparlanamamış bir ülke. Obezitenin dünyada yayılmaya başladığı 1970&#8217;li yıllarda Japonya&#8217;daki okulların yemekleri hala gelen uluslararası yardımlarla karşılanıyormuş, bir çok geçkin Japon süt ve ekmekten oluşan okul menülerini hatırladıklarını söylüyor. Bu kıtlığın verdiği bilinçle 1970&#8217;li yıllarda hem olanaksızlıktan hem de savaş durumunun içselleştirilmesinden obezite oranı artmamış.</p>
<p>Devamında ise Japon hükümetinin aldığı önlemler var. Bir çok ülkenin aksine Japonya&#8217;da çocuklar okul menülerini seçemiyorlar. Zorunlu bir yemek menüsü ile eğitim görüyorlar ve yemeklerine dokunmadıkları zaman da yaptırımları oluyor. Okula dışardan ya da evden yemek getirmek yasak. Okulda kantin ya da içecek, abur cubur veren bir otomat da yok. Çocuklar yemeklerini de gene nöbetleşe bir biçimde kendileri dağıtıyorlar. Durum böyle olunca çocuklar istese de obez olamıyor. Onlarda Avrupa&#8217;daki, Amerika&#8217;daki çocuklar kadar fiziksel oyun alanlarından uzaklaşmış durumdalar. Hatta hikikomori o topraklardan çıkma bir kavram ama kültürel avantajlarının yanında bu politik önlemlerle obezite oranları hayli düşürülmüş. İşte Japonya obezite oranları bu yüzden böyle düşük sevgili okur.</p>
<p>Bizde de tek bir menü olsa çocuklarımız kendi yemeklerini servis etse hem sorumluluk duyguları gelişse hem çocuklarımızın aç olmadığından emin olsak hem de sağlıklı beslendiklerini görsek fena mı olur?</p>
<p><strong>NOT:</strong> Hatırlatın bir ara Hasan&#8217;a aç olduğu için izin isteyip sürekli lavaboya su içmeye giden öğrencisinin öyküsünü anlattıralım.</p>
<p><strong>KAYNAK: Washington Post</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/japonya-obezite-oranlari-neden-dusuk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Marketteki Domates Neden Tatsız?</title>
		<link>https://maiotik.com/marketteki-domates-neden-tatsiz/</link>
					<comments>https://maiotik.com/marketteki-domates-neden-tatsiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[bozkirinokuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 20:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Domates]]></category>
		<category><![CDATA[Domates Nasıl Seçilir?]]></category>
		<category><![CDATA[Lezzetli Domatesler]]></category>
		<category><![CDATA[Market Domatesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarla Domatesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Domateslerin Sorunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maiotik.com/?p=5940</guid>

					<description><![CDATA[Biliyorsunuz yeryüzündeki hiçbir domates hormonsuz yetiştirilmiş tarla domatesi kadar lezzetli olamaz (türü de önemli tabi). Bu domatesler o kadar lezzetli olur ki üzerine az tuz ekeleyip tek başına löpür löpür, damlata damlata yiyebilirsiniz. Bir de marketlerde satılan, hepsi neredeyse kusursuz bir yuvarlaklık ve sertlikle servis edilen domatesler vardır. Bu domatesler tarla domateslerine göre gerçekten tatsızdırlar. İşte bu sorun bilim adamlarının da dikkatini çekmiş olacak ki Amerikan Ulusal Bilim Vakfı’nın Sebze Genomu Araştırma Projesi ile detaylı bir inceleme yapılmış. Konu Yalnızca Hormonlarla Alakalı Değil! Lezzetli olduğu düşünülen ve görece ilkel olduğu varsayılan bir domates türü var. Uluslararası bir araştırma ekibi dünyanın ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Biliyorsunuz yeryüzündeki hiçbir domates hormonsuz yetiştirilmiş tarla domatesi kadar lezzetli olamaz (türü de önemli tabi). Bu domatesler o kadar lezzetli olur ki üzerine az tuz ekeleyip tek başına löpür löpür, damlata damlata yiyebilirsiniz.</p>
<p>Bir de marketlerde satılan, hepsi neredeyse kusursuz bir yuvarlaklık ve sertlikle servis edilen domatesler vardır. Bu domatesler tarla domateslerine göre gerçekten tatsızdırlar. İşte bu sorun bilim adamlarının da dikkatini çekmiş olacak ki <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Ulusal_Bilim_Vakf%C4%B1"><strong>Amerikan Ulusal Bilim Vakfı</strong></a>’nın <strong>Sebze Genomu Araştırma Projesi</strong> ile detaylı bir inceleme yapılmış.</p>
<h2><strong>Konu Yalnızca <a href="https://maiotik.com/saglik/">Hormonlarla</a> Alakalı Değil!</strong></h2>
<p>Lezzetli olduğu düşünülen ve görece ilkel olduğu varsayılan bir domates türü var. Uluslararası bir araştırma ekibi dünyanın farklı yerlerinden 725 domates türünü <strong>bu ilkel domates</strong> ile karşılaştırmış ve saşırtıcı bir gerçekle karşılaşmış: Piyasadaki domateslerin %93’ü bugün 5000 civarı genini kaybetmiş durumdaymış.</p>
<p>Ancak sevindirici bir haber de var. Domateslerdeki hangi genlerin virüslerle savaştığını hangi genlerin lezzet verdiğini de araştırmaya başlayan ekip, sorun bulunduğuna göre artık çözümün de olanaklı olduğunu yeni üretilecek domateslere kaybolan genlerin tekrar yüklenebileceğini düşünmekte.</p>
<h2><strong>EN LEZZETLİ DOMATES</strong></h2>
<p>Yeri gelmişken. Yaşamımda yediğim en lezzetli domatesi ecemsiralines&#8217;in Fethiye Çalış&#8217;daki evinde yediğimi de belirtmek isterim. Yani tek başına tuz ekilip yenilebilecek muazzam bir domatesti. Hala her domates yediğimde ya da salatanın üzerine peynir eklediğimde o domatesi anımsarım. Öyle damak tadım için deli olduğun ayırt ettiğim yok ama iyisi ne kadar fark ediyor adamın yaşam standardını ne kadar üste çıkarıyor iyiynce anlıyor insan sevgili okur.</p>
<p>Buradan ecemsiralines&#8217;e sevgilerimi iletiyor Fethiye&#8217;deki evinin balkonundan çektiği fotoğrafları Maiotik&#8217;te yayımlasın da görelim demek istiyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/marketteki-domates-neden-tatsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Geni Maymunlara Enjekte Edildi</title>
		<link>https://maiotik.com/insan-geni-maymunlara-enjekte-edildi/</link>
					<comments>https://maiotik.com/insan-geni-maymunlara-enjekte-edildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[bozkirinokuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Nov 2019 16:04:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Aşılarda Maymun Geni]]></category>
		<category><![CDATA[Çinliler İnsan DNA'sını Maymuna Eklediler]]></category>
		<category><![CDATA[Çinliler İnsan Genlerini MAymuna Enjekte Ettiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çinlilerin Maymun Deneyi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Genlerini Maymunlara Eklediler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maiotik.com/?p=5889</guid>

					<description><![CDATA[Eskiden İsviçreli bilim adamları vardı artık Çinlileri de var sevgili okur. Eskiden Amerikalı yazılımcılar vardı artık Hintlileri de var. Küreselleşme ve iletişim araçları bir çok şeyi değiştirdi. Kültür farklılıkları hala duruyor ama bu sebeple kimi zaman bir Avrupalının cesaret edemeyeceği bir araştırmayı Çinli bir ekip yapabiliyor. (Burada Çinlilerin bu haberdeki araştırmayı yaptığı için olumlamadığımı ancak bir tarafın kültürel farklılıklar sebebiyle bunu yapmaya cüret edebildiğini anlatmaya çalışıyorum) Neyse bu yazımızın konusu insan geni. Tıp dünyası uzun süredir DNA düzenlemeleriyle uğraşıyor. İnsanlardaki hastalıklı genler bulunup temizlenmeye ya da hastalıkla savaşacak genler güçlendirilmeye çalışıyor. Bu konudaki gelişmeler de gün geçtikçe ciddileşiyor. Ancak Çinli ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eskiden İsviçreli bilim adamları vardı artık Çinlileri de var sevgili okur. Eskiden Amerikalı yazılımcılar vardı artık Hintlileri de var. Küreselleşme ve iletişim araçları bir çok şeyi değiştirdi. Kültür farklılıkları hala duruyor ama bu sebeple kimi zaman bir Avrupalının cesaret edemeyeceği bir araştırmayı Çinli bir ekip yapabiliyor. (Burada Çinlilerin bu haberdeki araştırmayı yaptığı için olumlamadığımı ancak bir tarafın kültürel farklılıklar sebebiyle bunu yapmaya cüret edebildiğini anlatmaya çalışıyorum) Neyse bu yazımızın konusu insan geni.</p>
<p><a href="https://maiotik.com/saglik/">Tıp</a> dünyası uzun süredir DNA düzenlemeleriyle uğraşıyor. İnsanlardaki hastalıklı genler bulunup temizlenmeye ya da hastalıkla savaşacak genler güçlendirilmeye çalışıyor. Bu konudaki gelişmeler de gün geçtikçe ciddileşiyor. Ancak Çinli bir ekip bu buluşları sıra dışı bir araştırmada kullanmaya karar vermiş ve insanın gen diziliminde bulunan ve bebeklerde beynin büyümesini sağlayan gen olduğu tespit edilen <a href="https://ghr.nlm.nih.gov/gene/MCPH1"><strong>MCPH1</strong> </a>adındaki insan geni ni maymunlara enjekte etmiş.</p>
<p>Gen, maymunlar henüz embiryo halindeyken zararsız bir virüsle 11 maymuna enjekte edilmiş. İlerleyen dönemde yalnızca beşi hayatta kalabilmiş ve beklenenin aksine beyinlerinde fiziksel bir büyüme görülmemiş.</p>
<p>Lakin kalan beş maymumun beşinde de hafızada güçlenme ve işlemleme süreçlerinde hızlanma görülmüş. Bilim dünyası şimdi bu etik olmayan çalışmayı ve sonuçlarının neler olabileceğini tartışıyor.</p>
<p>Siz ne düşünüyorsunuz?</p>
<p><strong>NOT:</strong> Çinlilerin söz konusu makalesinin National Science Review’de yayımlandığını belirteyim. Buna benzer başka bilimsel haberlerle de gene yayında olacağız sevgili okur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/insan-geni-maymunlara-enjekte-edildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fin Bebek Kutusu</title>
		<link>https://maiotik.com/fin-bebek-kutusu/</link>
					<comments>https://maiotik.com/fin-bebek-kutusu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[bozkirinokuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Nov 2019 19:49:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Annelik Başlangıç Kiti]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Bakım Kutusu]]></category>
		<category><![CDATA[Finlandiya'da Bebeklere Verilen Kutu]]></category>
		<category><![CDATA[Finlandiya'da Her Anneye Verilen Kutu]]></category>
		<category><![CDATA[Finliler Bebek Ölümü Oranlarını Nasıl Düşürdü?]]></category>
		<category><![CDATA[Hükümetlerin Annelere İlişkin Projeleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maiotik.com/?p=5842</guid>

					<description><![CDATA[Fin Bebek Kutusu&#8230; 1930’lu yıllarda yoksul bir ülke olan Finlandiya’da yeni doğanlar arasındaki ölüm oranı binde otuz beş gibi yüksek bir oranmış. Bunun üzerine hükümet gelir düzeyi düşük ailelere içinde bebek giysilerinden, çarşafa, oyuncaklara, banyo gereçlerine kadar birçok şey olan bir kutu yollamaya başlamış. Aynı zamanda bebeğin ilk yatağı olacak biçimde tasarlanan kutu bu yolla ülkenin bebek ölüm oranlarını azaltmaya başlamış. Tam olarak 1938 yılında başlayan proje ile kutular 1949’a kadar yalnızca yoksul ailelere gönderilmiş. 1949 yılıyla birlikte içeriği geliştirilerek Finlandiya’da doğum yapan her aileye gönderilmeye başlanmış. Annelik Başlangıç Kiti, Annelik Kutusu ya da Fin Bebek Kutusu olarak bilinen uygulama ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fin Bebek Kutusu&#8230; 1930’lu yıllarda yoksul bir ülke olan Finlandiya’da yeni doğanlar arasındaki ölüm oranı <strong>binde otuz beş</strong> gibi yüksek bir oranmış. Bunun üzerine hükümet gelir düzeyi düşük ailelere içinde bebek giysilerinden, çarşafa, oyuncaklara, banyo gereçlerine kadar birçok şey olan bir kutu yollamaya başlamış. Aynı zamanda bebeğin ilk yatağı olacak biçimde tasarlanan kutu bu yolla ülkenin bebek ölüm oranlarını azaltmaya başlamış.</p>
<p>Tam olarak 1938 yılında başlayan proje ile kutular 1949’a kadar yalnızca yoksul ailelere gönderilmiş. 1949 yılıyla birlikte içeriği geliştirilerek Finlandiya’da doğum yapan her aileye gönderilmeye başlanmış. <strong>Annelik Başlangıç Kiti</strong>, <strong>Annelik Kutusu</strong> ya da <strong>Fin Bebek Kutusu</strong> olarak bilinen uygulama nereden geldiğine bakılmaksızın hükümetin Finlandiya’da doğum yapan herkese gönderdiği bir armağan olmuş.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5845" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/11/Finlandiyadaki-Kutu.jpg" alt="" width="816" height="960" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/11/Finlandiyadaki-Kutu.jpg 816w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/11/Finlandiyadaki-Kutu-255x300.jpg 255w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/11/Finlandiyadaki-Kutu-768x904.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/11/Finlandiyadaki-Kutu-600x706.jpg 600w" sizes="(max-width: 816px) 100vw, 816px" />Ancak Finliler bu kutuyu almak için yeni düzenlemeler de gelmesi gerektiğini düşünmüş. Fin bebek kutusu na ücretsiz sahip olabilmeleri için bebek bekleyen kadınların hamileliklerinin dördüncü ayına kadar ücretsiz bir doktor kontrolüne ya da belediyeye ait sağlık kliniğine gitmesini zorunlu tutmuş. Böylece kutu, bebeklerin yaşamını iyileştirdiği gibi anneleri de koruyucu bir kimlik kazanmış.<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5846" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/11/Kutu-İçeriği.jpg" alt="" width="528" height="840" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/11/Kutu-İçeriği.jpg 528w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/11/Kutu-İçeriği-189x300.jpg 189w" sizes="auto, (max-width: 528px) 100vw, 528px" /></p>
<h2><strong>KUTUNUN DEĞERİ</strong></h2>
<p>Şu an Finlandiya’daki aileler 140 avroluk bir maddi desteği ya da doğrudan bebek kutusunu alabiliyorlar. Ancak ailelerin yüzde 95’i çok daha değerli olduğu ve bir gelenek haline geldiği için bu kutuyu seçiyor. Kutu aynı zamanda Finli çocukların belleğinde de yer etmiş. Onların sosyal arka planlarını da ortaklaştıran bir kültürel simge olmuş.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-5843" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/11/Finalndiya-Kutusunun-eski-hali.jpg" alt="" width="950" height="677" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/11/Finalndiya-Kutusunun-eski-hali.jpg 624w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/11/Finalndiya-Kutusunun-eski-hali-300x214.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/11/Finalndiya-Kutusunun-eski-hali-600x428.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 950px) 100vw, 950px" />Eğer Atatürk’ün bize gösterdiği yolda ilerleyecek ve çağdaş ülkelerin seviyesine hatta onların da üzerine çıkacaksak insana henüz doğmadan yatırım yapmaya başlamamız gerekiyor. Yeni doğan bebeklerle ilgili projelerin sayısını artırmamız gerek. Ülkemizde bir türlü uygulanamamış 0 – 7 yaş arasında nitelikli kitaba başlangıç projelerini yaşama geçirmemiz gerek.</p>
<p>İş, büyük tümceler kurarak olmuyor. Bu alana yatırım yapmak nasıl ilerleneceğine ilişkin yol haritaları çıkarmak gerekiyor. Daha önce Milli Eğitim Bakanlığı’nın ARGE bölümüne uzmanlık alanım olduğu için sözünü ettiğim kitaba başlangıç projesi teklifimi sundum ancak yer demir gök bakır. Ya da ben yolunu yordamını bilemedim.</p>
<p>Yeterince geç kaldık. Söz gelimi <a href="https://www.booktrust.org.uk/what-we-do/programmes-and-campaigns/bookstart/families/">İngiltere’de</a> bugüne kadar 0 – 7 yaş arasında on milyon çocuk kitapla buluşmuşken bizim çocuklarımız duyusal anlamda yoksul, kitapla ilişki kurmadan okul sıralarına geliyorlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/fin-bebek-kutusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sahte Et Nedir?</title>
		<link>https://maiotik.com/sahte-et-nedir/</link>
					<comments>https://maiotik.com/sahte-et-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ecemsiralines]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Oct 2019 16:22:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Beyond Meat]]></category>
		<category><![CDATA[Burger King]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükbaş hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan tabanlı et]]></category>
		<category><![CDATA[Impossible Food]]></category>
		<category><![CDATA[Impossible Whopper]]></category>
		<category><![CDATA[sahte et]]></category>
		<category><![CDATA[Sahte et nedir]]></category>
		<category><![CDATA[sahte hamburger]]></category>
		<category><![CDATA[sahte hamburger olur mu?]]></category>
		<category><![CDATA[vegan burger]]></category>
		<category><![CDATA[Vegan Et]]></category>
		<category><![CDATA[Vegan Hamburger]]></category>
		<category><![CDATA[vegan whopper]]></category>
		<category><![CDATA[vegan yiyecekler]]></category>
		<category><![CDATA[whopper]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Et]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maiotik.com/?p=5444</guid>

					<description><![CDATA[Selam sevgili okur! Bugün sahte et üretimi hakkında bilgi vereceğim. İlk önce ilk sahte et Tofu adında milattan önce 965 yılında Çin&#8217;de kullanıldı(günümüzde de kullanılmaya devam ediliyor.) Çok sonraki yıllarda ise Winston Churchill 1931 yılında sahte etin geleceğini tahmin edip &#8220;Bundan elli yıl sonra kanat veya but yemek için koskoca tavuğu harcamak zorunda kalmayacağız. Bu parçalar laboratuvarda üretilebilecek&#8221; demişti. Daha sonra Hollandalı bilim insanı Mark Post 2013 yılında tamamen laboratuvarda üretilen bir hamburgeri tanıtmıştı. Hayvanlardan alınan hücreler ile üretilen bu hamburgerin fiyatının 270.000 avro olması o zamanlar işleri zorlaştırdı. Ancak günümüzde bu fiyat yeni start uplar tarafından %99 oranında düşürüldü ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selam sevgili okur! Bugün sahte et üretimi hakkında bilgi vereceğim. İlk önce ilk sahte et <em>Tofu</em> adında milattan önce 965 yılında Çin&#8217;de kullanıldı(günümüzde de kullanılmaya devam ediliyor.) Çok sonraki yıllarda ise <em>Winston Churchill</em> 1931 yılında sahte <img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-5447 size-medium alignleft" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/10/Screen_Shot_2018-11-26_at_6.13.40_PM_1280x1280-268x300.png" alt="" width="268" height="300" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/10/Screen_Shot_2018-11-26_at_6.13.40_PM_1280x1280-268x300.png 268w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/10/Screen_Shot_2018-11-26_at_6.13.40_PM_1280x1280.png 572w" sizes="auto, (max-width: 268px) 100vw, 268px" />etin geleceğini tahmin edip <em>&#8220;Bundan elli yıl sonra kanat veya but yemek için koskoca tavuğu harcamak zorunda kalmayacağız. Bu parçalar laboratuvarda üretilebilecek&#8221;</em> demişti. Daha sonra Hollandalı bilim insanı <em>Mark Post </em>2013 yılında tamamen laboratuvarda üretilen bir hamburgeri tanıtmıştı. Hayvanlardan alınan hücreler ile üretilen bu hamburgerin fiyatının 270.000 avro olması o zamanlar işleri zorlaştırdı. Ancak günümüzde bu fiyat yeni start uplar tarafından %99 oranında düşürüldü ve sadece kırmızı etle kalmadılar tavuk, hindi ve ton balığı da ürettiler. İneksiz sütten ve tavuksuz yumurtadan bahsetmiyorum bile!</p>
<p>Bugün birçok firma sahte et üretiyor. Söz gelimi <em>Beyond Meat</em> markası sahte çıkardı ve süpermarketlerle anlaşma imzalamak üzere.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-5446 size-full" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/10/imossiblewhopper.jpg" alt="" width="1024" height="576" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/10/imossiblewhopper.jpg 1024w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/10/imossiblewhopper-300x169.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/10/imossiblewhopper-768x432.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/10/imossiblewhopper-696x392.jpg 696w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/10/imossiblewhopper-747x420.jpg 747w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><em>Burger King,</em> geçen nisan ayında ABD&#8217;deki 7300 restoranında <strong><em>“Impossible Whopper”</em></strong> satacağını duyurdu. Aslında bu vegan bir burger fakat etten hiçbir farkı yok. Et gibi görünüyor, kokuyor, pişiyor hatta ve hatta tadının da et gibi olması cabası! Peki bu<em> Impossible Burger&#8217;</em>in içinde ne olacak? <em>Patates, yağ, glütensiz soya, heme maddesi, metilselülöz, soya fasulyesi </em>ve <em>hindistan cevizi</em>.</p>
<h3><strong>Peki Bu Burgerdeki Kan Nereden Geliyor? </strong></h3>
<p>Hamburgeri ısırdığımızda et hissiyatını alabilmemiz için düşünülmüş bu olayı, <em>Beyond Meat</em> pancar kökü kullanarak sağlıyor. <em>Impossible Food</em> ise bir tık ileriye gidip: <em>Heme</em> adı verilen hemoglobin molekülünün proteinsiz kısmını kullanıyor. Bu hem bitkilerde hem de hayvanlarda bulunabiliyor. Genetiği değiştirilmiş mayadan elde ediliyor ve bu mayada bira üretimi gibi bir aşamadan geçiyor fakat alkol yerine <em>Heme</em> ortaya çıkıyor.<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5448" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/10/BURGERS-FAKEVREAL-e1571090422634.png" alt="" width="700" height="313" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/10/BURGERS-FAKEVREAL-e1571090422634.png 700w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/10/BURGERS-FAKEVREAL-e1571090422634-300x134.png 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/10/BURGERS-FAKEVREAL-e1571090422634-600x268.png 600w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>2020 yılında hayvansız üretilmiş etin herkesin satın alabileceği fiyatlara düşeceği tahmin ediliyor. Kısacası geleceğin yeni yiyeceği hayvan tabanlı etler.</p>
<p>Kısa kısa bilgilere gelecek olursak;</p>
<ul>
<li>Dünyada 1,4 milyar büyükbaş hayvan bulunmakta.</li>
<li>Beyond şirketi’nin değeri yaklaşık 1,2 milyar Euro.</li>
<li>26 şirket sahte et üretiyor.</li>
<li>Impossible firması her ay 454.000 kg sahte et üretebiliyor.</li>
<li>Hayvancılık nedeniyle atmosfere %14,5 oranında sera gazı yayılıyor.</li>
<li>Eğer gezegendeki herkes vegan olursa, bir insana ait karbon ayak izinin %30 küçüleceği tahmin ediliyor.</li>
</ul>
<p><strong>EDİTÖRÜN NOTU:</strong> Habere ilişkin olarak şu <a href="https://maiotik.com/lewis-hamilton-vegan-hamburgerci-acti"><strong>Hamilton&#8217;un açtığı Vegan Burger Restoranı</strong></a>na da bi bakabilirsin sevgili okur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/sahte-et-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Poşet Çay Yüksek Miktarda Plastik İçeriyor</title>
		<link>https://maiotik.com/poset-cay-yuksek-miktarda-plastik-iceriyor/</link>
					<comments>https://maiotik.com/poset-cay-yuksek-miktarda-plastik-iceriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[bozkirinokuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Sep 2019 20:05:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Poşet Çay Kanser mi Yapıyor?]]></category>
		<category><![CDATA[Poşet Çay Tavsiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Poşet Çaylar Kansorejen mi?]]></category>
		<category><![CDATA[Poşet Çaylar Sağlıklı mı?]]></category>
		<category><![CDATA[Poşet Çaylar'da Plastik mi Var?]]></category>
		<category><![CDATA[Poşet Çaylarda Boya mı Var?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maiotik.com/?p=4646</guid>

					<description><![CDATA[Kanada McGill Üniversitesi&#8216;nden bir grup bilim adamı incelemeler yapıyor. 95 santigrat dereceye kadar ısıtılan poşet çay bu sıcaklıkta, bir bardak çaya 100 nanometre ile 5 milimetre arasında değişen 11.6 milyar mikroplastik parça bıraktıyor. Hazır gıda ürünlerinin birçoğunda plastik olduğunu anlatıyorlar. Ekip lideri Natalie Tufenkji, bu oranın çayda diğerlerinden kat kat fazla bir rakama denk geldiğini de paylaşıyor. Masa tuzunu örnek veren Tufenkji, tuzun bir gramında 0.005 mikrogram plastik olduğunu aktarıyor. Bir bardak çayda ise bundan binlerce kat daha fazla yaklaşık 16 mikrogram plastik olduğunu söylüyor. Tufenkji’nin takımı bu incelemeyi yapabilmek için Montreal’deki birçok farklı markanın poşet çayını almış, hatta kafelerdeki ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanada <a href="https://www.mcgill.ca/">McGill Üniversitesi</a>&#8216;nden bir grup bilim adamı incelemeler yapıyor. 95 santigrat dereceye kadar ısıtılan poşet çay bu sıcaklıkta, bir bardak çaya 100 nanometre ile 5 milimetre arasında değişen 11.6 milyar mikroplastik parça bıraktıyor.</p>
<p>Hazır gıda ürünlerinin birçoğunda plastik olduğunu anlatıyorlar. Ekip lideri Natalie Tufenkji, bu oranın çayda diğerlerinden kat kat fazla bir rakama denk geldiğini de paylaşıyor. Masa tuzunu örnek veren Tufenkji, tuzun bir gramında 0.005 mikrogram plastik olduğunu aktarıyor. Bir bardak çayda ise bundan binlerce kat daha fazla yaklaşık 16 mikrogram plastik olduğunu söylüyor.</p>
<p>Tufenkji’nin takımı bu incelemeyi yapabilmek için Montreal’deki birçok farklı markanın poşet çayını almış, hatta kafelerdeki çaylara kadar veri toplamış sonra da elektron mikroskobu ve <strong>spektroskopi(1)</strong> ile 95 santigrat derecede ne kadar plastik bıraktıklarına bakmış.</p>
<h2><strong>Potansiyel Tehlike</strong></h2>
<p>Bazı alanlarda içme suyunda da ciddi miktarda plastik olduğunu belirten <strong>Dünya Sağlık Örgütü</strong> bu durumun insan <a href="https://maiotik.com/saglik/">sağlığı</a> için tehdit oluşturduğuna ilişkin bir kanıt bulunmadığını söylüyor ancak Tufenkji’nin su pireleri üzerinde yaptığı bir başka analize göre, içinde yoğun miktarda plastik olan suyun içinde yaşayan su pirelerinin ölmediğini ancak ciddi gelişim bozuklukları ve davranış değişiklikleri yaşadığını söylüyor.</p>
<p>Sözlerini bu alanda daha fazla çalışma yapılması gerektiğiyle bitiren Tufenkji, bizlere de çok fazla poşet çay içmemeyi tavsiye ediyor.</p>
<p><strong>Dipnot 1:</strong> maddeden salınan parçalarının ışık ve ses ile izlenmesi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/poset-cay-yuksek-miktarda-plastik-iceriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lewis Hamilton Vegan Hamburgerci Açtı</title>
		<link>https://maiotik.com/lewis-hamilton-vegan-hamburgerci-acti/</link>
					<comments>https://maiotik.com/lewis-hamilton-vegan-hamburgerci-acti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[bozkirinokuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Sep 2019 17:17:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bitki Bazlı Tavuk]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilton'un Açtığı Vegan Restoran]]></category>
		<category><![CDATA[Lewis Hamilton]]></category>
		<category><![CDATA[Sebze'den Üretilen Tavuk]]></category>
		<category><![CDATA[Vegan Hamburger]]></category>
		<category><![CDATA[Vegan Hamburger Var mı?]]></category>
		<category><![CDATA[Vegan Hamburgerci]]></category>
		<category><![CDATA[Vegan Restoranlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://maiotik.com/?p=4211</guid>

					<description><![CDATA[ÖZET: Yazıda Lewis Hamilton ve Beyond Meat&#8217;ın sahibi Tommaso Chiabra işbirliğiyle kurulan&#8221;The Neat Burger&#8221; adındaki vegan hamburgerciden ve fast food sektöründeki gelişmelerden söz ediyoruz. OKUMA SÜRESİ: 5 Dakika Ünlü sporcular ya da aktörler genelde restoran ya da otel benzeri işlere yatırım yapıyorlar bu doğru. Ancak Lewis Hamilton diğerlerinden biraz farklı. 5 formula şampiyonluğu bulunan Hamilton, gündelik yaşamında sebze odaklı besleniyor dolayısıyla yatırımını da  ilkeleriyle çelişmeyecek bir biçimde bu alanda yapmaya karar vermiş. Hamilton bir zincir olarak düşündüğü vegan hamburger restoranının ilkini 2 Eylül’de Londra’da açtı. The Neat Burger adındaki restoran, vegan fast food zincirine sahip ilk hamburgerci olmayı amaçlıyor. Hamilton ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>ÖZET:</strong> Yazıda Lewis Hamilton ve Beyond Meat&#8217;ın sahibi Tommaso Chiabra işbirliğiyle kurulan&#8221;The Neat Burger&#8221; adındaki vegan hamburgerciden ve fast food sektöründeki gelişmelerden söz ediyoruz.</em></p>
<p><em><strong>OKUMA SÜRESİ:</strong> 5 Dakika</em></p>
<p>Ünlü sporcular ya da aktörler genelde restoran ya da otel benzeri işlere yatırım yapıyorlar bu doğru. Ancak <strong>Lewis Hamilton</strong> diğerlerinden biraz farklı. 5 formula şampiyonluğu bulunan Hamilton, gündelik yaşamında sebze odaklı besleniyor dolayısıyla yatırımını da  ilkeleriyle çelişmeyecek bir biçimde bu alanda yapmaya karar vermiş.</p>
<p>Hamilton bir zincir olarak düşündüğü vegan hamburger restoranının ilkini 2 Eylül’de Londra’da açtı. <strong>The Neat Burger</strong> adındaki restoran, vegan fast food zincirine sahip ilk hamburgerci olmayı amaçlıyor. Hamilton elbette böyle büyük bir işe tek başına girmiş değil. Amerika’nın en büyük et alternatifi yiyecek üreticisi <strong>Beyond Meat</strong>’in de sahibi italyan girişimci <strong>Tommaso Chiabra</strong> adında biriyle çalışıyor.<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4215" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Neat-Burger-İç-Tasarım.jpg" alt="" width="808" height="608" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Neat-Burger-İç-Tasarım.jpg 808w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Neat-Burger-İç-Tasarım-300x226.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Neat-Burger-İç-Tasarım-768x578.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Neat-Burger-İç-Tasarım-600x451.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 808px) 100vw, 808px" /></p>
<h2><strong>Beyond Meat</strong></h2>
<p>Beyond Meat, daha önce KFC için de bitki bazlı bir tavuk burger çıkarmış, çıkardığı burger deneme aşamasında bile 5 saat içinde tükenmişti. Fast food endüstrisinin ete dayalı olduğu sürece artan dünya nüfusuna bağlı olarak artık sürdürülebilir olmadığını ve üretilen etlerin de temiz olmadığını anlatan Chiabra, Hamilton’la birlikte kurdukları The Neat Burger’ın insanları temiz hamburgerle buluşturmayı hedeflediğini anlatıyor. İnsanların yemek yeme alışkanlıklarını değiştirmeyi uman girişimin üç hamburger seçeneği var: The Neat, The Cheese, The Chick’n. Bir de bitki bazlı sosisten yapılan bir hot dog varmış devamında elbette patates. Onun dışında bitki bazlı soslar ve içecek olarak da geçenlerde Jaden Smith’in çıkarmış olduğu “Just Water” adındaki su ve limonata seçenekleri varmış.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4213" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Etsiz-Hamburger.jpg" alt="" width="808" height="425" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Etsiz-Hamburger.jpg 808w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Etsiz-Hamburger-300x158.jpg 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Etsiz-Hamburger-768x404.jpg 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Etsiz-Hamburger-600x316.jpg 600w" sizes="auto, (max-width: 808px) 100vw, 808px" /></p>
<p>Zincirin ilk mağazasını İngiltere’de açmasının da belirli sebepleri var. Vegan Fast Food, İngiltere’de en hızlı büyüyen sektörlerden biri. Deliveroo’ya göre ülkedeki vegan restoranların sayısı geçen yıla göre %128, çevrimiçi yemek siparişlerinde vegan yiyecekler tercih eden insanların sayısı ise geçen yıla göre %322 oranında artmış durumda.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4212" src="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Beyond-Meat.png" alt="" width="1200" height="801" srcset="https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Beyond-Meat.png 1200w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Beyond-Meat-300x200.png 300w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Beyond-Meat-768x513.png 768w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Beyond-Meat-1024x684.png 1024w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Beyond-Meat-360x240.png 360w, https://maiotik.com/wp-content/uploads/2019/09/Beyond-Meat-600x401.png 600w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p>Umarız <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Lewis_Hamilton">Hamilton</a> çıktığı bu yolda başarılı olur. Hatta böyle giderse büyük olasılıkla İstanbul, İzmir, Ankara gibi kentlere de gelir.</p>
<p>Görüşmek üzere sevgili okur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://maiotik.com/lewis-hamilton-vegan-hamburgerci-acti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
