Merhaba canlar, uzunca bir aradan sonra yeni iki adet çok efsane film ile koşarak geldim.

Nazilere ve Adolf Hitler’e karşı her zaman bir merakım olmuştu. Birinci filmimiz Hitler hakkında anlayacağınız gibi ama klasiklerden çok daha trajikomik ve ironik diyebiliriz.

İkincisi ise bu aralar merak sardığım Kuzey Kore hakkında. Zamanında Amerika’da dahi yasaklanmış bu film. Kuzey Kore’de olaylar olmuş ama sonra Obama düşünce özgürlüğüdür deyip yayınlanmasına izin vermiş. Yüzlerce sinemada ve onlarca internet sitesinde gösterime girmiş bir film. Aranızda izleyenler muhakkak vardır ama ben daha geçenlerde keşfettim.

İzlemişler var ise muhakkak yorumlarını bekliyorum diyor ve filmlere geçiyorum:

1.Er İst Wieder Da (2015)

(IMDB 7,1)

Film, Führer’in 21. yüzyılda Almanya’da tekrardan canlanması ile başlıyor. Bu sırada da haberleri pek tutulmayan bir gazeteci iş yerinden kovulduğunda Hitler ile ilgili duyumlar alıyor. Çok ses getirebileceği bir belgesel çekmeyi planlıyor ve Almanya’yı karış karış dolaşıp insanlara soru sormaya başlıyor. Bir şekilde televizyon dünyasına geri dönen gazetecinin Kaçık Hitler’i çok tutuluyor ve film böylesine akıp gidiyor. Yüzümü güldüren sahnelerden bahsetmek istiyorum: Birincisi Almanya’da canlanan Hitler’in ilk eline aldığı Sabah ve Sözcü gazeteleri. İkincisi ise “Yıldırım Kuru Temizleme” şöyle göstereyim:

Türk her yerde Türk deyip yüzümüzde tebessüm oluşturan teyzemiz(izleyin anlayacaksınız).

Diğer bir sahnede şöyle bir şeydi ama baya güldüm:

İşin şu kısmını sevdim: Alman toplumunu her yönden ele alıp her bakışa yer vermişler. Bazıları filmi beğenmemiş olsa da bence çok dobra bir film. Gerçekten Hitler canlanıp gelse günümüz Almanya’sında nasıl hızla yükseleceğini Almanlara çok açık belirtmiş olamakla beraber Alman toplumunun şikayetleri de açıkça ortaya konmuş.

Almanların içinde o inkar ettikleri milliyetçiliği de görebiliyorsunuz. İlber Ortaylı da bir konuşmasında milliyetçilik hakkında “Almanlar yapmaz görünür ama yapar.” diyordu. Film bazen ağır bazen hızlı ve keyifli ilerliyor oyunculukları da fena değil ben sevdim izlenmeyecek kadar kötü değil yani.

En can alıcı kısım bence hafızası sürekli gidip gelen yaşlı bir Yahudi kadının, herkesin deli veya kaçık olarak hitap ettiği Hitler’i bir bakışta tanıyıp çığlıklar içinde oradan kovmasıydı. Çok net bir tavır etkileniyor insan tabi. Film komedi adı altında geçiyor ama her olaya komedi olarak bakmamak lazım değil mi?

2.The Interview (2014)

(IMBd 6,6)

Bu filmimiz, Amerika’da düzeyli(!) ve çok tutulan bir gece programını sunan iki ayrılmaz arkadaşın sundukları programın Kim Jong’un da en sevdiği program olduğunu söylemesi ile başlıyor. Şunu söylemem gerek: Film ABD standartlarına göre bizim Türkiye’deki Recep İvedik seviyesinde lakin elbette daha kalitede bir film. Sonra Kore’de bir program çekilmesi planlanıyor ve CIA de bizim bu iki adama Kim Jong’u öldürülmesi için görev veriyor. Olaylar Kore’ye varınca gelişmeye başlıyor. Çok siyasi bir vurguları yok. Gençlerin eğlenmesi için yapılmış bir film.

Sadece son sahnelerde vurgulamalar ve ufak tefek imgeler var. Arada çok rahatsız eden sahneler olsa da birkaç entantane için de filmi komple çöpe atmak olmaz diyor ve Kuzey Kore hakkında bir bilginiz olmasa da her şeyi ortaya döken bir film olduğunu söylüyoruz. Ben sevdim.

Ben sadece düz bir izleyiciyim, film eleştirmek falan benim haddimi aşar. Bu iki filmi de çok sevdim ve sizlerle paylaşmak istedim. Umarım sizde seversiniz, Hoşçakalın efem.